Türkiye’de çocukların yaklaşık yüzde 40’ının yoksulluk ya da sosyal dışlanma riski altında olduğu bir tabloda, okullarda bir öğün ücretsiz yemek yerine Ramazan etkinliklerinin öne çıkarılması, sosyal politika önceliklerine dair sert bir tartışmayı yeniden alevlendirdi.
Ekonomist İnan Mutlu’nun sosyal medya platformu X’te paylaştığı ve Eurostat verilerine dayanan grafiğe göre, Türkiye’de çocukların yüzde 39,5’i yoksulluk ya da sosyal dışlanma riski altında bulunuyor. Bu oran, yaklaşık 8 milyon 724 bin çocuğa karşılık geliyor. Türkiye, listede ilk sıralarda yer alırken; Bulgaristan, İspanya ve Romanya gibi ülkelerin de üzerinde konumlanıyor. Veriler, Avrupa ortalamasının belirgin biçimde üzerinde bir çocuk yoksulluğuna işaret ediyor.
Yoksullukta Avrupa Zirvesi
Eurostat’ın 2024 yılına ilişkin “yoksulluk ya da sosyal dışlanma riski altındaki çocuk oranı” göstergesi, hane gelir yetersizliği, ciddi maddi yoksunluk ve düşük iş yoğunluğu gibi kriterleri esas alıyor. Türkiye’nin yüzde 39,5’lik oranı, yaklaşık her 10 çocuktan 4’ünün temel ihtiyaçlara erişimde risk altında olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, çocuk yoksulluğunun yalnızca bugünü değil, uzun vadeli toplumsal eşitsizlikleri de derinleştirdiğini vurguluyor. Yetersiz beslenme, eğitim başarısında düşüş, erken yaşta işgücüne katılım ve sosyal dışlanma gibi zincirleme sonuçlar, yoksulluğun kuşaklar arası aktarımını hızlandırıyor.
Okulda Bir Öğün Tartışması
Türkiye’de uzun süredir muhalefet partileri ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, devlet okullarında tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek verilmesini talep ediyor. Bu çağrılar, özellikle artan gıda fiyatları ve derinleşen enflasyon karşısında daha görünür hale geldi.
Buna karşın, son dönemde bazı okullarda Ramazan ayı kapsamında düzenlenen etkinlikler – ilahi dinletileri, manevi içerikli programlar ve tematik organizasyonlar – sosyal medyada tartışma yarattı. Eleştiriler, ekonomik krizin en ağır sonuçlarını yaşayan çocuklar için önceliğin beslenme ve temel ihtiyaçlar olması gerektiği yönünde yoğunlaşıyor.
Ekonomist İnan Mutlu da paylaşımında, “İktidar çocuklara okullarda bir öğün yemek sunmuyor. Bunun yerine ilahi dinletiyor” ifadeleriyle bu çelişkiye dikkat çekti.
Sosyal Politika Öncelikleri
Hükümet kanadı, sosyal yardımların ve aile destek programlarının sürdüğünü belirtirken; eleştirmenler mevcut desteklerin yoksulluğun boyutunu karşılamaktan uzak olduğunu savunuyor. Uzmanlara göre çocuk yoksulluğu ile mücadelede doğrudan gelir desteği, ücretsiz okul yemeği, erken çocukluk eğitimi yatırımları ve yerel düzeyde sosyal hizmet kapasitesinin güçlendirilmesi kritik önem taşıyor.
Ekonomik göstergeler ile okullardaki dini içerikli etkinliklerin eş zamanlı gündeme gelmesi, kamusal kaynakların kullanım öncelikleri konusunda daha geniş bir tartışmayı tetikliyor. Eleştiriler, “manevi değerler” ile “maddi ihtiyaçlar” arasında bir tercih yapılmasının değil, sosyal devlet ilkesinin gereği olarak her iki alanın da dengeli ve hak temelli bir çerçevede ele alınması gerektiği yönünde.
Ancak mevcut tablo, milyonlarca çocuğun temel beslenme ve yaşam koşullarında risk altında olduğu bir ülkede, sosyal politikanın merkezine hangi önceliğin yerleştirildiği sorusunu daha görünür hale getiriyor.
Kaynaklar:
- Eurostat, “At risk of poverty or social exclusion (AROPE) – Children, 2024” verileri
- İnan Mutlu’nun X (Twitter) hesabı üzerinden yaptığı paylaşım ve paylaşılan grafik
- Çocuklar Açken İlahi: Yoksulluk Verileri ile Ramazan Etkinlikleri Arasındaki Derin Uçurum - 27 Şubat 2026
- Çocuğun Bedeli: Piyasanın Soğuk Hesabı - 26 Şubat 2026
- Emekliye “Kaynak Yok”, Faize Yüzde 14: Bütçede Tercih Tartışması - 25 Şubat 2026














