David Harvey, New Statesman’da yayımlanan makalesinde, 2008 krizinden neoliberal ideolojinin yükselişine uzanan bir hatta kapitalizmin “içsel çelişkilerini” yeniden tartışmaya açarak, dünyayı değiştirme iddiasının ancak sermayenin işleyiş yasalarını kavramakla mümkün olabileceğini savundu.
David Harvey, New Statesman’da yayımlanan yazısında, yeni kitabı The Story of Capital üzerinden sermayenin üretim tarzındaki “sistemik riskleri” analiz ediyor. Harvey’e göre 2008 küresel finans krizinin ardından İngiliz Kraliçesi’nin ekonomistlere yönelttiği “Bu krizi neden öngöremediniz?” sorusu, yalnızca teknik bir hataya değil, kapitalist sistemin çelişkilerinin görmezden gelinmesine işaret ediyordu.
Çelişki Kavramı Ve Krizin Mantığı
Harvey, analizini Karl Marx’ın siyasal ekonomi eleştirisine dayandırıyor. Marx’ın Grundrisse ve Kapital’de geliştirdiği “çelişki” kavramını merkeze alan Harvey, mikro düzeyde kâr maksimizasyonu için rasyonel görünen davranışların, makro düzeyde sistemik krizlere yol açtığını savunuyor.
Bireysel kapitalistler, rekabet baskısıyla emek verimliliğini artıran teknolojilere yatırım yaparken; Marx’a göre değerin kaynağı olan emek miktarı azalıyor. Bu durum uzun vadede kârlılık oranlarının düşmesi riskini doğuruyor. Harvey, bu gerilimin basit bir “politik hata” değil, sistemin yapısal özelliği olduğunu ileri sürüyor.
Ana akım iktisadın “sorunların çözülebileceği” varsayımına karşı Harvey, çelişkilerin yönetilebileceğini ancak ortadan kaldırılamayacağını belirtiyor. Ona göre krizler, kapitalizmin istisnası değil, işleyiş biçiminin doğal sonucu.
İdeoloji Ve Neoliberal Dönüşüm
Harvey yazısında, 1980’lerde neoliberalizmin yükselişini de ideolojik bir hegemonya süreci olarak ele alıyor. Margaret Thatcher’ın “There is no alternative” (TINA) sloganını hatırlatan Harvey, bu dönemde serbest piyasa düşüncesinin yalnızca ekonomik değil, kültürel ve siyasal bir norm haline geldiğini savunuyor.
Friedrich Hayek ve Milton Friedman gibi isimlerin düşünsel etkisiyle, neoliberal düşünce kuruluşlarının güç kazandığını; Keynesçi yaklaşımların geri plana itildiğini belirtiyor. Harvey’e göre bu ideolojik dönüşüm, yalnızca ekonomi politikalarını değil, toplumun “alternatifsizlik” algısını da şekillendirdi.
Bu bağlamda fikirlerin “maddi güç” haline geldiğini söyleyen Harvey, egemen sınıfların çıkarlarının egemen fikirler aracılığıyla yeniden üretildiğini ileri sürüyor.
Marx Projesi Ve Güncel Relevans
Harvey, kendi çalışmalarını “Marx Projesi” olarak tanımladığı uzun soluklu bir çabanın parçası olarak görüyor. Limits to Capital, Seventeen Contradictions and the End of Capitalism ve Marx, Capital and the Madness of Economic Reason gibi eserlerinde, Marx’ın yöntemini çağdaş krizleri anlamak için yeniden yorumladığını ifade ediyor.
Yeni kitabı The Story of Capital’de ise sermayenin işleyişini daha erişilebilir bir dille anlatmayı hedeflediğini belirtiyor. Harvey’e göre mesele, Marx’ı dogmatik biçimde tekrar etmek değil; onun yöntemini kullanarak bugünün dünyasını analiz etmek ve insani, ekolojik açıdan sürdürülebilir bir alternatif inşa etmek.
Değişim İddiası Ve Sınırlar
Harvey, dünyayı değiştirmenin “kendi seçmediğimiz koşullar altında” mümkün olduğunu hatırlatıyor. Ancak bu koşulların teorik çözümlemesinin, siyasal müdahalenin önkoşulu olduğunu savunuyor.
Yazı, kapitalizmin krizlerinin geçici sapmalar değil, yapısal gerilimler olduğu tezini yeniden gündeme taşıyor. Harvey’in çağrısı açık: Krizleri yalnızca yönetmek değil, onları üreten ilişkileri sorgulamak gerekiyor.
Kaynak: New Statesman, David Harvey, “Marxism can still change the world” (The Story of Capital’den uyarlanmış metin)
- Harvey: Kapitalizmin Çelişkileri Çözülmedikçe Krizler Sürecek - 23 Şubat 2026
- Yenidoğan Ölümleri Raporunda Kör Noktalar: CHP’den Rapora Şerh - 8 Şubat 2026
- Gündemin İnşası, Görünmez Kılınan Hakikat ve Medyanın İktidar İşlevi - 7 Şubat 2026















