back to top
Ana Sayfa Haberler İBB Davasında Savunma Krizi: “Suçlamalar Değişiyor, Deliller Yok” Çıkışı Yargı Sürecini Tartışmaya...

İBB Davasında Savunma Krizi: “Suçlamalar Değişiyor, Deliller Yok” Çıkışı Yargı Sürecini Tartışmaya Açtı

Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı İBB davasında danışmanı Necati Özkan’ın savunması, iddianamenin tutarlılığı, delil yapısı ve yargılama pratiğine ilişkin ciddi soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı.

Suçlamaların Değişimi Ve “Boşluk” İddiası

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 19. gününde savunma yapan Özkan, hakkındaki suçlamaların gözaltı aşamasından itibaren sürekli değiştiğini belirterek, yargı sürecinin öngörülebilirliğini ve tutarlılığını sorguladı.

Özkan, başlangıçta çok sayıda ağır suç isnadıyla karşı karşıya bırakıldığını, ancak tutuklama ve iddianame aşamalarında bu suçlamaların önemli ölçüde daraltıldığını ifade etti. Özellikle iddianamede yer almayan bazı iddiaların tutuklama gerekçesi yapılmasına dikkat çeken Özkan, “Eğer bu iddialar bu kadar ağırsa neden dava konusu yapılmadı?” sorusunu yöneltti.

“Örgüt Üyesi” Tanımı Ve Danışmanlık Faaliyeti

İddianamede “özel vasfa haiz üye” ve “örgütün stratejisti” olarak tanımlanan Özkan, belediye bünyesinde herhangi bir resmi görevi ya da imza yetkisi bulunmadığını vurguladı.

Siyasi danışmanlık faaliyetlerinin suç unsuru gibi gösterildiğini savunan Özkan, ana muhalefet partisinin seçim kampanyasını yürütmenin kriminalize edilmesini eleştirerek, bunun demokratik siyaset alanını daraltan bir yaklaşım olduğunu ifade etti. 400’ü aşkın sanıklı dosyada yalnızca sınırlı sayıda kişiyi tanıdığını belirtmesi de, iddia edilen örgütsel bağların somutluğu konusunda tartışma yarattı.

Delil Tartışması Ve Savunma Hakkı Eleştirisi

Özkan, iddianamenin temel dayanakları arasında gösterilen bazı “eylemler” hakkında kendisine yeterli soru yöneltilmediğini, hatta bazı başlıklarda yalnızca etkin pişmanlıktan yararlanan bir kişinin beyanına dayanıldığını söyledi.

Savunma sürecinde sunduğu çok sayıda dilekçe ve yüzlerce sayfalık delilin iddianamede yer almamasını eleştiren Özkan, bu durumun savunma hakkının etkin kullanımını engellediğini dile getirdi. Bu iddialar, davanın yalnızca içeriği değil, usulü açısından da tartışmalı bir zeminde ilerlediğine işaret ediyor.

Casusluk Ve Mali Suçlamalar: “Somutluk” Sorunu

Dosyada yer alan casusluk ve şifreli haberleşme iddialarını “hakikat dışı” olarak nitelendiren Özkan, bu suçlamaların ciddi bir içerikten yoksun olduğunu savundu.

Aynı şekilde mali suçlamalara ilişkin olarak da taşınmaz edinimleri ve finansal işlemlerin hukuka uygun olduğunu belirten Özkan, iddiaların somut delillerle desteklenmediğini ifade etti. Özkan’ın anlatımı, suçlamaların kapsamı ile delil yapısı arasındaki uyumsuzluk tartışmasını güçlendirdi.

Yargı Sistemi Ve Demokrasi Tartışması Derinleşiyor

Özkan’ın savunmasında öne çıkan “Bu ülkede demokrasi yok mu?” sorusu, davanın yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasal bir bağlamda da değerlendirildiğini ortaya koyuyor.

Uzmanlara göre, geniş kapsamlı ve çok sanıklı bu tür davalarda suçlamaların belirsizliği, delil standartları ve savunma hakkına ilişkin tartışmalar, yargı sistemine duyulan güven üzerinde doğrudan etkili oluyor. İBB davası, bu yönüyle Türkiye’de hukuk devleti ve demokratik işleyişin sınırlarının yeniden tartışıldığı kritik dosyalardan biri olarak öne çıkıyor.