Körfez ülkelerinde ABD’ye yönelik öfke giderek artıyor. İran ile süren savaş yalnızca İsrail, ABD ve İran’ı değil, bölgedeki Arap Körfez ülkelerini de doğrudan etkiliyor. Tahran yönetimi, son haftalarda bu ülkelere binlerce füze ve insansız hava aracıyla saldırılar düzenledi; bazı saldırılar ciddi hasara yol açtı.
Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) bir metal fabrikasının ağır hasar gördüğü ve çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi. Kuveyt de saldırıların hedefi oldu. Ülkenin Mubarak el-Kebir ve Şuveyh limanlarının insansız hava araçları ve füzelerle kısmen tahrip edildiği, uluslararası havalimanının da ciddi zarar gördüğü açıklandı.
Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’ne düzenlenen İran saldırısında ise en az 12 ABD askerinin yaralandığı bildirildi.
Saldırıların ardından Körfez bölgesinde memnuniyetsizlik giderek büyüyor. Bloomberg’in haberine göre, birçok yetkili ABD’nin savaş stratejisini ve Donald Trump yönetiminin hedeflerini sorgulamaya başladı. Özellikle Amerikan askeri üslerinin kendi ülkelerini hedef haline getirdiği yönünde eleştiriler dile getiriliyor.
Haberde, bu eleştirilerin Trump yönetimini kızdırmamak için kamuoyuna açık şekilde ifade edilmediği, ancak perde arkasında ciddi bir rahatsızlık bulunduğu belirtiliyor.
Öte yandan Hürmüz Boğazı’ndaki kriz de bölge için kritik bir sorun haline gelmiş durumda. Hürmüz’deki deniz trafiği, savaşın başlamasından bu yana neredeyse tamamen durdu. Bu durum, küresel petrol ticaretinin yanı sıra Körfez ülkelerinin ekonomisini de doğrudan etkiliyor.
BAE ve Suudi Arabistan’ın İran’a karşı daha sert bir tutum benimsemeyi değerlendirdiği, kritik altyapılarına yönelik saldırıların sürmesi halinde askeri adımların gündeme gelebileceği ifade ediliyor. BAE’den üst düzey bir yetkili, mevcut durumun kalıcı bir tehdit haline gelmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı da ülkesinin sabrının sınırsız olmadığını vurgulayarak, Körfez ülkelerinin gerektiğinde karşılık verebileceğini söyledi.
Buna karşın bölge ülkeleri arasında tam bir görüş birliği bulunmuyor. Qatar ve Oman gibi bazı ülkeler İran ile daha dengeli ilişkiler sürdürürken, Suudi Arabistan daha sert bir çizgide duruyor.
Der Spiegel analizine göre, Körfez ülkelerinin askeri olarak daha agresif bir tutum benimsemesi ciddi riskler içeriyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın zorla açılması, hem askeri hem de diplomatik açıdan son derece karmaşık bir operasyon olarak değerlendiriliyor.
Bölge ülkelerinin bir diğer kaygısı ise ABD ile İran arasında olası bir anlaşma ihtimali. Böyle bir anlaşmanın İran’ın füze programını veya bölgedeki etkisini sınırlamaması halinde, Körfez ülkelerinin daha güvensiz bir ortamda kalabileceği belirtiliyor.
Sonuç olarak, Körfez’de hem İran’ın saldırılarına hem de ABD’nin stratejisine yönelik çift yönlü bir rahatsızlık büyüyor. Ancak bu gerilim karşısında nasıl bir yol izleneceği konusunda net bir uzlaşı henüz ortaya çıkmış değil.
















