back to top
Ana Sayfa Yorum Sosyoloji Manchester’dan Shenzhen’e: Marx’ın Yasaları Hâlâ İşliyor Mu?

Manchester’dan Shenzhen’e: Marx’ın Yasaları Hâlâ İşliyor Mu?

David Harvey, Jacobin’de yayımlanan makalesinde Karl Marx’ın 19. yüzyıl Manchester kapitalizmi üzerinden geliştirdiği çözümlemelerin bugün Shenzhen’den Silikon Vadisi’ne uzanan küresel üretim ağlarında hâlâ geçerli olup olmadığını tartışıyor; Harvey’e göre mesele Marx’ın sonuçlarından çok yönteminin güncellenmesi.

Londra merkezli coğrafyacı ve Marksist düşünür David Harvey, sosyalist yayın organı Jacobin’de kaleme aldığı “Marxism for the 21st Century” başlıklı analizinde, Karl Marx’ın kapitalizmin “hareket yasalarını” 1840–1860 arası İngiltere’sinin sanayi kapitalizmi üzerinden kurduğunu, ancak kapitalizmi en başından itibaren küresel bir sistem olarak kavradığını vurguluyor. Harvey, bugün sorulması gereken sorunun şu olduğunu belirtiyor: Marx’ın ortaya koyduğu yasalar Çin, Bangladeş, ABD ve Avrupa Birliği’nde aynı güçle mi işliyor?

Manchester Modeli Ve Tarihsel Materyalizm

Harvey’e göre Marx’ın teorik gücü, İngiliz fabrika müfettişlerinin raporları, halk sağlığı belgeleri ve parlamento soruşturmaları gibi somut verilere dayanmasından kaynaklanıyordu. Özellikle Friedrich Engels’in Manchester gözlemleri ve işçi sınıfına dair çalışmaları, Kapital’in maddi zeminini oluşturdu.

Marx, kapitalizmi İngiltere üzerinden teorize ederken serbest ticaret ideolojisinin yükselişini ve Manchester Okulu’nun etkisini de analiz etti. Harvey, bu çerçevenin bir yanıyla “Anglo-merkezci” eleştirilere açık olduğunu kabul etmekle birlikte, Marx’ın esas katkısının belirli bir ülkeyi değil, üretim ilişkilerinin işleyiş mantığını çözümlemek olduğunu savunuyor.

Harvey’e göre Marx’ın asıl mirası, “tarihsel materyalizm” olarak bilinen yöntemdir: Toplumsal yapıyı fikirlerden değil, üretim ilişkilerinden ve maddi koşullardan hareketle analiz etmek. Bu yaklaşım, daha sonra Vladimir Lenin, Mao Zedong ve sömürgecilik karşıtı hareketler tarafından farklı bağlamlarda yeniden yorumlandı.

Sanayi Kapitalizminden Askerî-Keynesçiliğe

Harvey, Marx’ın Manchester merkezli sanayi kapitalizmine odaklanmasının, finans, ticaret ve devlet güdümlü askeri sanayinin daha sonraki belirleyici rolünü sınırlı ele aldığını belirtiyor. 20. yüzyılda ABD’de savunma harcamalarına dayalı büyüme modelinin (özellikle Ronald Reagan döneminde) “askerî Keynesçilik” olarak adlandırılan birikim biçimini güçlendirdiğine dikkat çekiyor.

Bu dönüşüm, Marx’ın “sınırsız rekabet” varsayımıyla kurduğu soyut modelin, tekelci ve devlet destekli kapitalizm koşullarında yeniden düşünülmesini gerektiriyor. Harvey, günümüz kapitalizminin yalnızca fabrika zemininde değil, finansallaşma, borçlanma ve küresel tedarik zincirleri üzerinden işlediğini hatırlatıyor.

Rana Plaza’dan Silikon Vadisi’ne

Harvey’in analizinde Bangladeş’te 2013’te çöken Rana Plaza tekstil fabrikası ile Çin’in Shenzhen kentindeki Foxconn üretim kompleksi, 19. yüzyıl Manchester’ının güncel izdüşümleri olarak sunuluyor. Küresel markalar için üretim yapan bu tesislerdeki düşük ücretler, yoğun disiplin ve işçi ölümleri, Marx’ın “Çalışma Günü” bölümündeki tasvirlerle çarpıcı benzerlikler taşıyor.

Ancak kapitalizmin bugünkü “gelecek imgesi” yalnızca tekstil atölyeleri değil. Harvey, aynı sistemin bir ucunda Apple tedarik zincirleri, diğer ucunda Silikon Vadisi’nin teknoloji devleri bulunduğunu vurguluyor. Çin’in 2001’de World Trade Organization’na katılımıyla küresel piyasalara entegrasyonu, Marx’ın tarif ettiği sermaye birikim yasalarının dünya ölçeğinde genelleştiğini gösteriyor.

Hegemonya Kayması Ve Çin Sorusu

Harvey, kapitalizmin tarihsel olarak İtalyan şehir devletlerinden Hollanda’ya, oradan Britanya ve ABD’ye uzanan hegemonya kaymaları yaşadığını hatırlatarak, bugün Çin merkezli yeni bir dönemin eşiğinde olup olunmadığının tartışıldığını belirtiyor. Bu yaklaşım, dünya-sistemleri analizinin önde gelen isimlerinden Giovanni Arrighi’nin tezleriyle de örtüşüyor.

Çin’in bir yandan “ortak refah” politikalarıyla sosyal eşitsizliği sınırlama çabası, diğer yandan Silikon Vadisi modelini taklit eden teknoloji yatırımları, kapitalizmin farklı biçimlerinin eşzamanlı varlığına işaret ediyor. Harvey’e göre bu çelişki, Marx’ın “göreli artı-değer” teorisinin güncel versiyonlarını düşünmeyi zorunlu kılıyor.

Sosyalist Strateji İçin Yöntem Vurgusu

Harvey’in vardığı sonuç net: Marx’ın 19. yüzyıla özgü tespitleri tartışmaya açık olabilir; ancak sermayenin dolaşımı, birikimi ve emek üzerindeki tahakkümü bugün daha da küresel bir karakter kazanmış durumda. Sorun, hazır bir ütopyayı tekrar etmek değil; günümüzün maddi koşullarını, eşitsizliklerini ve ekolojik krizini tarihsel materyalist bir yöntemle çözümlemek.

Harvey’e göre 21. yüzyıl sosyalizmi, Manchester’ın değil; Shenzhen’in, Bangladeş’in, Silikon Vadisi’nin ve küresel finans merkezlerinin eşzamanlı analizinden doğmak zorunda. Aksi halde sosyalist siyaset, tarihsel bağlamından kopuk soyut bir idealle sınırlı kalacak.


Kaynak:

  • Jacobin, David Harvey, “Marxism for the 21st Century”
  • David Harvey’nin Marx ve kapitalizm üzerine önceki çalışmaları (Companion to Marx’s Capital vb.)