back to top
Ana Sayfa Kültür Sanat Özgür Özel’in İşaret Ettiği “Tatar Ramazan”: İsyanın Romanından Bugünün Siyasetine

Özgür Özel’in İşaret Ettiği “Tatar Ramazan”: İsyanın Romanından Bugünün Siyasetine

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in grup toplantısında andığı bir romanın adı yeniden dolaşıma girdi: Tatar Ramazan. Türkiye siyasetinde edebiyat referansları genellikle semboliktir; fakat Kerim Korcan’ın bu romanı söz konusu olduğunda mesele yalnızca bir gönderme değildir. Çünkü Tatar Ramazan, devlet, adalet, yoksulluk ve başkaldırı ekseninde kurduğu anlatıyla, Türkiye’nin dününü olduğu kadar bugününü de anlamaya yarayan güçlü bir toplumsal metindir.

Hapishaneden Çıkan Bir İsyan

Kerim Korcan’ın 1960’larda kaleme aldığı roman, adını taşıyan karakterin çocuk yaşta içine düştüğü yoksulluk ve adaletsizlik girdabında şekillenen hayatını anlatır. Tatar Ramazan, haksızlığa tahammül edemeyen, feodal düzenle ve yerel iktidar odaklarıyla çatışan bir figürdür. Suçla kader arasındaki ince çizgide yürür; kanunla değil, vicdanla hareket eder.

Romanın merkezinde bireysel bir öfke değil, sistematik bir adaletsizlik vardır. Yoksulluğun kuşaktan kuşağa devredildiği, hukukun güçlüden yana işlediği bir düzende Ramazan’ın şiddete savrulması, yazar tarafından romantize edilmez; aksine, toplumsal çürümenin sonucu olarak sunulur.

Devlet, Adalet Ve Meşruiyet

Korcan’ın romanı, devlet otoritesi ile meşruiyet arasındaki mesafeyi sorgular. Yasal olan ile adil olan arasındaki uçurum büyüdükçe, Tatar Ramazan gibi karakterler ortaya çıkar. Bu yönüyle eser, yalnızca bir “eşkıya” hikâyesi değil; hukuk devleti ilkesinin aşındığı dönemlerin psikolojisini anlatan bir politik romandır.

Bugünün Türkiye’sinde yargı bağımsızlığı, gelir adaletsizliği ve sosyal haklar üzerine yürüyen tartışmalar düşünüldüğünde, romanın temalarının güncelliği çarpıcıdır. Özgür Özel’in bu esere yaptığı atıf, yalnızca nostaljik bir hatırlatma değil; adalet kavramı etrafında kurulan güncel siyasi hattın kültürel bir çerçeveye oturtulmasıdır.

Yoksulluk Ve Onur Meselesi

Tatar Ramazan’da yoksulluk yalnızca ekonomik bir durum değildir; onur kırıcı bir kuşatma halidir. Ramazan’ın isyanı, çoğu zaman ekmek kavgasının ötesinde bir haysiyet arayışıdır. Bu yönüyle roman, Türkiye’de geniş kesimlerin hissettiği “geçim sıkıntısı” ile “itibarsızlaştırılma” duygusunu birlikte düşünmeye davet eder.

Bugün artan hayat pahalılığı, genç işsizliği ve sosyal yardımlara bağımlı hale gelen hane sayısı göz önüne alındığında, Korcan’ın çizdiği tablo edebi bir geçmiş değil, güncel bir sosyolojik fotoğraf gibi okunabilir. Tatar Ramazan’ın “haksızlığa boyun eğmeme” tavrı, politik retorikte sıkça kullanılan bir metafora dönüşürken, romanın asıl sorusu hâlâ ortadadır: Adalet mekanizması güven vermediğinde toplum nereye savrulur?

Popüler Kültürden Siyasete

Roman, 1980’lerde sinema ve televizyon uyarlamalarıyla geniş kitlelere ulaşmış, karakter bir halk figürüne dönüşmüştür. Ancak edebi metnin derinliği, popüler uyarlamalarda çoğu zaman geri planda kalmıştır. Korcan’ın dili, Anadolu’nun sert gerçekliğini romantizm tuzağına düşmeden anlatır.

Bugün siyasi kürsülerde yapılan referanslar, bu karakteri yeniden kamusal tartışmanın merkezine taşıyor. Edebiyatın siyasete sağladığı en güçlü katkı, slogan üretmek değil; karmaşık gerçeklikleri insani hikâyeler üzerinden görünür kılmaktır. Tatar Ramazan, tam da bunu yapar.

Romanın Bugüne Söylediği

Kerim Korcan’ın romanı, bireysel kahramanlık anlatısı değildir; sistem eleştirisidir. İktidarın merkezileştiği, ekonomik eşitsizliğin arttığı ve hukuka güvenin tartışıldığı dönemlerde bu tür metinler yeniden okunur. Çünkü edebiyat, resmi tarihin ve resmi söylemin dışında kalan duyguları kayda geçirir.

Özgür Özel’in yaptığı atıf, bir muhalefet stratejisinin kültürel ayağı olarak da okunabilir: Adalet talebini yalnızca teknik bir reform meselesi olmaktan çıkarıp, toplumsal vicdanın meselesi haline getirmek.

Tatar Ramazan’ı bugün yeniden okumak, yalnızca geçmişin Anadolu’sunu değil; bugünün Türkiye’sini de anlamaya çalışmaktır. Çünkü romanın asıl sorusu hâlâ güncel:
Adalet geciktiğinde, öfke kimin kapısını çalar?