back to top
Ana Sayfa Haberler Paris’ten Santiago’ya, Madrid’den Rio’ya: Gençler Sokakta, Dünyanın Farklı Kentlerinde Aynı Gelecek Kaygısı

Paris’ten Santiago’ya, Madrid’den Rio’ya: Gençler Sokakta, Dünyanın Farklı Kentlerinde Aynı Gelecek Kaygısı

Fransa’da eğitim bütçesindeki yetersizliklere karşı yüz binlerce öğrenci sokağa çıkarken İspanya’da kiracılar barınma hakkı, Brezilya’da öğrenciler kamusal eğitim ve demokrasi, Şili’de ise üniversiteliler eğitim harcamalarının korunması için meydanları doldurdu. Fransız sol siyasetçi Clémence Guetté, Paris, Madrid, Rio de Janeiro ve Santiago’daki kalabalıkları bir araya getiren görselleri paylaşarak dünyanın farklı ülkelerinde yükselen gençlik hareketlerine dikkat çekti. Ayrı nedenlerle başlayan bu gösteriler, gençlerin gelecekleri hakkında söz sahibi olma taleplerinin farklı toplumlarda nasıl karşılık bulduğunu ortaya koyuyor.

Birbirinden binlerce kilometre uzaklıktaki dört kentin meydanları, son günlerde benzer görüntülere sahne oluyor. Paris’te öğrenciler okullarından çıkıp sokaklara yürüyor, Madrid’de kiracılar yaşadıkları evlerden çıkarılmamak için meydanlarda toplanıyor, Rio de Janeiro’da üniversiteliler kamusal eğitimi ve demokratik hakları savunmak için gösteriler düzenliyor, Santiago’da ise öğrenciler eğitim bütçesindeki olası kesintilere karşı seslerini yükseltiyor. Dilleri, ülkeleri, siyasal koşulları ve doğrudan talepleri farklı olan bu insanların karşılaştıkları sorunlar, yaşamlarını belirleyen ekonomik ve siyasal kararlar üzerinde ne ölçüde söz sahibi olabildikleri sorusunda birbirine yaklaşıyor.

Fransa’da Boyun Eğmeyen Fransa (La France insoumise) hareketinin önde gelen isimlerinden Clémence Guetté, dört kentteki kalabalıkları gösteren fotoğrafları sosyal medya hesabında paylaşarak şu ifadeleri kullandı: “Dünyanın dört bir yanında gençler ayağa kalkıyor. Fransa’da, İspanya’da, Brezilya’da, Almanya’da, Şili’de; her yerde halklar kendilerine saygı gösterilmesini ve seslerinin duyulmasını istiyor. Eski dünyayı süpürüp atacağız. Harekete katılın.”

Guetté’nin paylaşımı, farklı ülkelerde yaşanan eylemleri ortak bir siyasal anlatı içinde buluşturuyor. Ancak bu gösterilerin hepsi aynı örgütlenmenin parçası olmadığı gibi aynı taleplerle de düzenlenmiyor. Her ülkedeki hareketin kendi ekonomik koşulları, toplumsal geçmişi ve siyasal hedefleri bulunuyor. Yine de dört kentteki gelişmeler, eğitimden barınmaya kadar temel haklar konusunda büyüyen hoşnutsuzluğun sokaklarda nasıl görünür hale geldiğini gösteriyor.

Paris: Okul Kapılarından Meydanlara Taşan Öfke

Fransa’da eylül ayının ikinci yarısında başlayan lise öğrencilerinin protestoları, ekim ayının ilk haftasında ülke çapında geniş bir harekete dönüştü. Paris’in çevre mahallelerindeki okullarda öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar, yetersiz eğitim olanakları ve bozulan okul koşullarına karşı başlayan tepkiler, kısa sürede başka kentlere yayıldı. Öğrenciler yalnızca daha iyi derslikler değil, eğitimdeki toplumsal eşitsizliklerin giderilmesini de istiyor.

6 Ekim’de düzenlenen gösterilere Fransa İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre 256 bin kişi katılırken öğrenci örgütleri ve sendikalar katılımı 450 bin olarak duyurdu. Paris’te resmî verilere göre 56 bin, düzenleyicilere göre yaklaşık 100 bin kişi yürüdü. Başkentte başlayan hareket Marsilya, Rennes, Toulouse ve başka kentlerde de karşılık buldu. Öğrenci sendikaları, öğretmen örgütleri ve aile birlikleri gösterilere destek verdi.

Fransız basınında yayımlanan haberlerde öğrencilerin taleplerinin yalnız bütçe rakamlarından ibaret olmadığı görülüyor. Gençler, yaşadıkları mahalleye veya ailelerinin ekonomik durumuna göre değişen eğitim olanaklarına karşı çıkıyor. Bir okulda yeterli öğretmen bulunurken başka bir okulda derslerin boş geçmesi, kamusal eğitimin herkes için eşit koşullarda sunulup sunulmadığı tartışmasını büyütüyor.

Gösteriler sırasında polis müdahaleleri de tartışma konusu oldu. Bazı kentlerde göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullanıldı, çok sayıda öğrenci gözaltına alındı. Hükümet ise öğretmen eksikliklerinin giderilmesi ve eğitim sisteminde düzenlemeler yapılması yönünde adımlar atacağını açıkladı. Ancak öğrenci örgütleri açıklamaları yeterli bulmadı. 8 Ekim’de Paris’te Bastille Meydanı’nda yeniden toplanan gençler, 13 Ekim için yeni bir eylem ve grev çağrısı yaptı.

Fransa’daki hareketin dikkat çekici yanı, gençlerin yalnız kendileri için değil, kendilerinden sonra aynı okullara gidecek öğrencilerin koşulları için de taleplerde bulunmaları. Eğitim hakkı böylece bireysel başarı ve sınav sonuçlarının ötesinde, toplumsal eşitlik meselesi olarak tartışılıyor.

Madrid: Bir Kadının Evinden Bütün Ülkeye Yayılan Barınma Mücadelesi

İspanya’da son haftaların en büyük toplumsal hareketi barınma hakkı çevresinde gelişti. Madrid’de yıllardır yaşadığı evden çıkarılan 87 yaşındaki Mari Carmen Abascal’ın mücadelesi, yükselen kiralara, tahliyelere ve konut piyasasındaki spekülasyona karşı biriken öfkenin simgelerinden biri haline geldi.

Madrid Kiracılar Sendikasının öncülüğünde 3 Ekim’de düzenlenen yürüyüşe resmî verilere göre yaklaşık 70 bin kişi katıldı. El Salto gazetesinin aktardığına göre gösteriler Madrid’le sınırlı kalmadı; Bilbao, Sevilla, Valensiya ve başka kentlerde de barınma hakkı için eylemler düzenlendi. Kiracı örgütleri, kira artışlarının sınırlandırılmasını, tahliyelerin durdurulmasını ve büyük konut sahipleriyle yatırım fonlarının faaliyetlerinin daha sıkı düzenlenmesini talep ediyor.

Mari Carmen’in 7 Ekim’de yaşamını yitirmesi protestoların yeni bir aşamaya taşınmasına yol açtı. Madrid’de binlerce kişi onun anısına yürüyüş düzenlerken Kiracılar Sendikası, barınma hakkı mücadelesini sürdüreceğini açıkladı. Sendikaların önemli bir bölümü de 11 Kasım için gündeme getirilen genel grev çağrısına destek verdi.

Madrid’deki eylemler yalnızca kiracıların ev sahipleriyle yaşadığı anlaşmazlıkları konu almıyor. Konutun bir yaşam hakkı mı yoksa yatırım ve kazanç aracı mı olduğu sorusu, hareketin temel tartışmalarından birini oluşturuyor. Özellikle gençlerin gelirlerinin giderek daha büyük bölümünü kiraya ayırmak zorunda kalması, barınma sorununu çalışma yaşamından bağımsız ele almayı güçleştiriyor.

Bir insanın çalışıyor olmasına rağmen yaşayabileceği bir ev bulamaması, ücretle yaşam maliyeti arasındaki ilişkinin nasıl değiştiğini gösteriyor. Madrid sokaklarındaki protestolar, bu nedenle yalnız konut politikalarını değil, ücretleri, güvencesiz çalışmayı ve gelir dağılımını da tartışmanın içine çekiyor.

Rio de Janeiro: Gençlerin Gündeminde Eğitim ve Demokrasi

Brezilya’da 7 Ekim’de Rio de Janeiro sokaklarına çıkan öğrenciler ise kamusal eğitim ve demokratik haklar konusunda taleplerini dile getirdi. Rio de Janeiro Eyalet Öğrenci Birliği (UEE-RJ) öncülüğünde düzenlenen yürüyüş, Candelária Kilisesi önünden başlayarak Cinelândia Meydanı’na uzandı.

Brezilya’nın sol yayın organlarından Brasil de Fato, öğrencilerin eylemini eğitim hakkını savunma ve aşırı sağın yükselişine karşı siyasal katılım çağrısı olarak aktardı. Gösterilere katılan öğrenci örgütleri, kamusal eğitime ayrılan kaynakların artırılmasını, üniversitelerin desteklenmesini ve öğrencilerin ekonomik nedenlerle eğitimlerini bırakmak zorunda kalmamasını talep etti.

Eylemin Brezilya’daki cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turuna gidilen bir dönemde düzenlenmesi, gösterilere belirgin bir siyasal boyut da kazandırdı. Öğrenci örgütleri, Flávio Bolsonaro’nun adaylığına karşı tutumlarını açıklarken Luiz Inácio Lula da Silva’nın yeniden seçilmesini desteklediklerini duyurdu. Böylece eğitim hakkına ilişkin talepler, seçim sürecindeki siyasal ayrışmalarla birlikte gündeme geldi.

Ancak Rio’daki gösterinin yalnız seçimle açıklanamayacağını belirten öğrenci temsilcileri, örgütlenmenin sandık sonrasında da sürmesi gerektiğini savunuyor. Üniversitelerdeki bütçe sorunları, araştırma olanakları, öğrencilerin barınma ve geçim güçlükleri, Brezilya’daki gençlik hareketinin uzun süredir tartıştığı konular arasında bulunuyor.

Bu bakımdan Rio de Janeiro’daki yürüyüş, öğrencilerin yalnızca gelecekte hangi hükümetin görev yapacağıyla değil, eğitimlerini hangi koşullarda sürdürecekleriyle de ilgilendiklerini ortaya koyuyor.

Santiago: Eğitim Bütçesine Karşı Öğrenci Hareketi Yeniden Sokakta

Şili’nin başkenti Santiago’da 1 Ekim’de düzenlenen öğrenci yürüyüşü de ülkenin köklü öğrenci hareketinin yeni bir eylemi olarak dikkat çekti. Şili Üniversite Öğrencileri Konfederasyonunun (CONFECH) çağrısıyla yapılan ulusal protesto ve iş bırakma eyleminde öğrenciler, 2027 bütçesi görüşmeleri sırasında eğitim kaynaklarında yapılabilecek kesintilere karşı çıktı.

Şili’nin bağımsız haber platformlarından El Desconcierto, yürüyüşün Plaza Baquedano çevresinde başladığını ve Alameda boyunca sürdüğünü bildirdi. Eyleme Şili İşçi Sendikaları Merkezi (CUT) ve öğretmen örgütleri de katıldı. Gösteriler sırasında bazı ulaşım hatlarında aksamalar ve yer yer olaylar yaşandı.

Şili’de eğitim hakkı mücadelesinin uzun bir geçmişi bulunuyor. Özellikle 2006 ve 2011 öğrenci hareketleri, eğitim sisteminin piyasayla ilişkisini ülkenin temel siyasal tartışmalarından biri haline getirmişti. O dönemlerde öğrenciler eğitimdeki eşitsizliklere, yüksek maliyetlere ve kamusal kaynakların yetersizliğine karşı geniş çaplı protestolar düzenlemişti.

Bugünkü hareketin gündemi farklı bütçe kararları çevresinde şekillense de geçmişle ortak bir sorusu bulunuyor: Eğitim, ailelerin ekonomik olanaklarına göre mi belirlenecek, yoksa herkesin eşit biçimde yararlanabildiği kamusal bir hak olarak mı düzenlenecek?

Santiago’daki gösterilere öğretmen ve işçi örgütlerinin de katılması, eğitim meselesinin yalnız öğrencilerin sorunu olarak görülmediğini ortaya koyuyor. Çünkü eğitime ayrılan kaynaklar, öğretmenlerin çalışma koşullarından öğrencilerin gelecekteki yaşam olanaklarına kadar geniş bir alanı etkiliyor.

Dört Kentin Ayrı Talepleri, Ortak Bir Toplumsal Soru

Paris’teki öğrenci ile Madrid’deki kiracı aynı nedenle sokağa çıkmıyor. Rio de Janeiro’daki üniversiteliyle Santiago’daki öğrenci de aynı siyasal koşullarda yaşamıyor. Her ülkede hükümetlerin kararları, ekonomik ilişkiler, örgütlenme gelenekleri ve toplumsal beklentiler farklı.

Bununla birlikte dört hareketin ortaklaştığı önemli bir alan bulunuyor: İnsanların eğitim, barınma ve geleceğe ilişkin temel ihtiyaçlarının hangi koşullarda karşılanacağı.

Fransa’da öğrenciler kamusal eğitime daha fazla kaynak ayrılmasını istiyor. İspanya’da kiracılar konut piyasasındaki fiyat artışları ve tahliyelere karşı korunma talep ediyor. Brezilya’da öğrenciler eğitim hakkını demokratik haklarla birlikte savunuyor. Şili’de ise üniversiteliler eğitim bütçesindeki olası kesintilere karşı çıkıyor.

Bu taleplerin ortak özelliği, gündelik yaşamın temel alanlarını ilgilendirmeleri. Eğitim yalnız okulun, barınma yalnız evin, çalışma yalnız fabrikanın içinde kalmıyor. Birindeki sorun diğerini etkiliyor. Genç bir insan eğitimini tamamladığında iş bulamıyorsa, çalıştığında ev kiralayamıyorsa, kazandığı ücretle geleceğini kuramıyorsa, yaşadığı ekonomik güçlükler giderek toplumsal bir sorun haline geliyor.

Clémence Guetté’nin dört kentten fotoğrafları bir araya getiren paylaşımı, bu gelişmeleri “eski dünya”ya karşı yükselen ortak bir hareket olarak yorumluyor. Ancak eylemlerin birbirleriyle doğrudan örgütsel bağlantı içinde olduğuna ilişkin bir bilgi bulunmuyor. Fotoğraflar, farklı ülkelerdeki toplumsal mücadeleleri aynı görsel anlatı içinde buluşturuyor.

Yine de bu meydanlara bakıldığında önemli bir değişim görülebiliyor. Toplumsal talepler yalnız siyasi partilerin programlarında veya parlamentoların gündeminde tartışılmıyor. Öğrenciler, kiracılar, öğretmenler ve işçiler kendi yaşam koşullarını ilgilendiren kararlar üzerinde söz sahibi olabilmek için doğrudan kamusal alana çıkıyor.

Bir meydanda eğitim bütçesi tartışılıyor, diğerinde kira sözleşmesi. Bir kentte öğrenciler polis müdahalesine itiraz ediyor, başka bir kentte insanlar yıllardır yaşadıkları evlerden çıkarılmamak için mücadele ediyor.

Bu farklı görüntülerin ardında aynı sorunun izleri bulunuyor: İnsanlar kendi emekleriyle kurdukları yaşamı hangi koşullarda sürdürebilecek?

Paris, Madrid, Rio de Janeiro ve Santiago sokaklarında bugün verilen yanıtlar birbirinden farklı olabilir. Ancak meydanların dolması, bu sorunun artık yalnız ekonomik raporların, hükümet açıklamalarının veya seçim kampanyalarının konusu olmadığını gösteriyor.

Dünyanın birbirinden uzak kentlerinde insanlar, kendi yaşamlarını ilgilendiren kararlarda daha fazla söz sahibi olmak istiyor. Guetté’nin paylaşımındaki kalabalıkların anlattığı en somut gerçek de budur.


TB / Clémence Guetté’nin sosyal medya paylaşımı, Révolution permanente, Le Monde, Reuters, Associated Press, El Salto, EFE, Brasil de Fato, Folha de S.Paulo, El Desconcierto, CONFECH