Türkiye’de siyaset ve politik iktisat tartışmalarına katkı sunan akademisyenlerden M. Gürsan Şenalp, Kadman, Siyaset Portalı’ndan 15 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan “Yağmacı İçgüdüler, Aylak Sınıflar ve Ulusötesi Kapitalist Yırtıcılar: Epstein Dosyaları Üzerine Bir Tartışma” başlıklı makalesinde, kamuoyunda yeniden gündeme gelen Epstein dosyalarını kapsamlı bir sistem eleştirisinin merceğine alıyor. Şenalp’e göre mesele, yalnızca birkaç güçlü figürün ahlaki çürümesi ya da bireysel sapkınlıklarıyla açıklanamayacak kadar derin; tartışılması gereken, kapitalist dünya sisteminin kendisi.
Belgelerin Ötesinde: Devlet İçi Hesaplaşma mı, Sistemik Kriz mi?
Son dönemde Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı (United States Department of Justice) tarafından kamuoyuna açıklanan ve reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar, insan ticareti, şantaj ve uluslararası bağlantılar içeren iddialara işaret eden belgeler, Jeffrey Epstein dosyalarını yeniden küresel gündemin merkezine taşıdı. Belgelerde adı geçen veya çeşitli bağlantılar üzerinden tartışmalara dahil edilen isimlerin siyaset, diplomasi, finans ve medya alanlarındaki konumları, olayın yalnızca kriminal değil, aynı zamanda siyasal bir boyutu olduğunu da gösteriyor.
Şenalp, bilgilerin kamuoyuna sunuluş biçimindeki “kontrollülüğe” dikkat çekerek, sürecin basit bir adli şeffaflık meselesi olmadığını savunuyor. Ona göre ifşa edilen belgeler, devlet içi güç mücadelelerinin bir yansıması olabileceği gibi, kamuoyunu belirli bir okuma çerçevesine yönlendiren seçici bir kurgunun parçası da olabilir. Dosyalarda bazı isimlerin görünür kılınırken bazılarının kapsam dışında kalması, bu seçiciliğin altını çiziyor.
Yazar ayrıca, Epstein dosyalarının etrafında hızla dolaşıma sokulan komplo teorilerine de dikkat çekiyor. İlluminati benzeri ezoterik anlatıların, gerçek ve somut güç ilişkilerinin tarihsel ve sınıfsal analizini gölgelediğini savunan Şenalp, bu tür anlatıların kapitalist tahakkümün maddi temellerini sorgulamak yerine öfkeyi soyut “şeytani seçkinler” figürüne yönelttiğini ifade ediyor.
Marx’tan İlkel Birikim Okuması
Makalenin teorik omurgasını, Karl Marx’ın ilkel birikim analizi oluşturuyor. Şenalp, Marx’ın kapitalist düzenin kuruluş ve sürekliliğini zor, şiddet ve mülksüzleştirme süreçleriyle birlikte ele alan yaklaşımına atıf yaparak, Epstein dosyalarının da bu tarihsel süreklilik içinde değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Marx’ın Kapital’de (1867) anlattığı üzere, kapitalist üretim ilişkilerinin ortaya çıkışı “kır nüfusunun topraktan yoksun bırakılması” gibi zor yoluyla gerçekleşen tarihsel süreçlere dayanır. Şenalp’e göre bu “kanlı” başlangıç evresi, tarihsel olarak kapanmış bir dönem değildir; günümüzde özelleştirmeler, borçlandırma rejimleri, zorla yerinden etme politikaları ve kamusal varlıkların sermayeye devri üzerinden sürmektedir.
Yazar, 2011 tarihli bir yazışmada Epstein’ın Bill Gates’e yönelttiği iddia edilen “yoksulları bir bütün olarak nasıl ortadan kaldırabiliriz?” sorusunu bu bağlamda değerlendiriyor. İngilizce orijinalinde geçen “get rid of” ifadesinin, bir sosyal politika arayışından ziyade tehdit olarak görülen kitlelerin bertaraf edilmesine işaret ettiğini savunan Şenalp, bunun yönetici sınıf zihniyetine dair çarpıcı bir ipucu sunduğunu belirtiyor.
Burada Thomas Malthus’un nüfus teorisine de gönderme yapan yazar, günümüzün teknolojik ve siyasal kapasitesinin, tarihsel olarak görülmemiş ölçekte bir dışlama ve tasfiye potansiyeli barındırdığına dikkat çekiyor. Bu bağlamda William I. Robinson’un “artık insanlık” (surplus humanity) kavramı, küresel kapitalizmin dışladığı geniş kitleleri anlamak için anahtar bir çerçeve olarak sunuluyor.
Veblen ve “Yağmacı İçgüdüler”
Makalenin ikinci teorik ayağını ise Thorstein Veblen oluşturuyor. Şenalp, Veblen’in özellikle Aylak Sınıfın Teorisi (1899) ve Instinct of Workmanship (1914) çalışmalarına dayanarak, kapitalist egemenliği yalnızca rasyonel kâr maksimizasyonu üzerinden değil, tarihsel olarak biçimlenmiş “yağmacı içgüdüler” üzerinden okumayı öneriyor.
Veblen’e göre modern kapitalizm, üretken faaliyetlerden ziyade mülkiyet, el koyma ve statü temelli tahakküm ilişkileri üzerine kurulu bir toplumsal formdur. “Aylak sınıf” kavramı, yalnızca çalışmayan bir zümreyi değil; üretken emekten sistematik biçimde muaf tutulan ve başkalarının emeği üzerinde tasarrufu doğal gören bir iktidar biçimini ifade eder.
Şenalp, bu çerçevede bedenlerin, ilişkilerin ve arzuların da statü sergilemenin nesnesine dönüşebildiğini vurguluyor. Epstein dosyalarında ortaya çıkan istismar ve şantaj ağları, Veblen’in “yağmacı mülkiyet” analizinin çağdaş bir tezahürü olarak okunuyor. Yazar, finansal egemenliğin törensel meşruiyet mekanizmaları üzerinden yeniden üretildiğini; hukuk, medya ve kültürel temsil alanlarının bu sürecin parçası haline gelebildiğini belirtiyor.
Komplo Anlatıları ve Sınıfsal Analizin Gölgesi
Şenalp’in dikkat çektiği bir diğer nokta, Epstein dosyalarının komplo teorileriyle iç içe geçirilmesinin siyasal sonuçları. Yazar, “bebekleri yiyen gizli tarikatlar” veya “reptilian ırklar” gibi anlatıların, kapitalist tahakkümün maddi ve sınıfsal temellerini görünmez kıldığını savunuyor. Bu tür çerçeveler, sistem eleştirisini güçlendirmek yerine, faşist eğilimlerin yükselmesine elverişli bir zemini besleyebiliyor.
Makale, küresel ölçekte artan eşitsizliklerin ve sosyal koruma mekanizmalarının tasfiyesinin, savunmasız kitleleri ulusötesi istismar ağlarına açık hale getirdiğini ileri sürüyor. Neoliberal dönemin, sermayenin ulusötesi hareketliliği sayesinde güç kazanan “yırtıcı” bir elit sınıfın tarihsel olarak en parlak dönemi olduğu iddia ediliyor.
Sonuç: Bireysel Sapkınlıktan Sistem Eleştirisine
Şenalp’in makalesi, Epstein dosyalarını sansasyonel bir skandalın ötesine taşıyarak, kapitalist dünya sisteminin yapısal dinamikleri içinde konumlandırıyor. Marx’ın ilkel birikim analizini ve Veblen’in yağmacı içgüdüler teorisini bir araya getiren çalışma, istismar ağlarının münferit ahlaki sapmalardan ziyade tarihsel olarak kök salmış tahakküm biçimlerinin parçası olduğunu savunuyor.
Bu çerçevede makale, kamuoyuna yöneltilen tartışmaların yüzeysel ve komplo merkezli okumalar yerine, sınıfsal güç ilişkileri ve küresel kapitalizmin kurumsal yapıları üzerinden yürütülmesi gerektiğini ileri sürüyor. Epstein dosyalarının, yalnızca bir suç dosyası değil; sistemin işleyişine dair derin bir siyasal ve iktisadi sorgulama fırsatı sunduğu vurgulanıyor.
Kaynak: M. Gürsan Şenalp, Yağmacı İçgüdüler, Aylak Sınıflar ve Ulusötesi Kapitalist Yırtıcılar: Epstein Dosyaları Üzerine Bir Tartışma
- “Yağmacı İçgüdüler, Aylak Sınıflar ve Ulusötesi Kapitalist Yırtıcılar”: Epstein Dosyaları Üzerine Sistem Eleştirisi - 17 Şubat 2026
- Günaydın: “İmamoğlu’na Açılan Diploma Davası, Adaylığı Engellemeye Yönelik Siyasi Müdahaledir” - 16 Şubat 2026
- Sosyal Güvenlikte “Reform” Değil Paradigma Değişimi Çağrısı - 16 Şubat 2026



















