Çevre aktivisti Ali Makal, Aydın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün 2024 Çevre Durum Raporu’na dayanarak yaptığı açıklamada, kent genelindeki sanayi tesislerinin büyük bölümünde Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemlerinin bulunmadığını belirterek, ağır koku ve hava kirliliğinin yapısal bir denetimsizlik sonucu ortaya çıktığını vurguladı.
Aydın Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından yayımlanan 2024 Yılı Çevre Durum Raporu, kentteki sanayi tesislerinin hava emisyonları açısından ciddi bir izleme ve denetim açığına işaret etti. Raporda, Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemine (SEÖS) sahip büyük sanayi tesislerinin sınırlı sayıda olduğu belirtilirken, çevre aktivisti Ali Makal bu tablonun “Aydın’daki hava kirliliğinin asıl kaynağını” ortaya koyduğunu savundu.
Rapora göre Aydın genelinde 39 Jeotermal Enerji Santrali (JES) bulunmasına rağmen, yalnızca ikisinde emisyon ölçüm sistemi yer alıyor. Geriye kalan 37 JES’te ise bacalardan çıkan gazların ölçülmediği, dolayısıyla filtreleme ve anlık denetimin fiilen mümkün olmadığı ifade ediliyor.
Jeotermalden Tekstile: Denetimsiz Bacalar
Ali Makal’in paylaştığı verilere göre, sorun yalnızca jeotermal santrallerle sınırlı değil. İlçelerde faaliyet gösteren iki seramik fabrikası, bir balık yemi fabrikası ve iki tekstil tesisinde de Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemi bulunmuyor. Bu durum, özellikle yerleşim alanlarına yakın bölgelerde yoğun ve kalıcı koku şikâyetlerinin artmasına neden oluyor.
Raporda çimento, enerji ve kâğıt sektörlerinde sınırlı sayıda bacada ölçüm sistemi bulunduğu belirtilse de, Organize Sanayi Bölgeleri’ndeki birçok büyük tesis için net bir izleme bilgisinin yer almaması dikkat çekiyor. Makal’e göre bu “belirsizlik”, sanayi kaynaklı hava kirliliğinin neden kalıcı hale geldiğinin açık bir göstergesi.
Hava Kirliliğinin Yapısal Nedeni
Çevre aktivistine göre, Aydın merkez ve ilçelerde uzun süredir hissedilen ağır koku ve hava kirliliği, münferit tesislerden ziyade sistematik bir denetim eksikliğinin sonucu. Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemlerinin sanayi bacalarına monte edilmemesi, hem kamu otoritelerinin hem de şirketlerin sorumluluğunu gündeme getiriyor.
Makal, emisyon ölçümünün yalnızca teknik bir prosedür değil, halk sağlığını korumaya yönelik temel bir yükümlülük olduğunu vurgulayarak, “Temiz hava, temiz gıda ve temiz su birer ayrıcalık değil, yaşam hakkıdır” dedi.
Çağrı: Zorunlu Ölçüm Ve Etkin Denetim
Ali Makal, mülki idare amirleri ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nı, tüm endüstriyel bacalarda Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemlerinin zorunlu hale getirilmesi ve etkin biçimde denetlenmesi için acil adım atmaya çağırdı. Şirketlerin çevresel sorumluluklarını yerine getirmemesinin bedelinin, halk sağlığı ve ekosistem üzerinde ağır sonuçlar doğurduğu uyarısında bulundu.
Aydın’daki tablo, çevre politikalarının kâğıt üzerindeki düzenlemelerle değil, sahadaki fiili uygulamalarla anlam kazandığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
- NHY / Aydın Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, 2024 Yılı Çevre Durum Raporu, Ali Makal sosyal medya paylaşımları


















