CHP yönetimini değiştiren “mutlak butlan” kararını benimseyen çevreler, belediye başkanları ve meclis üyelerinin AKP’ye geçişlerinden Özgür Özel’i sorumlu tutuyor. Oysa aynı çevrelerin, CHP’nin seçilmiş yönetiminin mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılmasını kabul etmesi ve bu süreçte AKP ile ilişkilerine yöneltilen eleştiriler, tartışmanın diğer yüzünü oluşturuyor. Belediye başkanlarının aday gösterilmesinde sorumluluk arayanların, kendi siyasi tercihlerinin sonuçlarını değerlendirme dışında bırakması dikkat çekiyor.
CHP’de “mutlak butlan” kararıyla başlayan ayrışma, belediye başkanlarının ve meclis üyelerinin AKP’ye geçişleri üzerinden yeni bir tartışmaya dönüştü. Mahkeme kararıyla CHP yönetimine gelen Kemal Kılıçdaroğlu ve çevresindeki isimler, Özgür Özel döneminde aday gösterilen yerel yöneticilerin parti değiştirmesini gündeme taşıyarak aday belirleme süreçlerinin sorgulanmasını istiyor. Ancak aynı isimlerin, CHP’nin seçilmiş yönetiminin yargı kararıyla değiştirilmesini kabul etmiş olmaları, siyasi tutarlılık bakımından başka bir soruyu ortaya çıkarıyor: Bir partinin seçilmiş yönetiminin mahkeme eliyle değiştirilmesini kabul etmek de siyasi bir saf tercihi değil mi?
Adayları Özel Belirledi, Peki Butlan Yönetimini Kim Belirledi?
CHP Sözcüsü Müslim Sarı, Ataşehir’de altı belediye meclis üyesinin AKP’ye geçmesinin ardından yaptığı açıklamada, adayları belirleyenlerin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savundu. Sarı, belediye başkanlarının ve meclis üyelerinin hangi yöntemlerle adaylaştırıldığının sorgulanmasını istedi.
Aday belirleme süreçlerinin eleştirilmesi kuşkusuz siyasi tartışmanın bir parçası. Ancak aynı sorgulamanın, CHP’nin seçilmiş genel başkanının görevden uzaklaştırılması ve yerine önceki genel başkanın mahkeme kararıyla getirilmesi konusunda yapılmaması dikkat çekiyor.
Nitekim CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, Temmuz 2026’da TBMM’de yaptığı açıklamada, mutlak butlan kararının siyasi ve hukuksuz olduğu yönündeki eleştirileri reddederek mahkeme kararının dayanaklarını savundu. Böylece CHP içindeki ayrışmanın yalnızca kişiler arasındaki bir yönetim mücadelesi olmadığı, yargının parti yönetimini belirlemedeki rolüne ilişkin temel bir görüş ayrılığına dayandığı da ortaya çıktı.
AKP’ye Geçenler Konuşuluyor, AKP’nin Transferleri İkinci Planda
Butlan yönetiminin eleştirilerinde, parti değiştiren belediye başkanlarının Özgür Özel döneminde aday gösterilmiş olması öne çıkarılıyor. Ancak transferlerin diğer tarafında AKP’nin bulunması, tartışmanın eksik bırakılan bölümünü oluşturuyor.
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun AKP’ye geçişi bunun örneklerinden biri. Çerçioğlu’nun 2024 yerel seçimleri için adaylığı, Özgür Özel genel başkan olmadan önce, 30 Ağustos 2023’te Kemal Kılıçdaroğlu tarafından açıklanmıştı. Dolayısıyla AKP’ye geçen bütün belediye başkanlarının adaylığını Özgür Özel’e bağlamak, aday belirleme sürecinin gerçek kronolojisiyle örtüşmüyor.
Medyascope’un 10 Eylül tarihli araştırmasında, CHP’den AKP’ye geçen belediye başkanları arasında hem Özel hem de Kılıçdaroğlu dönemleriyle ilişkili isimlerin bulunduğu ortaya konuldu. Aynı dönemde CHP’de kalan çok sayıda yerel yöneticinin AKP’ye geçmesi, transferlerin yalnızca aday belirleme tercihlerine indirgenemeyeceğini gösterdi.
Ataşehir’de Değişen Yalnızca Parti Rozetleri Olmadı
Ataşehir Belediyesi’nde altı CHP’li meclis üyesinin AKP’ye geçmesi, belediye meclisindeki siyasi dengeleri değiştirdi. Seçilmiş Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in ve ardından Başkan Vekili Murat Güneş’in tutuklanmasıyla başlayan süreç, 10 Ekim’de AKP’li Serdar Orhan’ın belediye başkan vekili seçilmesiyle sonuçlandı.
Böylece 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin kazandığı belediyenin yönetimi, yeni bir halk oylaması yapılmadan AKP’ye geçti. Muhalefet, parti değiştiren meclis üyeleri üzerinde baskı kurulduğunu ileri sürerken, iktidar cephesi seçimlerin yasal usullerle yapıldığını savundu.
Bu gelişmeler karşısında butlan yönetiminin ağırlıklı olarak Özgür Özel’in aday tercihlerine yönelmesi, AKP’nin transferlerdeki siyasi sorumluluğunun neden aynı ölçüde tartışılmadığı sorusunu doğuruyor. Çünkü belediye meclis üyelerinin AKP’ye geçişi, yalnızca CHP’nin aday belirleme sorunu değil; aynı zamanda iktidar partisinin muhalefet listesinden seçilmiş üyeleri kendi saflarına katması meselesi.
Saf Değiştirmenin Bir de Görünmeyen Tarafı Var
Özgür Özel, mahkeme kararıyla oluşturulan CHP yönetiminin meşru olmadığını savunarak YENİ Parti’yi kurdu. Butlan yönetimi ise mahkeme kararını esas alarak CHP’nin yönetimini üstlendi. Bu iki tutum, siyasi ayrışmanın temelini oluşturdu.
Burada önemli bir ayrım bulunuyor. Mahkeme kararını kabul etmek, tek başına AKP’ye katılmak veya iktidar adına hareket etmek anlamına gelmez. Ancak kararın CHP’nin iç yönetimini değiştirmesi ve bunun iktidar-muhalefet ilişkilerinde yarattığı sonuçlar, butlan yönetiminin siyasi sorumluluğunun da tartışılmasını gerektiriyor.
Özel’in aday gösterdiği isimlerin parti değiştirmesini eleştirenlerin, kendi yönetimlerinin hangi koşullarda oluştuğunu ve bu değişikliğin AKP’nin siyasi konumunu nasıl etkilediğini de açıklaması beklenebilir. Aksi durumda saf değiştirme eleştirisi, yalnızca belediye başkanlarının taktığı rozetlerle sınırlı kalıyor.
İroni Tam da Burada Başlıyor
Butlan yönetiminin yaklaşımında ortaya çıkan çelişki, belediye başkanlarının ve meclis üyelerinin AKP’ye geçişlerinden Özgür Özel’i sorumlu tutarken, CHP’nin seçilmiş yönetiminin mahkeme kararıyla değiştirilmesinin siyasi sonuçlarını aynı sorgulamanın dışında bırakması.
Oysa siyasi sorumluluk yalnızca aday listelerini hazırlayanlara ait değil. Parti değiştirenler, onları kabul eden siyasi parti ve yargı kararıyla oluşan yeni yönetimin bu gelişmeler karşısındaki tutumu da aynı değerlendirmenin konusu.
Bugün butlan yönetiminin Özgür Özel’e yönelttiği soruların bir bölümünün kendi siyasi tercihleri için de geçerli olması, tartışmanın en belirgin ironisini oluşturuyor.
AKP’ye geçen belediye başkanlarının hesabını Özgür Özel’den soranların, CHP yönetiminin mahkeme kararıyla el değiştirmesini neden kabul ettiklerini açıklamaları da aynı ölçüde gerekli. Çünkü siyasette saf değiştirmek her zaman başka bir partinin rozetini takmakla başlamıyor; bazen kendi partisinin geleceğini kimin belirleyeceği konusunda yapılan tercihle de ortaya çıkıyor.
TB / Medyascope, BirGün, Gazete Duvar, Cumhuriyet, Demirören Haber Ajansı, Deutsche Welle Türkçe, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ataşehir Belediyesi.












