İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre Türkiye’de 2013 yılından bu yana en az 1623 kadın işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde açıklanan veriler, kadın emeğinin yalnızca düşük ücret ve güvencesizlikle değil, aynı zamanda ölümcül çalışma koşullarıyla da kuşatıldığını ortaya koyuyor.
Kadın İş Cinayetlerinin Acı Tablosu
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla paylaştığı verilerde Türkiye’de kadın işçilerin karşı karşıya olduğu ağır tabloyu gözler önüne serdi.
Meclisin verilerine göre 2013 yılından bugüne kadar en az 1623 kadın işçi çalışırken hayatını kaybetti.
İSİG Meclisi, bu tabloyu “ayrımcılık, şiddet, sömürü ve yok sayılmanın kıskacında kadın iş cinayetleri” sözleriyle özetledi. Paylaşımda yer alan grafikler, kadın emeğinin özellikle güvencesiz ve kayıt dışı sektörlerde yoğunlaştığını ve bu durumun ölüm riskini artırdığını gösteriyor.
Görünmeyen Emek, Görünmeyen Ölümler
Türkiye’de kadınların iş gücüne katılımı erkeklere kıyasla hâlâ düşük seviyelerde olsa da çalışan kadınlar çoğu zaman en güvencesiz işlerde istihdam ediliyor.
Kadın işçilerin yoğunlaştığı alanlar arasında:
- Tarım ve mevsimlik tarım işçiliği
- Tekstil ve küçük ölçekli atölyeler
- Hizmet sektörü ve bakım işleri
- Kayıt dışı ev içi emek
yer alıyor.
Bu sektörlerde iş güvenliği önlemlerinin zayıf olması, kadın işçilerin ölüm riskini artıran temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü International Labour Organization raporlarına göre de kayıt dışı ve güvencesiz çalışma, iş kazaları ve meslek hastalıkları riskini önemli ölçüde artırıyor.
İş Cinayetleri Ve Toplumsal Cinsiyet
Uzmanlara göre kadın iş cinayetlerini yalnızca iş güvenliği sorunu olarak görmek yeterli değil.
Kadınların çalışma yaşamındaki konumu; ücret eşitsizliği, güvencesizlik, bakım yükü ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığıyla doğrudan bağlantılı.
Kadın işçiler çoğu zaman:
- Sigortasız çalıştırılıyor
- Sendikal örgütlenmeden uzak tutuluyor
- Tehlikeli işlerde yeterli koruma olmadan çalıştırılıyor
Bu koşullar, kadın emeğini daha kırılgan hale getiriyor.
İSİG Meclisi verileri de bu kırılganlığı doğruluyor. Kurumun raporlarında kadın işçilerin özellikle tarım, hizmet ve tekstil sektörlerinde yoğun biçimde iş cinayetlerine maruz kaldığı belirtiliyor.
8 Mart’ın Gösterdiği Gerçek
8 Mart yalnızca kadınların kazanımlarının değil, aynı zamanda karşı karşıya kaldıkları eşitsizliklerin de hatırlandığı bir gün.
Türkiye’de kadınların iş yaşamındaki konumuna bakıldığında tablo çelişkili:
Bir yanda kadın istihdamını artırmaya yönelik politikalar dile getirilirken, diğer yanda güvencesiz ve denetimsiz çalışma koşulları devam ediyor.
İşçi sağlığı uzmanlarına göre iş cinayetlerinin önlenebilmesi için yalnızca mevzuat değil, etkin denetim ve sendikal örgütlenmenin güçlendirilmesi gerekiyor.
Kadın Emeği İçin Güvenli Çalışma Talebi
İSİG Meclisi’nin paylaştığı veriler, kadın emeğinin Türkiye’de hâlâ büyük ölçüde görünmez ve güvencesiz olduğunu ortaya koyuyor.
Kadın işçilerin yaşamını yitirdiği her olay, yalnızca bireysel bir trajedi değil; aynı zamanda iş güvenliği politikalarının ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kesiştiği bir alanı gösteriyor.
Bu nedenle 8 Mart’ta yapılan değerlendirmeler yalnızca geçmişte yaşanan kayıpları anmakla sınırlı değil; aynı zamanda daha güvenli, eşit ve insan onuruna yakışır çalışma koşulları için verilen mücadelenin de bir parçası olarak görülüyor.
- NHY / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), International Labour Organization iş güvenliği ve kayıt dışı istihdam raporları


















