back to top
Ana Sayfa Haberler Depremin Ardından: Yıkımın Enkazından Sermaye Yükseliyor

Depremin Ardından: Yıkımın Enkazından Sermaye Yükseliyor

6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen yıllar, yalnızca büyük bir insani yıkımı değil; aynı zamanda afet sonrası ekonomik politikaların kimin lehine işlediğini de ortaya koyuyor. Gazeteci Kansu Yıldırım’ın değerlendirmesine göre, deprem bölgesinde üretim ve ihracat hızla toparlanırken yüz binlerce insan hâlâ geçici barınma koşullarında yaşam mücadelesi veriyor.

Depremin Bilançosu: Büyük Yıkım, Büyük Göç

6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye tarihinin en ağır afetlerinden biri olarak kayda geçti. Resmi verilere göre 53 binden fazla kişi yaşamını yitirdi, 39 bini aşkın bina yıkıldı ve 14 milyondan fazla insan doğrudan etkilendi.

Depremin ardından yalnızca fiziksel yıkım değil, büyük bir demografik hareketlilik de yaşandı. Yaklaşık 3,5 milyon kişi deprem bölgesindeki illerden başta Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Bursa ve Mersin olmak üzere büyük kentlere göç etti. Bu durum, bölgenin sosyal ve ekonomik yapısında köklü değişimlere yol açtı.

“Asrın Felaketi” Söylemi Ve Sınıfsal Tartışma

Depremin ardından siyasal iktidar ve iktidara yakın medya, yıkımı çoğunlukla “asrın felaketi” olarak tanımladı. Ancak Kansu Yıldırım, Evrensel gazetesinde yayımlanan analizinde bu söylemin depremdeki sınıfsal boyutu görünmez kıldığını savunuyor.

Ekonomist Korkut Boratav’ın “sermayenin sınırsız tahakkümü” kavramına atıf yapılan değerlendirmede, kentleşme politikaları, rant odaklı imar düzeni ve sermaye birikim stratejilerinin yıkımın büyümesinde belirleyici rol oynadığı vurgulanıyor. Deprem bölgesindeki kentlerde düşük ücretli emek, kayıt dışı çalışma ve göçmen işgücüne dayalı üretim modelinin uzun süredir hakim olduğu belirtiliyor.

Sanayi Ve İhracatta Hızlı Toparlanma

Depremin ekonomik maliyeti Strateji ve Bütçe Başkanlığı verilerine göre yaklaşık 103,6 milyar dolar olarak hesaplandı. Buna karşın sanayi üretimi ve ihracat verileri, bölgedeki sermaye faaliyetlerinin kısa sürede toparlandığını gösteriyor.

Depremden etkilenen 11 ilde 38 organize sanayi bölgesinde yaklaşık 5 bin fabrika faaliyet gösteriyor ve yüz binlerce işçi çalışıyor. 2023’te 22,9 milyar dolar olan bölgesel ihracat, 2024’te 24,2 milyar dolara, 2025’te ise 25 milyar dolara yükseldi.

Gaziantep, Adana, Kahramanmaraş ve Hatay gibi kentlerde üretim ve ihracat artışının Türkiye ortalamasının üzerine çıktığı görülüyor. Sanayide elektrik ve doğal gaz tüketimindeki artış da üretim kapasitesinin yeniden yükseldiğini gösteren önemli göstergeler arasında yer alıyor.

Teşvikler, Krediler Ve Uluslararası Finansman

Deprem sonrası ekonomik toparlanmanın önemli bir bölümü kamu teşvikleri ve uluslararası finansman kaynaklarıyla desteklendi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine göre yalnızca organize sanayi bölgeleri ve sanayi sitelerine sağlanan kaynak 23 milyar TL’ye ulaştı.

Buna ek olarak 4 bini aşkın yatırım için teşvik belgesi düzenlendi ve yüzlerce işyerinin yeniden inşası kamu kaynaklarıyla gerçekleştirildi.

Uluslararası finans kuruluşları da bölgeye önemli miktarda kredi ve finansman sağladı. Dünya Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Asya Kalkınma Bankası ve Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı gibi kurumların sağladığı toplam dış finansmanın yaklaşık 8,7 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor.

Toparlanma Verileri Ve Sosyal Gerçeklik Arasındaki Uçurum

Ekonomik göstergelerdeki toparlanmaya rağmen deprem bölgesinde yaşayan milyonlarca insan için tablo hâlâ ağır. Resmi verilere göre bölgede 242 konteyner kentte yaklaşık 360 bin kişi yaşamını sürdürüyor.

Ayrıca bölgede çalışan yaklaşık 4,3 milyon işçinin yüzde 37’sinin kayıt dışı olduğu ve ücretlerin büyük ölçüde asgari ücret seviyesinde kaldığı ifade ediliyor. Bu durum, ekonomik toparlanmanın toplumun tüm kesimlerine eşit biçimde yansımadığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.


  • NHY / Kansu Yıldırım, “6 Şubat Anadolu Katliamı: Yerdeki Çatlaktan Uluslararası Sermaye Çıkıyor”, Evrensel Gazetesi