19 Mart operasyonlarında tutuklananların yakınlarının oluşturduğu Aile Dayanışma Ağı’nın Saraçhane’deki 47’nci buluşmasında konuşan Dilek Kaya İmamoğlu, Türkiye’de derinleşen yoksulluk, adaletsizlik ve toplumsal çöküşe dikkat çekti. “Yasalar güçlü olanın değil, haklı olanın yanında dursun” diyen İmamoğlu, tutuklu ailelerinin yaşadığı sürece ve yargılamalara ilişkin adalet çağrısını yineleyerek duruşmaların canlı yayınlanmasını istedi.
19 Mart operasyonlarında tutuklanan belediye başkanları, bürokratlar, parti yöneticileri ve çalışma arkadaşlarının yakınları tarafından oluşturulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), Saraçhane’de 47’nci kez bir araya geldi. Yağmur altında gerçekleştirilen buluşmaya tutuklu yakınlarının yanı sıra siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri, belediye başkanları, sivil toplum temsilcileri ve gazeteciler katıldı.
Buluşmada konuşan Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, Türkiye’de yaşanan ekonomik ve toplumsal sorunların birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi. Eğitimde yaşanan sorunlardan gençlerin barınma krizine, geçim sıkıntısından artan suç ve toplumsal güvensizlik duygusuna kadar uzanan geniş bir tablo çizen İmamoğlu, “Çürüme kaderimiz olamaz” dedi.
İmamoğlu, Türkiye’nin “tarihinde görmediği acıları” yaşadığını belirterek bu acıların derin yoksulluk, adaletsizlik ve toplumsal çürüme ile bağlantılı olduğunu savundu. Okullardaki şiddete, üniversite öğrencilerinin barınma sorunlarına ve ekonomik nedenlerle eğitimini sürdüremeyen gençlere dikkat çeken İmamoğlu, 25 Eylül’de Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veren emekli polis memurunu da anarak ailesine başsağlığı diledi.
“Yasalar Güçlü Olanın Değil, Haklının Yanında Olsun”
Konuşmasının merkezine adalet ve hukuk devleti vurgusunu yerleştiren İmamoğlu, devlet kurumlarının siyasal dengelerin aracı haline gelmemesi gerektiğini söyledi.
İmamoğlu, “Kapısına hakkını aramaya gelen her bir yurttaş, karşısında yalnızca tarafsız bir adaleti bulacağını bilmelidir” diyerek yöneticilerin ve iktidarların değişebileceğini, ancak devlet kurumlarının kalıcı olduğunu ifade etti. Kamu kurumlarının güçlerini herhangi bir siyasi kesime sağladıkları ayrıcalıktan değil, tarafsızlıklarından ve topluma verdikleri güvenden alması gerektiğini belirtti.
İmamoğlu’nun konuşmasındaki en belirgin çağrılardan biri ise yasaların uygulanma biçimine ilişkindi. “Yasalar güçlü olanın değil, haklı olanın yanında dursun. Adalet kişiye göre değil, herkese eşit uygulansın” diyen İmamoğlu, hukukun kişiye, kuruma veya siyasi partiye göre farklı uygulanmasının adalete ve devlet kurumlarına duyulan güveni sarstığını söyledi.
Bu çağrı, ADA’nın yaklaşık bir buçuk yıldır Saraçhane’de sürdürdüğü buluşmaların temel başlığı olan adil yargılanma ve tutukluluk tartışmasının devamı niteliğinde. Eylül ayındaki 46’ncı buluşmada da İmamoğlu, “Kim olursa olsun, herkes için hukuk. Kim olursa olsun, herkes için adalet” sözleriyle tutuklu yakınlarının taleplerini dile getirmişti.
“Duruşmalar Canlı Yayınlansın”
Dilek İmamoğlu, İBB davası başta olmak üzere devam eden yargılamaların kamuoyuna açık biçimde izlenebilmesi gerektiğini de yineledi.
Siyasetçilere çağrıda bulunan İmamoğlu, “Adalet çağrımıza kulak verin. Silivri’ye gelin. Duruşmalara katılın. Aileleri dinleyin” dedi. Tutuklu yakınlarının yaşadığı sürecin görülmesini isteyen İmamoğlu, yargılamaların canlı yayınlanması talebini bir kez daha gündeme taşıdı.
Bu talep ADA tarafından daha önce de defalarca dile getirilmişti. Dilek İmamoğlu, daha önceki Saraçhane buluşmalarında da İBB davasının şeffaf ve aleni biçimde yürütülmesi gerektiğini savunarak “Duruşmalar canlı yayınlansın” çağrısında bulunmuştu.
İmamoğlu’nun canlı yayın talebi, son dönemde siyasetin farklı kanatlarından gelen benzer açıklamalarla da yeniden gündeme geldi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İBB davası duruşmalarının televizyondan canlı yayınlanması yönündeki çağrısının ardından İmamoğlu, bu talebin daha geniş bir karşılık bulduğunu söylemişti.
Cezaevinden Gelen İki Mektup
Saraçhane’deki buluşmada yalnızca Dilek İmamoğlu konuşmadı. Tutuklu Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Nazire Oylum Işık’ın kızı Nehir Işık, annesinin cezaevinden gönderdiği mektubu okudu.
Işık, mektubunda gözaltına alınma ve tutuklanma sürecini anlattı. Hastanede tedavi gördüğü sırada savcılıkta ifade vermeye götürüldüğünü belirten Işık, kendisi hakkındaki suçlamaların somut delillere dayanmadığını savundu. Cezaevinde tutuklular arasındaki konuşmalarda “İBB’ci” ifadesinin bir tanımlamaya dönüştüğünü aktaran Işık, belediye soruşturmaları kapsamında tutuklanan kişilerin hangi kurum veya ilçeden olduğuna bakılmaksızın bu şekilde anıldığını söyledi.
Ardından tutuklu YENİ Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Özlem Demir Karakaş’ın mektubu okundu. Karakaş, 19 Mayıs’a giden gece gözaltına alındığını, aynı süreçte eşinin de gözaltına alındığını anlattı.
Karakaş mektubunda cezaevinde bulunduğu süreçte 5 kilo verdiğini, özel beslenme gerektiren sağlık sorunları nedeniyle cezaevi koşullarında beslenmesinin zorlaştığını ve çeşitli sağlık sorunları yaşadığını belirtti. Karakaş ayrıca, tutuklanmasının ardından CHP kurultayına ilişkin yaşanan gelişmelerin kendisini etkilediğini ifade etti.
“Bir Ailenin Kaybettiği Zaman Nasıl Telafi Edilecek?”
ADA’nın Saraçhane buluşmalarında artık yalnızca hukuki süreçler değil, tutukluluğun aileler ve çocuklar üzerindeki etkisi de görünür hale geliyor. Eylül ayındaki 46’ncı buluşmada da tutuklu yakınlarının ailelerinden ayrı geçen zamanın nasıl telafi edileceği sorusu öne çıkmıştı.
Dilek İmamoğlu’nun bugünkü konuşması da bu hattı sürdürdü. Ancak bu kez kişisel mağduriyetlerin ötesinde, hukuk devletinin niteliği ve devlet kurumlarına duyulan güven vurgusu daha belirgin biçimde öne çıktı.
İmamoğlu, konuşmasının sonunda mücadelenin yalnızca tutuklu yakınları için yürütülmediğini belirterek, Türkiye’de hakkının korunacağına inanmak isteyen herkes adına konuşulduğunu söyledi.
“Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla korku, daha fazla ayrışma ve daha fazla çaresizlik değil; yeniden güvenebileceğimiz bir hukuk düzenidir” diyen İmamoğlu, her yurttaşın hakkının korunduğundan emin olduğu ve adaletin eşit işlediği bir Türkiye talebini yineledi.
Saraçhane’de 47’nci kez kurulan ADA kürsüsünden verilen mesajın özeti ise tek cümlede toplandı:
Çürüme kader değildir; hukuk ve adalet talebi sürdükçe toplumun itiraz hakkı da sürer.
- TB / Evrensel, Gazete Pencere, Halk TV, Cumhuriyet, T24, ANKA












