back to top
Ana Sayfa Haberler Fon Krizinde Gazeteciler Adliyede, Haberler ve Hesaplar Erişime Engelli

Fon Krizinde Gazeteciler Adliyede, Haberler ve Hesaplar Erişime Engelli

Türkiye’de yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen fon krizi büyürken, soruşturmayı haberleştiren gazeteciler de adli işlemlerle karşı karşıya kaldı. İsmail Saymaz ve Murat Ağırel ifadeye çağrılırken, Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı gözaltına alınarak adliyeye sevk edildi. Eylül ayında en az 1.270 X hesabına erişim engeli getirildi; ekonomistlerin, akademisyenlerin, gazetecilerin ve haber kuruluşlarının hesapları peş peşe Türkiye’den görünmez kılındı. 7 Ekim’de Nokta Haber Yorum ve Toplumsal Bellek’in X hesapları da engellendi. Böylece haberin ve eleştirinin dolaşımına yönelik sınırlamalar, doğrudan bizim yayınlarımızı da kapsayan bir boyuta ulaştı.

Türkiye’de sermaye piyasalarını sarsan fon krizi, yalnızca finans dünyasının değil, basın ve ifade özgürlüğünün de önemli gündemlerinden birine dönüştü. Yüz binlerce yatırımcının birikimlerinin geleceğini belirsizliğe sürükleyen işlemler soruşturulurken, fonların nasıl büyüdüğünü, kimlerin hangi kazançları elde ettiğini ve siyasi çevrelerin bu piyasalardaki ilişkilerini araştıran gazeteciler hakkında da adli süreçler başlatıldı. Son haftalarda ekonomistlerin, akademisyenlerin, yazarların ve gazetecilerin sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleri, 8 Ekim gecesi gazetecilere yönelik gözaltı kararlarıyla birlikte yeni bir boyut kazandı. Bu engelleme dalgasının içinde 7 Ekim 2026 tarihinde Nokta Haber Yorum ve Toplumsal Bellek’in X hesapları da erişime kapatıldı.

Ortaya çıkan tablo, Türkiye’de yargının finansal suç iddialarına yaklaşımı kadar, bu iddiaların kamuoyunda tartışılmasına gösterilen tepkiyi de gündeme taşıyor. Bir yanda sermaye piyasasında olağanüstü kazançlar, fonların tasfiyesi, yatırımcıların zararları ve kamu görevlerinde bulunan kişilerin finansal işlemleri araştırılırken, diğer yanda bu konuları haberleştiren gazetecilerin açıklamaları soruşturma konusu yapılıyor. Gazetecilik faaliyetleriyle piyasa manipülasyonu arasındaki sınırın nasıl çizildiği, erişim engellerinin hangi somut tehlikelere dayandırıldığı ve kamunun bilgi alma hakkının nasıl korunduğu, yaşanan gelişmelerin temel sorularını oluşturuyor.

Dört Gazeteci Hakkında Adli İşlem

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 8 Ekim’de fon soruşturmasına ilişkin açıklamaları nedeniyle gazeteciler İsmail Saymaz, Murat Ağırel ve Şaban Sevinç’in şüpheli sıfatıyla ifadelerinin alınmasını istedi. Savcılık, gazetecilerin basın yayın organlarında ve sosyal medyada kamuoyunu yanıltıcı nitelikte açıklamalar yaptığını ileri sürdü. İsmail Saymaz ve Murat Ağırel ifadeye çağrılırken, Şaban Sevinç hakkında gözaltı kararı verildi. Aynı soruşturma kapsamında Sözcü gazetesi editörü Mustafa Balcı da gözaltına alındı. Sevinç ve Balcı, emniyetteki işlemlerinin ardından 9 Ekim’de adliyeye sevk edildi.

Soruşturmanın gündeme gelmesinde, fon kriziyle bağlantılı olduğu ileri sürülen bazı finansal işlemlerin gazeteciler tarafından kamuoyuna taşınması etkili oldu. Murat Ağırel, katıldığı televizyon yayınında Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın adının geçtiği bazı yatırım iddialarını aktardı. Ağırel, söz konusu bilgileri kesinleşmiş olgular olarak değil, araştırılması gereken iddialar olarak dile getirdiğini belirtti. Ömer Bolat ise iddiaları reddederek gazeteciler hakkında suç duyurusunda bulundu. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, paylaşımların kurumun ve bakanın saygınlığını hedef aldığı savunuldu.

İsmail Saymaz, tartışma konusu iddiayı kendisinin dile getirmediğini belirtirken, Ağırel de iddiaların aktarılmasıyla kesin bilgi olarak sunulmasının birbirinden farklı olduğunu vurguladı. Mustafa Balcı’nın gözaltına alınmasından önceki sosyal medya paylaşımında ise AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in katıldığı bir konserde, fon soruşturmasıyla adı anılan Osman Arıkan Nacar’ın yakınında oturduğuna ilişkin fotoğraf ve siyasi açıklamalar yer alıyordu. Balcı’nın paylaşımındaki iddiaların doğruluğu ayrı bir araştırma konusu olmakla birlikte, gazetecinin bu paylaşımın ardından gözaltına alınması basın özgürlüğü tartışmasını büyüttü.

Bir Ayda 1.270 Hesap: Engeller Yeniden ve Yeniden Geliyor

Gazetecilere yönelik adli işlemlerden önce başlayan erişim engeli dalgası, eylül ayından itibaren giderek genişledi. İfade Özgürlüğü Derneğinin verilerine göre yalnızca Eylül 2026’da en az 1.270 X hesabına erişim engeli getirildi ve bunların yaklaşık yüzde 90’ı platform tarafından Türkiye’den görünmez kılındı. Engellenen hesapların toplam takipçi sayısı 35 milyonu aşarken, gazeteciler, haber kuruluşları, ekonomistler, akademisyenler, hak savunucuları ve farklı toplumsal kesimlerden kullanıcılar bu kararların kapsamına girdi.

Eylül ayının son haftasında ekonomist Uğur Gürses, ENAG kurucusu Prof. Dr. Veysel Ulusoy, eski Hazine ve Maliye Bakanı Prof. Dr. Bilge Yılmaz, siyasal iktisatçı İnan Mutlu, akademisyen Prof. Dr. Barış Övgün, gazeteciler Hilmi Hacaloğlu, Razi Canikligil ve Dinçer Gökçe ile yatırım ve finans alanında yorum yapan Emre Şirin’in hesapları erişime engellenenler arasında yer aldı. Haber kuruluşlarından Kısa Dalga da aynı uygulamayla karşılaştı. Bu kararların önemli bir bölümünde millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesi kullanıldı.

Engellemeler ekim ayında da sürdü. Gazeteciler Hikmet Adal, Tuğçe Yılmaz, Onur Dalar, Furkan Karabay ve Esra Tokat’ın hesapları Türkiye’den erişilemez hale getirildi. Gazeteci Alican Uludağ’ın daha önce erişime engellenen hesabının ardından açtığı yeni hesap da aynı uygulamayla karşılaştı. Erişim engelleri, gazetecilerin yeni hesap açarak okurlarına ulaşma çabalarını da etkileyen bir sürece dönüştü.

3 Ekim’de aralarında gazeteci-yazar Akın Olgun, akademisyen Prof. Dr. Tuna Tuğcu ve ekonomi yorumcusu Ayhan Dadaloğlu’nun bulunduğu en az 31 hesap engellendi. 5 Ekim’de en az 70 hesaba daha erişim engeli getirildi. 7 Ekim’de İrfan Değirmenci, Şirin Payzın, Erdal Sağlam, Dinçer Gökçe, Esra Tokat ve bianet gibi gazeteci ve haber kuruluşlarının hesapları yeniden gündeme gelen engelleme kararları arasında yer aldı. Aynı gün Nokta Haber Yorum ile Toplumsal Bellek’in X hesapları da erişime engellendi. 8 Ekim’de ise yazar ve gazeteci Dilek Zaptçıoğlu, ekonomi yorumcusu Ayhan Dadaloğlu, avukat Lale Demirkazan ve gazeteci Ayça Yılmaz’ın da bulunduğu en az 39 hesap erişime engellendi. Dadaloğlu’nun hesabının birkaç gün arayla yeniden engellenmesi, uygulamanın sürekliliğini gösteren örneklerden biri oldu.

Nokta Haber Yorum ve Toplumsal Bellek de Engellendi

7 Ekim’de Nokta Haber Yorum ve Toplumsal Bellek’in X hesaplarına getirilen erişim engelleri, bağımsız yayıncılığın karşı karşıya bulunduğu sorunları bizim açımızdan da doğrudan görünür hale getirdi. Uzun süredir siyaset, ekonomi, emek, toplumsal yaşam ve insan hakları alanlarında haberler, değerlendirmeler ve eleştiriler yayımlayan iki yayın kuruluşunun sosyal medya hesaplarının kapatılması, yalnızca yayınların okura ulaşmasını güçleştirmiyor; bu yayınların çevresinde oluşan tartışma ve haberleşme olanaklarını da sınırlandırıyor. Gazetecilik faaliyetinin giderek dijital platformlar üzerinden yürütüldüğü bir dönemde, sosyal medya hesaplarının erişime engellenmesi haberin dolaşımını doğrudan etkileyen bir uygulamaya dönüşüyor.

Bizim açımızdan mesele yalnızca iki X hesabının kapatılması değil. Nokta Haber Yorum ve Toplumsal Bellek’in de içinde bulunduğu geniş engelleme dalgası, farklı görüşlerin kamusal alanda yer bulabilmesini etkiliyor. Bir haber kuruluşunun yayımladığı bilginin yanlış olduğu düşünülüyorsa bunun yanıtı, somut olguların ortaya konulması ve hukuki itiraz yollarının işletilmesi olmalı. Hesabın bütünüyle erişime kapatılması ise yalnızca tartışma konusu içeriği değil, o hesap üzerinden yayımlanan bütün haberleri ve değerlendirmeleri okurdan uzaklaştırıyor. Bu nedenle 7 Ekim’de yaşadığımız engellemeyi, gazetecilere, akademisyenlere ve başka yayın kuruluşlarına yönelik kararlarla aynı ifade özgürlüğü sorununun parçası olarak değerlendiriyoruz.

Sansürü Belgeleyenlerin Hesapları da Engellendi

Erişim engellerinin dikkat çeken bir başka yönü, kararları izleyen ve kamuoyuna duyuran kuruluşların da aynı uygulamaya maruz kalması oldu. İfade Özgürlüğü Derneğinin EngelliWeb projesinin X hesabı, ardından derneğin kendi hesabı erişime engellendi. Derneğin kurucularından Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in hesabı da engelleme kararlarından etkilendi. Böylece yalnızca haber yapanlar değil, erişim engellerinin kayıtlarını tutan ve hukuki dayanaklarını araştıran isimler de Türkiye’den görünmez kılındı.

İfade Özgürlüğü Derneği, engelleme kararlarının önemli bölümünün gerekçelerinin ve karar künyelerinin kamuoyuyla paylaşılmadığını belirtti. Derneğin açıklamasına göre eylül ayında engellenen 1.270 hesabın yalnızca 115’i için belirlenebilir mahkeme kararları bulunuyordu. Geri kalan hesaplara ilişkin kararların hangi makamlarca ve hangi somut gerekçelerle alındığının anlaşılamaması, hukuki itiraz yollarının kullanılmasını da güçleştiriyor.

Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, Avrupa Gazeteciler Federasyonu ve Türkiye Gazeteciler Sendikası da X yönetimine çağrıda bulunarak açık ve bağımsız biçimde denetlenebilir yargı kararlarına dayanmayan hesap engelleme taleplerinin kabul edilmemesini istedi. Gazetecilik örgütleri, yalnızca idari makamların veya kolluk birimlerinin taleplerinin ifade özgürlüğünü sınırlamak için yeterli görülmemesi gerektiğini vurguladı.

Fon Haberleri de Kamu Düzeni Gerekçesiyle Engellendi

Erişim engelleri kişisel hesaplarla sınırlı kalmadı. Fon krizini konu alan haberler de yayımlandıktan kısa süre sonra erişime kapatıldı. Gazete Pencere, Evrensel ve Sözcü’de yayımlanan üç habere, 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesiyle erişim engeli getirildi. Nefes gazetesinde fon yöneticilerinin aile ilişkilerini ve bazı yatırımcıların kısa sürede elde ettiği ileri sürülen servetleri konu alan haberler de benzer kararlarla karşılaştı.

Bu kararlar, ekonomik haberciliğin kamu yararı bakımından taşıdığı önemi yeniden gündeme getiriyor. Sermaye piyasalarında yüz binlerce kişinin parasını etkileyen işlemler yaşanırken, fonların kimler tarafından yönetildiğinin, hangi şirketlerle bağlantılı olduğunun ve yatırımcıların birikimlerinin nasıl değerlendirildiğinin araştırılması gazeteciliğin temel işlevlerinden biri. Piyasa manipülasyonuna yönelik suçlamaların soruşturulması ile kamuoyunu bilgilendiren haberlerin engellenmesi, farklı hukuki değerlendirmeler gerektiriyor.

Haberlerin erişime engellenmesi, yalnızca gazetecilerin çalışmalarını değil, yatırımcıların bilgiye ulaşma olanaklarını da etkiliyor. Bir fonun hangi işlemlerle büyüdüğünü, hangi yöneticilerin sorumluluk taşıdığını ve soruşturmanın nasıl yürütüldüğünü öğrenmek isteyen yurttaşlar açısından haberlerin erişilebilir olması, ekonomik kararların ve kamu kurumlarının denetlenebilmesinin de koşullarından birini oluşturuyor.

Fon Soruşturmasında Kimler Hakkında İşlem Yapıldı?

Sermaye piyasalarındaki soruşturmanın yalnızca gazetecilere yönelik işlemlerden oluşmadığını da belirtmek gerekiyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmalarda fon yöneticileri ve piyasa aktörleri hakkında gözaltı ve tutuklama kararları verildi. Tera Yatırım Üst Yöneticisi Emir Münir Sarpyener ile Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel’in de aralarında bulunduğu beş kişi, 1 Ekim’de tutuklandı. Soruşturmanın kapsamı daha sonra genişlerken, yüzlerce kişinin finansal işlemleri incelemeye alındı.

Fon krizinin büyüklüğü de tartışmanın neden yalnızca birkaç şirketin işlemleriyle sınırlandırılamayacağını gösteriyor. Sermaye Piyasası Kurulunun 131 yatırım fonunun tasfiyesine yönelik kararları, yüz binlerce yatırımcıyı ve milyarlarca dolarlık varlığı etkiledi. Bazı fonların kısa sürede olağanüstü getiriler sağlaması, küçük ölçekli şirket hisselerinde fiyat hareketleri ve piyasa manipülasyonu şüpheleri soruşturmanın temel konuları arasında yer aldı. Yatırımcıların hangi koşullarda zarara uğradığı, fonların nasıl denetlendiği ve düzenleyici kurumların riskleri ne zaman fark ettiği ise açıklığa kavuşturulması gereken başlıklar arasında bulunuyor.

Bununla birlikte soruşturmanın finansal işlemlerle ilgili bölümünde bazı şüphelilerin tutuklanmış olması, gazetecilere yönelik adli işlemler ve erişim engelleri konusunda ortaya çıkan soruları ortadan kaldırmıyor. Gazetecilerin haber ve yorumları nedeniyle şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılması, ekonomik gelişmelerin kamuoyunda tartışılmasını etkileyebilecek bir uygulama olarak değerlendiriliyor. Sermaye piyasalarında suç işlenip işlenmediğinin araştırılması kadar, bu araştırmanın basın özgürlüğü ve toplumun bilgi alma hakkı korunarak yürütülmesi de önem taşıyor.

Ekonomik Gerçekleri Araştırmak Neden Bu Kadar Zorlaşıyor?

Türkiye’de son haftalarda yaşanan gelişmeler, finansal piyasalardaki güven sorununun basın ve ifade özgürlüğüyle doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor. Bir ekonomistin piyasa işlemlerini sorgulaması, bir akademisyenin ekonomik verileri değerlendirmesi ya da bir gazetecinin kamu görevlileriyle finansal kuruluşlar arasındaki ilişkileri araştırması, kamuoyunun ekonomik kararları anlamasına katkıda bulunuyor. Bu çalışmaların geniş erişim engelleriyle karşılaşması, ekonomik bilginin dolaşımını da sınırlandırıyor.

Fon krizi, yalnızca hangi yatırımcının ne kadar kazandığı ya da kaybettiği sorusundan ibaret değil. Kamu görevlerinde bulunan kişilerin finansal işlemlerinin açıklığı, piyasa düzenleyicilerinin sorumlulukları, yatırımcıların korunması ve ekonomik kaynakların hangi ilişkiler üzerinden büyüdüğü de aynı tartışmanın parçalarını oluşturuyor. Bu konularda gazetecilerin sorularına adli soruşturmalarla karşılık verilmesi, haberlerdeki yanlışların somut biçimde ortaya konulması ve gerektiğinde düzeltilmesiyle aynı anlama gelmiyor.

Türkiye’de bir yandan ekonomik güvenin yeniden kurulması gerektiği söylenirken, diğer yandan ekonomiye ilişkin eleştirel görüşlerin ve haberlerin erişime engellenmesi, bu güvenin hangi koşullarda oluşabileceği sorusunu gündeme taşıyor. Sermaye piyasalarının sağlıklı işlemesi yalnızca finansal düzenlemelere değil, yatırımcıların güvenilir bilgiye ulaşabilmesine ve kamu kurumlarının hesap verebilmesine de bağlı bulunuyor.

Son haftalarda gazetecilerin tekrar tekrar yeni hesaplar açmak zorunda kalması, haber kuruluşlarının yayımladıkları içeriklerin erişime kapatılması ve fon krizini araştıran isimlerin adliyeye çağrılması, Türkiye’de ifade özgürlüğünün sınırlarına ilişkin tartışmayı büyütüyor. Gazetecilerin açıklamalarına yönelik suçlamalar somut delillerle ve hukukun güvenceleri içinde değerlendirilmeli; aynı ölçüde finansal işlemlere ilişkin iddialar da bağımsız ve etkili biçimde araştırılmalı.

Fon krizinin bütün yönleriyle açıklığa kavuşması, yalnızca finansal işlemleri gerçekleştirenlerin değil, onları denetlemekle görevli kurumların da hesap verebilmesini gerektiriyor. Gazetecilerin soru sorma ve haber yapma özgürlüğünün korunması ise bu sürecin ayrılmaz bir parçası. Nokta Haber Yorum ve Toplumsal Bellek’in 7 Ekim’de yaşadığı erişim engeli de bu nedenle yalnızca bizim yayınlarımızın sorunu değil, toplumun haber alma hakkını ilgilendiren daha geniş bir meselenin parçası. Çünkü ekonomik güven, yalnızca piyasalardaki rakamlarla değil, toplumun gerçekleri öğrenebilme hakkıyla da kuruluyor.


TB / İfade Özgürlüğü Derneği, EngelliWeb, Medyascope, Reuters, Anadolu Ajansı, Deutsche Welle Türkçe, Euronews Türkçe, bianet, Sözcü, Cumhuriyet, Ekonomim, Karar, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, Avrupa Gazeteciler Federasyonu, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Nokta Haber Yorum, Toplumsal Bellek.