Fransa’da çok sayıda sendika ve sol örgütün imzasını taşıyan bir bildiri, Lyon’daki ölümcül olay sonrası “antifaşizmin kriminalize edildiği” iddiasıyla hükümet ve medyaya sert eleştiriler yöneltirken, ülkede aşırı sağın yükselişi ve devletin güvenlik politikaları etrafındaki gerilim yeniden alevlendi.
Fransa’da faaliyet gösteren antifaşist ağlardan VISA 93 ve çeşitli sendikalar tarafından yayımlanan çağrı metni, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bildiride, Lyon’da bir genç neo-faşistin ölümü sonrası başlatılan soruşturma sürecinin, “antifaşist hareketi hedef alan politik ve medyatik bir kampanyaya” dönüştürüldüğü öne sürüldü.
Metin, hükümetin ve ana akım medyanın yaklaşımını “değerlerin tersyüz edilmesi” olarak nitelendirirken, aşırı sağ şiddetin gölgede bırakıldığını savunuyor.
Antifaşizmin Kriminalizasyonu İddiası
Bildiride, son dönemde aşırı sağın söylem ve eylemlerinin “normalleştirildiği”, buna karşılık antifaşist hareketin güvenlik tehdidi gibi gösterildiği ileri sürülüyor. Özellikle Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron döneminde sosyal muhalefete yönelik sert güvenlik politikalarının arttığı savunularak, bunun “otoriter bir yönelime” işaret ettiği iddia edildi.
Metinde, neoliberal reformlara karşı gelişen işçi ve sosyal direnişlerin bastırılmak istendiği, bu bağlamda antifaşizmin hedef tahtasına konulduğu görüşü dile getiriliyor. Bildiriyi kaleme alan yapılar, antifaşizmin demokratik bir hak ve “meşru özsavunma pratiği” olduğunu vurguluyor.
Aşırı Sağ Şiddet Ve Hafıza
Metin, Fransa’da geçmiş yıllarda aşırı sağ bağlantılı şiddet olaylarını hatırlatarak, kamuoyunun dikkatini bu vakalara çekiyor. 2013’te öldürülen antifaşist aktivist Clément Méric başta olmak üzere çeşitli saldırılar örnek gösteriliyor.
Ayrıca Seine-Saint-Denis bölgesinde provokatif eylemler düzenlendiği, 2019’da bir kamu binasına asılan pankartlar ve ırkçı içerikli görseller üzerinden gerilimin tırmandırıldığı belirtiliyor. Metinde, bu eylemler arasında CAF 93 binası ve Basilique Saint-Denis çevresinde gerçekleşen olaylara atıf yapılıyor.
Tarihsel Süreklilik Ve Siyasi Zemin
Bildiride, kökleri Dreyfus Davası’na kadar uzanan aşırı sağ geleneğe işaret edilerek, monarşist ve milliyetçi çizgisiyle bilinen Action française anılıyor. Örgütle bağlantılı isimlerden Quentin Déranque’nin geçmiş faaliyetleri de metinde eleştirel biçimde yer alıyor.
Metin, Fransa’da “ırkçılık, antisemitizm ve İslamofobi içeren eylemlerin görünmez kılındığı”, buna karşılık sol ve sendikal hareketlerin güvenlik eksenli bir söylemle baskılandığı iddiasını dile getiriyor. Bu durumun, “devletin ideolojik ve kurumsal olarak sertleştiği” bir sürece işaret ettiği savunuluyor.
Ortak Cephe Çağrısı
Bildirinin son bölümünde sendikalara, derneklere ve sol siyasi yapılara “birleşik mücadele” çağrısı yapılıyor. Antifaşizmin yalnızca bir ideolojik tutum değil, aynı zamanda sosyal hakların ve kamusal özgürlüklerin savunusu olduğu vurgulanıyor.
Metin, Fransa’da ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı ve gösteri hakkı üzerindeki baskı tartışmalarını yeniden gündeme taşırken; güvenlik politikaları ile demokratik haklar arasındaki denge sorusunu da merkezine alıyor. (Haber Merkezi)




















