back to top
Ana Sayfa Haberler Ekonomi Hürmüz Riski Türkiye’yi Vurur: Petrol Şoku Cari Açık Ve Enflasyonu Tetikleyebilir

Hürmüz Riski Türkiye’yi Vurur: Petrol Şoku Cari Açık Ve Enflasyonu Tetikleyebilir

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla tırmanan jeopolitik gerilim, Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlik üzerinden küresel enerji piyasalarını sarsarken; ekonomist Mahfi Eğilmez’e göre olası bir petrol şoku, Türkiye’de cari açık ve enflasyonu hızla yukarı çekerek para politikasının manevra alanını daraltabilir.

Bölgesel Gerilimden Küresel Enerji Şokuna

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonları ve Tahran yönetimindeki üst düzey kayıplar, Orta Doğu’da çatışmanın sınırlı bir misilleme olmaktan çıkıp geniş çaplı bir savaşa evrilebileceği endişelerini artırdı. Uluslararası ajanslara göre piyasalarda asıl kırılganlık, Hürmüz Boğazı’nın akıbetine ilişkin belirsizlikten kaynaklanıyor.

Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar su yolunda resmi bir kapanma teyidi bulunmasa da, tanker rotalarının değiştiğine dair haberler petrol fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açtı. Reuters ve AP analizleri, Hürmüz’de uzun süreli bir aksamanın 1970’lerden bu yana görülen en ağır arz şoklarından birine dönüşebileceğine işaret ediyor.

Türkiye: Enerji İthalatçısının Kırılganlığı

Türkiye net enerji ithalatçısı bir ekonomi olarak bu tür şoklara karşı yapısal bir hassasiyet taşıyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, 1 Mart 2026 tarihli ve “Kendime Yazılar” başlıklı blog yazısında, petrol fiyatlarındaki artışın zincirleme etkilerine dikkat çekti.

Eğilmez’e göre petrolün varil fiyatındaki her 10 dolarlık artış, mevcut varsayımlar altında Türkiye’nin cari açığını en az 2,5 milyar dolar artırırken enflasyonu yaklaşık 1 puan yukarı çekiyor. Kur ve diğer enerji fiyatlarının eş zamanlı yükselmesi halinde bu etkinin cari açıkta 5 milyar dolara, enflasyonda ise 1,2 puana kadar çıkabileceğini belirtiyor.

Bu hesaplamalar, enerji fiyatlarının sadece pompa fiyatlarını değil; taşımacılık, üretim ve gıda maliyetleri üzerinden tüm fiyatlar genel düzeyini etkilediğini ortaya koyuyor.

OVP Varsayımı Ve 100 Dolar Senaryosu

Orta Vadeli Program’da 2026 yılı için petrol fiyatı ortalaması 65 dolar olarak öngörülmüştü. Ancak fiyatların 100 dolar seviyesine yükselmesi durumunda, Eğilmez cari açığın yaklaşık 9 milyar dolar artabileceğini; enflasyonda ise 3–3,5 puanlık ek baskı oluşabileceğini hesaplıyor.

Bu tablo, para politikasının gevşeme alanını daraltıyor. Küresel riskten kaçışın hızlanması halinde gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışı artabilir; Türkiye gibi ekonomilerde kur baskısı güçlenebilir. Yabancı yatırımcıların yanı sıra yerli tasarruf sahiplerinin de döviz ve altına yönelmesi, finansal oynaklığı derinleştirebilir.

Finansal Piyasalar Ve Risk Primi

Enerji şokları genellikle iki kanaldan etki yaratır: reel ekonomi ve finansal piyasalar. İlk aşamada döviz kuru ve borsada dalgalanma, risk priminde yükseliş ve altın fiyatlarında artış görülür. Ardından enflasyonist baskı kalıcılaşırsa büyüme yavaşlar, yatırım iştahı azalır.

Reuters analizleri, petrol fiyatlarında kalıcı bir sıçramanın Avrupa ekonomilerini de resesyona sürükleyebileceğini, bunun Türkiye’nin ihracat performansını zayıflatabileceğini vurguluyor. Böyle bir senaryoda cari açık büyürken dış finansman ihtiyacı artar; artan risk primi borçlanma maliyetlerini yukarı iter.

Uzun Süreli Kriz Senaryosu

Hürmüz Boğazı’nda uzun süreli bir kapanma ya da ciddi arz kesintisi, enflasyonun yeniden ivme kazanmasına ve ücret–fiyat sarmalı riskinin belirginleşmesine yol açabilir. Bu durumda merkez bankalarının gevşemesi değil, daha sıkı bir politika izlemek zorunda kalması gündeme gelebilir.

Enerji yoğun sektörler maliyet baskısıyla karşı karşıya kalırken, havacılık ve turizm gibi alanlar talep daralmasından etkilenebilir. Jeopolitik risklerin artması, Türkiye’nin göç baskısıyla yeniden karşılaşma ihtimalini de gündeme getirebilir.

Kriz Ve Fırsat Dengesi

Eğilmez, her krizin aynı zamanda yeniden konumlanma fırsatı sunduğunu not ediyor. Türkiye’nin enerji koridoru rolünü güçlendirmesi, LNG kapasitesini artırması ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırması orta vadede yapısal kırılganlıkları azaltabilir.

Ancak kısa vadede tablo net: Petrol fiyatlarındaki sert yükseliş, Türkiye ekonomisi için cari açık, enflasyon ve finansman dengesi üzerinden ağır bir maliyet üretme potansiyeli taşıyor. Jeopolitik bir çatışmanın ekonomik yansıması, yalnızca sınırların ötesinde değil; hane bütçelerinde, şirket bilançolarında ve kamu maliyesinde hissedilecek.


NHY /  Mahfi Eğilmez, “Kendime Yazılar” blogu