İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan ve 400’den fazla sanığın yargılandığı geniş kapsamlı yolsuzluk davası, duruşmanın ilk dakikalarında yaşanan gerginlik ve savunma ile mahkeme heyeti arasındaki tartışmalarla başladı; muhalefet ve uluslararası insan hakları örgütleri davayı “siyasi motivasyonlu” olarak nitelendirirken, süreç Türkiye’de yargının bağımsızlığı tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Silivri’de Gergin Başlangıç
Tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan geniş kapsamlı yolsuzluk davasının ilk duruşması için İstanbul’daki Marmara Cezaevi ve Silivri Adliyesi Yerleşkesi’nde hâkim karşısına çıktı.
Uluslararası basında yer alan haberlere göre duruşma yalnızca yaklaşık 15 dakika sürdü ve mahkeme heyeti kısa süre sonra oturuma ara verdi. Duruşma sırasında savunma tarafı ile mahkeme heyeti arasında yaşanan tartışmalar gerginliğe yol açtı.
Mahkeme başkanı, İmamoğlu’nun ifadeye en son çağrılacağını açıklayınca İmamoğlu daha erken söz almak istediğini belirtti. Ancak talebin reddedilmesi üzerine salonda bulunan izleyicilerden tepki sesleri yükseldi.
Savunma avukatlarının, tanık sıralamasının savunma ekibine bildirilmeden hükümete yakın bir gazetede yayımlandığını sorması üzerine mahkeme salonu boşaltıldı ve duruşma öğleden sonraya ertelendi.
400’ü Aşkın Sanık Ve Binlerce Sayfalık İddianame
Savcılık, yaklaşık 4 bin sayfayı bulan iddianamede Ekrem İmamoğlu’nu 142 ayrı suçlamayla yargılıyor. Bu suçlamalar arasında yolsuzluk, zimmet ve casusluk gibi ağır suçlamalar da bulunuyor.
İddianamede, İmamoğlu’nun belediye içinde geniş kapsamlı bir suç ağı kurduğu ve bu yapıyı “ahtapot gibi uzanan bir sistem” üzerinden yönettiği öne sürülüyor. Savcılık, mahkûmiyet halinde toplamda 2 bin 430 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.
Dava dosyasında İmamoğlu’nun yanı sıra belediye yöneticileri, çalışanlar ve çeşitli iş insanlarının da aralarında bulunduğu 400’den fazla sanık yer alıyor. Bu yönüyle dava, Türkiye’nin son yıllardaki en geniş kapsamlı siyasi ve idari yargılamalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Muhalefetten “Siyasi Komplo” İddiası
Duruşmayı izleyenler arasında ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel ile İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu da yer aldı.
Duruşma öncesinde konuşan Özel, davayı sert sözlerle eleştirerek bunun siyasi bir operasyon olduğunu savundu. Özel, “Bu dava bir komplo davasıdır. Bu, Tayyip Erdoğan’ın bir sonraki cumhurbaşkanına karşı giriştiği siyasi bir darbe girişimidir” ifadelerini kullandı.
Mahkeme binası çevresinde güvenlik önlemleri artırılırken, adliye çevresinde gösteriler yasaklandı. Buna rağmen destekçiler adliye yakınlarında kurulan bir protesto alanında toplanarak İmamoğlu’na destek sloganları attı.
İnsan Hakları Örgütlerinden Sert Tepki
Dava uluslararası insan hakları örgütlerinin de gündemine girdi. Amnesty International ve Human Rights Watch gibi kuruluşlar Türkiye’de yargı sisteminin siyasi rakiplere karşı “araçsallaştırıldığı” yönünde eleştiriler dile getirdi.
Amnesty International Avrupa Bölgesi Direktör Yardımcısı Dinushika Dissanayake, davanın hükümet muhaliflerini sindirmeye yönelik bir girişim izlenimi verdiğini belirtti.
Uluslararası gözlemcilere göre davanın kapsamı, iddianamenin büyüklüğü ve sanık sayısının yüksekliği Türkiye’de yargı süreçlerinin siyasetle ilişkisi üzerine yeni tartışmalar yaratıyor.
Seçim Hesapları Ve Siyasi Gelecek Tartışması
Ekrem İmamoğlu, Türkiye’de yapılması beklenen bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın en güçlü rakiplerinden biri olarak görülüyor.
Ancak analistlere göre bu dava, İmamoğlu’nun siyasi geleceğini doğrudan etkileyebilir. Yolsuzluk suçlamalarından beraat etse bile, üniversite diplomasının geçerliliğine ilişkin açılan ayrı bir dava da cumhurbaşkanlığı adaylığı açısından kritik bir hukuki engel oluşturabilir.
Siyasi gözlemciler, İmamoğlu’nun adaylığının engellenmesi durumunda muhalefetin olası cumhurbaşkanı adayları arasında CHP lideri Özgür Özel’in öne çıkabileceğini değerlendiriyor.













