İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iddianamesinin ikinci bölümü kamuoyuna yansırken, tutuklu gazeteci Furkan Karabay’ın değerlendirmeleri iddianamenin en kritik başlıklarında ciddi delil eksiklikleri olduğunu ortaya koyuyor. Karabay, özellikle 68. eylemde suçlamaların yalnızca gizli tanık ifadelerine dayandırıldığını, hukuken geçerli delillerin bulunmadığını belirtiyor.
Hiçbir Delil Yok, Sadece İfadeler Var”
İsmail Arı’nın yeniden paylaştığı değerlendirmelerde, tutuklu gazeteci Furkan Karabay, İBB iddianamesinde yer alan 68. eylemi ayrıntılarıyla inceledi. Karabay’ın aktardığına göre, iddianamede “ihaleye fesat karıştırma” ve “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçlamaları toplam 17 kişiye yöneltiliyor, ancak eyleme ilişkin somut delillendirme yapılmıyor.
Söz konusu eylem, 2 Kasım 2023 tarihinde Kültür A.Ş’ye verilen reklam ünitelerinin kurulması ihalesinin, Kültür A.Ş tarafından Ponte Dijital şirketine taşere edilmesi üzerine kurulu.
İddianameye göre Kültür A.Ş ihaleyi 33 milyon TL’ye alırken, bunu 39 milyon 700 bin TL’ye Ponte Dijital’e devretti. Ancak Karabay’ın vurguladığı gibi, bu rakamlar dışında suçlamayı destekleyecek teknik, mali, kriminal veya dijital bir delil yer almıyor.
Gizli Tanık Beyanları Kağıt Üstünde: “Duyduğuma Göre…”
İddianamede suçlamaların temelini oluşturan tanık ifadeleri de ciddi tartışma konusu.
Gizli tanıklar “İlke” ve “Çınar”ın ifadelerinde,
- “Murat Ongun Medya A.Ş’nin başkanıdır, Kültür A.Ş’nin de fiili başkanıdır.”
- “Emrah Bağdatlı, ihaleleri kendi firmalarına aldırır.”
gibi beyanlar yer alıyor. Ancak Karabay’a göre bunların hiçbiri delillendirilmiyor; ispat için gerekli belgeler, hesap dökümleri, dijital kayıtlar ya da kurum içi yazışmalar iddianameye eklenmiyor.
Daha da çarpıcı olan, bir başka tanık Hakan Karaköse’nin,
“Adem Tuncay’dan duyduğuma göre Ponte Reklam’ın sahibi fiiliyatta Murat Ongun’a aitmiş”
şeklindeki “rivayet niteliğindeki” ifadesi.
Karabay’ın altını çizdiği kritik nokta şu: Bu iddiayı aktardığı söylenen Adem Tuncay’ın herhangi bir ifadesi ya da doğrulaması dosyada yer almıyor. Yani iddianame, yalnızca “bir kişinin bir başkasından duyduğu sözlere” dayanılarak hazırlanmış durumda.
Kurumlar Karıştırılmış: Yanlış İsimler, Yanlış Şirketler
Karabay’ın tespit ettiği bir diğer nokta, iddianamenin teknik bütünlüğüyle ilgili. “Hukuki vasıflandırma” bölümünde savcılık, Kültür A.Ş ile Medya A.Ş’yi birbirine karıştırarak:
“Ana ihalenin Medya A.Ş üzerinde kalması hedeflenmiştir.”
ifadesine yer veriyor.
Oysa söz konusu ihale hiçbir aşamasında Medya A.Ş ile ilgili değil.
Ayrıca tanık ifadelerinde adı geçmeyen İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten dahil 6 kişi, ihaleye katılımı engellemekle suçlanıyor. Karabay’a göre bu bölüm, iddianamenin teknik tutarsızlığının en açık örneklerinden biri.
HTS Kayıtları Bile Yok: “Bu Seviyede Delilsizlik Olağanüstü”
Karabay, Türk yargısının son yıllarda sıkça başvurduğu —hukuken delil sayılması tartışmalı— daraltılmış HTS-Baz kayıtlarının bile 68. eylemde bulunmadığına dikkat çekiyor.
Yani iddianame,
- telefon trafiği yok,
- para hareketi yok,
- sözleşme usulsüzlüğü yok,
- resmi yazışma yok,
- bilirkişi raporu yok,
- teknik inceleme yok,
- dijital iz yok.
Sadece tanık beyanları var.
Karabay, bunu “İBB iddianamesinin hukuki nitelik açısından en sorunlu bölümlerinden biri” olarak niteliyor.
- NHY / Furkan Karabay’ın sosyal medya paylaşımları
Toplumsal Bellek sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.











