IŞİD, 2014 yılında Suriye ve Irak’ta geniş bir alanı kontrol altına aldığında, dünyanın gündemine yalnızca askeri gücüyle değil, modern propaganda teknikleriyle de oturmuştu. Halifelik ilanı, kafa kesme videoları ve “ortaçağcı” dini kuralları dijital çağın araçlarıyla dünyaya servis eden örgüt, beş yıl sonra toprak hâkimiyetini kaybetti. Başlıklardan düştü. Ancak yok olmadı.
The Atlantic dergisi yazarı Graeme Wood, Bondi Beach’te Yahudi bir Hanuka kutlamasına düzenlenen ve 15 kişinin hayatını kaybettiği saldırı ile Suriye’de iki ABD askeri ve bir sivil tercümanın öldürülmesini aynı bağlamda değerlendiriyor: IŞİD, farklı coğrafyalarda, farklı biçimlerde yeniden görünür hâle geliyor.
“IŞİD söndü sanıldı ama kıvılcım hep kaldı”
Wood’a göre IŞİD, “kendiliğinden yeniden yanan bir doğum günü mumu” gibi. Alevi söndürülüyor ama küçük bir kıvılcım, yıllar sonra bile örgütü yeniden görünür kılabiliyor. Son günlerde yaşanan saldırılar da bu kıvılcımın yeniden tutuştuğunu gösteriyor.
ABD Savunma Bakanlığı’na göre Suriye’deki saldırıyı gerçekleştiren kişi IŞİD bağlantılı. Avustralya’nın Sidney kentindeki Bondi Beach’te ise baba-oğul olduğu belirtilen iki kişi, Hanuka kutlamasına ateş açtı. Saldırganların aracında el yapımı IŞİD bayrakları bulundu. Ayrıca saldırıdan kısa süre önce Filipinler’in güneyinde, IŞİD bağlantılı grupların aktif olduğu Mindanao bölgesine seyahat ettikleri ortaya çıktı.
Mindanao: IŞİD’in sessiz ama kalıcı üssü
Graeme Wood, 2016 yılında Mindanao’ya giderek bölgede IŞİD varlığını yerinde gözlemlediğini söylüyor. Filipinler’in güneyinde faaliyet gösteren Ebu Seyyaf adlı yerel cihatçı grup, 2014’te IŞİD’e biat ederek küresel örgütün bir parçası hâline geldi.
Wood’a göre bu model, IŞİD’in en “zeki” hamlelerinden biriydi:
Yerel, silahlı, zaten radikal olan gruplar bulunuyor; onlardan biat alınıyor ve böylece küresel cihat ağı genişletiliyordu.
Bugün IŞİD, Mindanao’da eskisi gibi toprak kontrol etmese de bir isyancı/gerilla örgütü olarak varlığını sürdürüyor. Wood’a göre Asya’da IŞİD bağlantısı kurmak isteyen biri için hâlâ en muhtemel adres burası.
Bondi Beach saldırganları neden Filipinler’e gitti?
Resmî kayıtlara göre saldırganlar, Mindanao’nun “kapısı” sayılan Davao kentine giriş yaptı. Bu şehir doğrudan IŞİD kontrolünde değil, ancak güneydeki çatışma bölgelerine geçiş noktası.
Wood’a göre bu seyahatin masum nedenleri olabileceği gibi, saldırının ardından “karanlık ihtimal” ağır basıyor. Özellikle saldırganların mesleki geçmişleri –biri manav, diğeri işsiz bir inşaat işçisi– düşünüldüğünde, bölgede ideolojik radikalleşme ve sınırlı askeri eğitim almış olmaları ihtimali öne çıkıyor.
Neden Yahudiler hedef alındı?
Wood, IŞİD’in geçmişte Yahudileri ve İsrail’i öncelikli hedef olarak görmediğini hatırlatıyor. Örgüt, esas olarak “Müslüman sapkınları” ve kendi deyimiyle “mürtetleri” hedef alıyordu.
Ancak bu durum son yıllarda değişti.
Wood’a göre 7 Ekim 2023’ten sonra Gazze savaşı, küresel ölçekte radikalleşmeye açık bireyler için en güçlü mobilizasyon alanı hâline geldi. IŞİD de bunu okuyor. “Hangi konu insanları harekete geçiriyor?” sorusunun cevabı artık çok daha net: İsrail ve Yahudiler.
Bu nedenle Avustralya’daki Yahudi mahallelerinde son iki yılda yaşanan kundaklama, tehdit ve vandalizm olaylarıyla Bondi Beach saldırısı, birçok kişi tarafından aynı antisemitik şiddet dalgasının parçası olarak görülüyor.
İran bağlantısı mı, IŞİD mi?
Avustralya hükümeti, bazı antisemitik saldırıların İran tarafından yönlendirildiğini açıklayarak Tahran’ın Canberra Büyükelçisini sınır dışı etti. Ancak Wood’a göre Bondi Beach saldırısı büyük ihtimalle bu çizgide değil.
IŞİD ile İran ideolojik ve fiilî düşmanlar. Dolayısıyla bu saldırının İran tarafından yönlendirilmiş olması zayıf bir ihtimal. Wood’a göre burada söz konusu olan, birden fazla cihatçı akımın aynı hedefe yönelmesi.
Suriye’deki saldırı ne anlama geliyor?
Suriye’de ABD askerlerini hedef alan saldırı ise IŞİD’in başka bir yüzünü gösteriyor. Örgüt artık toprak kontrol edemediği için, sızma ve infiltrasyon yöntemlerine başvuruyor.
Wood’a göre Suriye’nin yeni yönetimi, eski cihatçı kadrolardan oluştuğu için IŞİD sempatizanlarının güvenlik güçlerine sızması mümkün. Bu durum, ABD askerleri açısından sürekli bir tehdit anlamına geliyor.
“IŞİD geri mi döndü?”
Wood bu soruya temkinli yaklaşıyor:
“Bu, 2014–2016’daki gibi kitlesel ve koordineli bir saldırı dalgası anlamına gelmiyor. Ama IŞİD’in fikirleri hiç kaybolmadı. Çok basit, çok güçlü ve kolay öğrenilebilir bir anlatısı var. Bu da onu uzun vadede tehlikeli kılıyor.”
Ona göre IŞİD, artık manşetlerde olmasa da binlerce küçük saldırıyla varlığını sürdürüyor. Ve insanlar unuttuğunda, örgütün fikirleri başka zihinlerde yaşamaya devam ediyor.
Sonuç: Görünmez ama bitmeyen bir tehdit
Bondi Beach saldırısı ve Suriye’deki cinayetler, IŞİD’in yalnızca askeri bir örgüt değil, kalıcı bir ideolojik yapı olduğunu bir kez daha gösteriyor. Halifelik yıkılmış olabilir; ama onu mümkün kılan fikirler hâlâ dolaşımda.
Ve bu fikirler, unutulduğunda değil; hafife alındığında yeniden öldürücü hâle geliyor.
Toplumsal Bellek sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



















