Suriye’de Bir Yılın Bilançosu: Alevi Toplumuna Yönelik Saldırılarda Binlerce Kayıp

HTŞ’nin Şam’da kontrolü ele geçirmesinin ardından geçen bir yılda, insan hakları kuruluşları ve Birleşmiş Milletler raporlarına göre Alevi nüfusun yoğun yaşadığı bölgelerde iki binden fazla kişi öldürüldü; kaçırma, zorla yerinden etme ve ibadethanelere saldırılar sistematik bir nitelik kazandı.

Şam Sonrası Güvenlik Boşluğu Ve Hedef Alınan Topluluklar

Ahmed Şara yönetimindeki HTŞ’nin Aralık 2024’te Şam’ı ele geçirmesinin ardından Suriye genelinde güvenlik dengeleri köklü biçimde değişti. İnsan hakları izleme kuruluşları, bu süreçte özellikle Alevilerin yoğun yaşadığı Lazkiye ve Tartus başta olmak üzere Humus, Hama ve Şam çevresinde artan saldırılara dikkat çekiyor. Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan Aleviler, yeni dönemde en ağır kayıpları veren topluluklardan biri olarak öne çıkıyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), HTŞ’nin ilk büyük operasyonlarının sahil bölgelerinde yoğunlaştığını ve Mart 2025’te Lazkiye çevresinde düzenlenen saldırılarda yüzlerce sivilin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Katliam İddiaları Ve Çelişkili Rakamlar

Mart 2025’te Suriyeli hak savunucularınca kurulan İnsan Hakları ve İnsani Takip Komitesi, 6–9 Mart tarihleri arasında Alevilere yönelik 25 ayrı katliam saldırısında 2 bin 246 kişinin öldürüldüğünü açıkladı. SOHR ise aynı döneme ilişkin yayımladığı başka bir raporda, Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus’ta 62 saldırıda bin 659 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

Rakamlar arasındaki farklılıklar sürerken, her iki kurum da saldırıların hedefinin büyük ölçüde sivil Alevi nüfus olduğunu vurguluyor.

10 Mart Mutabakatı Ve Uygulanmayan Taahhütler

Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan ve kamuoyunda “10 Mart Mutabakatı” olarak bilinen anlaşmada, Aleviler ve diğer topluluklara yönelik saldırıların durdurulması temel maddeler arasında yer aldı. Ancak insan hakları örgütleri, mutabakatın sahada karşılık bulmadığını ve saldırıların kısa süreli duraksamanın ardından yeniden başladığını bildiriyor.

Temmuz ayında, Mart ayındaki katliamlarla ilgili herhangi bir yargı sürecinin başlatılmaması, Alevi toplumunda tepkilere yol açtı. Aynı dönemde bölgelere kurulan kontrol noktalarında kaçırma ve yargısız infaz iddiaları arttı.

Kaçırmalar, Kadınlar Ve Çocuklar

Birleşmiş Milletler’in Temmuz 2025 tarihli raporuna göre, yaşları 3 ile 40 arasında değişen çok sayıda Alevi kadın ve çocuk gündüz vakti kaçırıldı. Raporda, mağdurların ailelerinin tehdit edildiği ve resmi soruşturmaların açılmadığına dikkat çekildi. Uluslararası Af Örgütü de Şubat–Haziran 2025 arasında en az 36 kadın ve çocuğun kaçırıldığını belgeledi.

BM ve sivil toplum raporları, cinsel şiddet, zorla evlendirme ve köleleştirme iddialarının sistematik bir boyut kazandığına işaret ediyor.

İbadethaneler Ve Kültürel Miras Da Hedefte

Mart 2025’ten bu yana Alevilere ait onlarca türbe ve ibadethanenin yakıldığı ya da tahrip edildiği bildirildi. Hak savunucuları, bu saldırıların yalnızca can kaybına değil, Alevi toplumunun kültürel ve dini varlığına yönelik bir yok etme politikasına dönüştüğünü savunuyor.


  • NHY / Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), İnsan Hakları ve İnsani Takip Komitesi Raporları, Birleşmiş Milletler (BM) Raporları, Uluslararası Af Örgütü