OECD Verileriyle Türkiye’nin Eğitim Tablosu: Öğrenci Başına Harcamada Son Beşte, Eşitsizlikte İlk Sıralarda

OECD’nin Education at a Glance 2024 raporundan derlenen öğrenci başına kamu harcaması verileri, Türkiye’nin yalnızca eğitim alanında değil, çocuk yoksulluğu, çalışma saatleri ve toplumsal eşitsizlikler başta olmak üzere çok katmanlı bir yapısal krizin içinde olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Türkiye, ilköğretim düzeyinde öğrenci başına yıllık 4 bin 38 dolar harcama ile OECD genelinde son beş ülke arasında yer alırken, bu tablo sosyal ve ekonomik göstergelerdeki derin eşitsizliklerle birlikte okunmadan anlaşılamıyor.

Grafiğin Söylediği: Eğitim Bir “Maliyet” Olarak Görülüyor

OECD verilerine göre 2021 yılı itibarıyla ilköğretimde öğrenci başına kamu harcaması Lüksemburg’da 25 bin 584 dolar, Norveç’te 18 bin 37 dolar, Almanya’da 12 bin 829 dolar, OECD ortalamasında ise 11 bin 902 dolar seviyesinde. Türkiye ise bu ortalamanın yaklaşık üçte biri düzeyinde bir harcama yapıyor.

Bu fark yalnızca bütçe kalemleri arasındaki bir tercih değil; devletin eğitime, çocuğa ve geleceğe nasıl baktığının da somut bir göstergesi. Eğitim, birçok OECD ülkesinde kamusal bir hak ve uzun vadeli toplumsal yatırım olarak ele alınırken, Türkiye’de giderek “asgari maliyetle yürütülen” bir alan haline geliyor.

Eğitim Harcaması Düşük, Yük Ailelerin Omzunda

Kamu kaynaklarının yetersizliği, eğitimdeki mali yükü doğrudan hanelerin üzerine yüklüyor. Özel ders, yardımcı kaynaklar, servis, yemek ve barınma giderleri; özellikle dar gelirli aileler için eğitimi fiilen erişilmesi zor bir alana dönüştürüyor. OECD ülkelerinde kamusal harcamalarla dengelenen bu yük, Türkiye’de gelir eşitsizliğini eğitim yoluyla yeniden üreten bir mekanizmaya dönüşmüş durumda.

Bu durum, fırsat eşitliğini aşındırırken, eğitimi sosyal hareketliliğin değil, sınıfsal kapanmanın bir aracına çeviriyor.

Çocuk Yoksulluğu Ve Eğitim Arasındaki Kopmaz Bağ

Grafiğin sunduğu tablo, Türkiye’deki yüksek çocuk yoksulluğu oranları ile birlikte ele alındığında daha çarpıcı hale geliyor. OECD verileri, çocuk yoksulluğunun yüksek olduğu ülkelerde eğitim harcamalarının genellikle düşük seyrettiğini gösteriyor. Türkiye bu ilişkinin en sert yaşandığı ülkelerden biri.

Yetersiz beslenme, kalabalık sınıflar, eğitime erişimde bölgesel uçurumlar ve erken yaşta çalışma zorunluluğu; düşük eğitim harcamalarının çocuklar üzerindeki somut sonuçları olarak öne çıkıyor.

Uzun Çalışma Saatleri, Düşük Kamu Harcaması

Türkiye, OECD genelinde en uzun haftalık çalışma saatlerine sahip ülkelerden biri. Buna karşın, bu yoğun emeğin kamusal hizmetlere dönüşmediği bir tablo söz konusu. Eğitim başta olmak üzere sosyal harcamaların düşük düzeyde kalması, emek gelirlerinin toplumsal refaha dönüşemediğini gösteriyor.

Bu çelişki, “çok çalışan ama az kamusal hakka sahip” bir toplum yapısını kalıcılaştırıyor.

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Ve Eğitimin Rolü

Eğitime yapılan kamu harcaması, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadelede de kritik bir araç. OECD ülkelerinde kamusal eğitim yatırımları, kız çocuklarının eğitimde kalma oranlarını ve kadınların işgücüne katılımını artıran temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Türkiye’de ise düşük eğitim harcamaları, kız çocuklarının eğitime erişiminde ve devamlılığında yapısal engelleri derinleştiriyor; bu da cinsiyet eşitsizliğinin kuşaklar boyunca yeniden üretilmesine yol açıyor.

Bir Bütçe Tercihinden Daha Fazlası

OECD grafiği, Türkiye’nin eğitimdeki konumunu tek başına açıklamıyor; aksine daha geniş bir siyasal ve ekonomik tercih setine işaret ediyor. Eğitim, sosyal devletin merkezinde yer almak yerine, tasarruf alanı olarak görülüyor. Bu yaklaşım ise uzun vadede yalnızca bireyleri değil, demokratik kamusal alanı da zayıflatıyor.

Farklılıkların bir arada yaşayabildiği, eleştirel düşüncenin geliştiği, demokratik bir kültürel coğrafya; ancak güçlü ve eşitlikçi bir kamusal eğitim sistemiyle mümkün. OECD verileri, Türkiye’nin bu hedeflerden giderek uzaklaştığını sayılarla ortaya koyuyor.

Sonuç: Eğitim Krizi Bir Demokrasi Meselesi

Öğrenci başına yapılan harcama, teknik bir istatistikten ibaret değil; bir ülkenin çocuklara, eşitliğe ve geleceğe ne kadar değer verdiğinin ölçüsü. Türkiye’nin OECD liginde son sıralarda yer alması, eğitim krizinin aynı zamanda bir demokrasi ve insan olma krizi olduğunu gösteriyor.

Bu tablo değişmedikçe, yoksulluk, eşitsizlik ve güvencesizlik eğitim yoluyla yeniden üretilecek; kamusal alan daralmaya devam edecek.


Kaynaklar:
OECD, Education at a Glance 2024, Table C3.1; OECD Indicators; Aslı Odman’ın X paylaşımı; OECD (2024) yayımlı karşılaştırmalı eğitim ve sosyal politika verileri.