ABD’nin Venezuela Hamlesi, Demokrasi Söylemi Altında Güçsüzlüğü Gizleyen Yeni Bir Emperyal Gösteriye Dönüşüyor

Washington, Venezuela’ya yönelik askeri ve siyasi hamlesini “demokrasi, insan hakları ve uyuşturucuyla mücadele” başlıklarıyla meşrulaştırmaya çalışsa da, uluslararası gözlemciler bu adımı ABD’nin küresel etkisini yitirdiği bir dönemde “istesem yaparım” mesajı veren, istikrarsızlığı derinleştiren bir güç gösterisi olarak okuyor.

Demokrasi Değil, Hegemonya Dili

ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’daki gelişmelere ilişkin kullandığı dil, Soğuk Savaş sonrası dönemin “demokrasi ve uluslararası hukuk” vurgusundan keskin biçimde ayrılıyor. Trump, operasyonu savunurken ne demokratik meşruiyete ne de uluslararası hukuka atıf yaptı; bunun yerine, 19. yüzyıla ait Monroe Doktrini’ni çağrıştıran şekilde “Batı Yarımküre’de Amerikan hakimiyetinin sorgulanmayacağı” mesajını öne çıkardı. Bu yaklaşım, ABD’nin Latin Amerika’yı bir “etki alanı” olarak yeniden tanımlama arayışına işaret ediyor.

Yeni Dünya Düzeni Tartışması: Güç Mü, Güçsüzlük Mü?

Uzmanlara göre Washington’un Venezuela hamlesi, ABD’nin küresel ölçekte zayıflayan etkisini görünmez kılma çabasının bir parçası. Rusya ve Çin’in sessiz kalan tepkileri de bu tabloyu güçlendiriyor. Moskova ve Pekin’in, Trump’ın “etki alanları” söylemine açık bir karşılık vermemesi, büyük güçler arasında fiili bir nüfuz paylaşımının normalleştiği yönündeki kaygıları artırıyor. Bu durum, uluslararası ilişkilerin evrensel değerler yerine çıplak güç mantığıyla yeniden şekillendiği eleştirilerini beraberinde getiriyor.

Maduro yönetiminin devrilmesi ya da zayıflatılması, Venezuela’da yıllardır otoriterliğe karşı mücadele eden kesimler için ilk anda umut yaratsa da, Washington’un rejim değişimi yerine rejim içi bir yeniden düzenlemeye sıcak bakabileceği sinyalleri hayal kırıklığını büyütüyor. Analistler, ABD destekli yeni bir otoriter yapının, ülkedeki siyasi krizi çözmekten çok derinleştireceği görüşünde birleşiyor.

Eleştirmenler, ABD’nin Venezuela üzerinden sergilediği bu sert güç siyasetinin, Avrupa ve Asya’daki müttefikleriyle ilişkileri daha da zayıflatabileceğine dikkat çekiyor. “Bölgesel zorba” algısının güçlenmesi halinde, Washington’un ekonomik ve siyasi yalnızlığının artacağı, bunun da uzun vadede ABD’nin küresel etkisini daha da aşındıracağı değerlendiriliyor.


Kaynaklar:
– The Atlantic (Anne Applebaum analizi)
– ABD Başkanı Donald Trump’ın basın açıklamaları
– Uluslararası ilişkiler uzmanlarının değerlendirmeleri