Ekonomist Aziz Çelik, BirGün’de yayımlanan kapsamlı analizinde, emekli aylıklarının bugün geldiği sefalet düzeyinin geçici enflasyon artışlarının değil, 1999 ve 2008’de yapılan yapısal sosyal güvenlik değişiklikleri ile AKP döneminde sürdürülen bölüşüm politikalarının sonucu olduğunu vurguladı.
Enflasyon Farkı Yanılsaması
TÜİK’in açıklayacağı Aralık ayı enflasyonu ile yaklaşık 16 milyon emekli ve hak sahibi ile 4 milyon kamu görevlisinin gelirleri yeniden belirlenecek. Ancak Aziz Çelik’e göre bu artışlar bir “zam” değil, yalnızca enflasyon farkı. Başka bir ifadeyle, emeklilere ve kamu çalışanlarına verilen, kaybettiklerinin ancak sınırlı bir bölümünün iadesi.
Çelik, 2025’in ikinci yarısında enflasyonun yaklaşık %12–12,5 düzeyinde gerçekleşmesinin beklendiğini, buna bağlı olarak SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin Ocak 2026’da %12 civarında bir artış alacağını belirtiyor. En düşük emekli aylığı ise yasal düzenleme yapılması halinde 18 bin 900 TL civarında kalacak.
Emeklinin Pastadaki Payı Yarı Yarıya Düştü
Çelik’in analizine göre asıl tablo, enflasyon oranlarında değil, emekli aylıklarının milli gelirden aldığı payda gizli. SGK ve TÜİK verilerine dayanan hesaplamalar, ortalama emekli aylığının kişi başına GSYH’ye oranının 2003’te yaklaşık %52 iken, 2025’te %29’un altına gerilediğini ortaya koyuyor.
Bu gerileme, özellikle 2015 sonrası hızlandı. Çelik’e göre bugün ortalama bir emekli, 2003’teki payı korunmuş olsaydı aldığı gelirin neredeyse iki katını alması gerekirdi. Mevcut durumda emekliler, ekonomik büyümeden sistematik biçimde dışlanmış durumda.
Sosyal Güvenlikte “Karşı Devrimler”
Aziz Çelik, emekli aylıklarının düşüşünü altı temel nedene bağlıyor. Bunların başında, 1999 ve 2008 reformlarıyla emekli aylığı hesaplama sisteminin köklü biçimde değiştirilmesi geliyor.
– Güncelleme katsayısının düşürülmesiyle emeklilerin büyümeden aldığı pay kesildi.
– Aylık bağlama oranları aşağı çekildi; uzun yıllar çalışanların bile düşük aylık almasının yolu açıldı.
– Emekli aylıklarının alt sınırı zayıflatıldı ve artışlar yalnızca TÜFE’ye endekslendi.
Bu yapısal değişiklikler, emekli aylıklarını zaman içinde dibe doğru iten bir mekanizma yarattı.
Dipte Eşitlenme Ve Yeni Adaletsizlikler
Çelik’e göre 2019’dan sonra uygulanan en düşük emekli aylığı politikası, emeklileri korumaktan çok, aylıkların dipte eşitlenmesine yol açtı. Daha yüksek aylıklar baskılanırken, düşük aylıklar sınırlı biçimde yukarı çekildi; sonuçta ortalama emekli aylıkları en düşük aylığa yaklaştı.
Buna ek olarak, kamu görevlilerine verilen seyyanen ödemelerin memur emeklilerine yansıtılmaması, kamu emeklilerinin gelirlerinde ciddi bir kırılma yarattı. Çelik, Temmuz 2023 öncesi emekli olan bir memurun aylığının maaşının %75–80’i düzeyindeyken, bu oranın 2025 sonrası %40–45’e düştüğüne dikkat çekiyor.
“Mesele Kaynak Değil, Paylaşım”
Aziz Çelik’in vardığı sonuç net: Emekli yoksulluğu bir kader değil, politik bir tercih. “Neoliberal-muhafazakâr” olarak tanımladığı sosyal güvenlik rejimi, emeklileri düşük gelirle yaşamaya ve yeniden çalışmaya zorlayan bir yapı üretti.
Çelik’e göre sorun enflasyon ya da bütçe imkânları değil; bölüşüm ilişkileri. Emekli aylıkları bilinçli tercihlerle küçültüldü ve milli gelirden aldıkları pay daraltıldı. Bugün yaşanan hayal kırıklığı, bu uzun sürecin kaçınılmaz sonucu.
Kaynaklar: Aziz Çelik, BirGün (köşe yazısı)
- Emeklilikte “Zam” Değil Kayıp: Çeyrek Yüzyıllık Politikalar Aylıkları Eritti - 5 Ocak 2026
- TÜİK Açıkladı: Aralık Enflasyonu Resmi Verilere Göre %30,89, Alternatif Ölçümlerde Çok Daha Yüksek - 5 Ocak 2026
- İhracat Rekoru Söylemi Gölgesinde Derinleşen Açık: 2002’ye Göre Dış Ticaret Dengesi Altı Kat Bozuldu - 3 Ocak 2026


















