Uluslararası Hukuk Camiası Silivri’de: İstanbul Barosu Yönetimi “Terör Propagandası” Suçlamasıyla Yargılanıyor

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri, öldürülen iki gazeteciye ilişkin yaptıkları açıklamalar nedeniyle “basın yoluyla terör propagandası” suçlamasıyla hâkim karşısına çıktı; duruşma, 83 ülkeden hukukçuların katılımıyla uluslararası bir gözlem alanına dönüştü.

Silivri’de Kritik Duruşma

İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri, “basın ve yayın yoluyla terör propagandası yapmak” ve “yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamalarıyla yargılandıkları davanın üçüncü duruşmasının ilk gününde İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıktı. Duruşma, Silivri’deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi’nde bulunan 1 No’lu salonda görüldü.

Baro yönetimi, Kuzey ve Doğu Suriye’de SİHA saldırısıyla öldürülen gazeteciler Cihan Bilgin ve Nazım Daştan hakkında yaptıkları açıklamalar nedeniyle yargılanıyor. Saat 11.00’de başlayan duruşmada Kaboğlu ile birlikte baro yöneticileri ve müdafileri hazır bulundu.

83 Ülkeden Hukukçular Davayı İzledi

Duruşma, uluslararası hukuk çevrelerinin yoğun ilgisiyle takip edildi. 83 ülkeden hukukçuları temsilen 30 baro ve 17 uluslararası hukuk birliği, aralarında çok sayıda baro başkanı ve üst düzey yöneticinin de bulunduğu gözlemcilerle salonda yer aldı.

Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, İtalya, İsviçre, Norveç, Polonya ve İspanya başta olmak üzere çok sayıda Avrupa ülkesinden baroların yanı sıra Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE), Uluslararası Avukatlar Birliği – Hukukun Üstünlüğü Enstitüsü (UIA-IROL) ve Tehlike Altındaki Avukatlar İçin Uluslararası Gözlemevi (OIAD) gibi kuruluşlar duruşmayı izledi.

Bu geniş katılım, davanın yalnızca ulusal değil, uluslararası hukuk ve ifade özgürlüğü bağlamında da yakından izlendiğini ortaya koydu.

Savcılık: “Terör Propagandası”ndan Ceza Talebi

Duruşma savcısı, celse arasında sunduğu esas hakkındaki mütalaasını tekrar ederek, sanıkların 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasını istedi. Savcılık, baro yönetiminin açıklamalarının, güvenlik güçleri tarafından “etkisiz hale getirilen terör örgütü üyelerinin” gazeteci olarak tanıtılması yoluyla örgüt faaliyetlerini meşrulaştırdığı ve teşvik ettiği iddiasını dile getirdi.

Mütalaada ayrıca, söz konusu açıklamaların kamuoyunu yanıltmaya, devlet kurumlarına olan güveni zedelemeye ve toplumda endişe yaratmaya yönelik olduğu savunuldu. Savcılık, “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun da işlendiğini belirtmekle birlikte, fikri içtima gerekçesiyle yalnızca daha ağır ceza öngören “terör propagandası” suçundan hüküm kurulmasını talep etti.

Savunmalarla Süren Yargılama

Duruşma, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin savcılık mütalaasına karşı savunmalarıyla devam ediyor. Baro yönetimi ve müdafileri, davanın ifade özgürlüğü, savunma hakkı ve baroların kamusal rolü açısından hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını savunuyor.

Davanın seyri, Türkiye’de baroların bağımsızlığı, ifade özgürlüğü ve terörle mücadele mevzuatının sınırları açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.