İran’da yoksulluk, para biriminin çöküşü ve rekor enflasyonla tetiklenen yeni protesto dalgası, yalnızca ekonomik bir isyan değil; rejimin geleneksel toplumsal dayanaklarının da çözülmeye başladığını gösteren ciddi bir siyasal kırılma anına işaret ediyor.
Ekonomik Çöküşün Tetiklediği Sokak Öfkesi
İran’da protestolar, Aralık 2025’in son günlerinde Tahran’daki pazarlarda başlıyor. İran riyalinin hızla değer kaybetmesi ve kontrol edilemeyen enflasyon, “bazari” olarak bilinen tüccarların fiyat belirleyemez hale gelmesine yol açıyor. Kısa sürede üniversitelere, farklı kentlere ve toplumsal kesimlere yayılan gösteriler, ekonomik taleplerin ötesine geçerek doğrudan rejimi hedef alan sloganlarla şekilleniyor. “Diktatöre ölüm” çağrıları, öfkenin merkezinde artık Ali Hamaney liderliğindeki siyasal yapının yer aldığını ortaya koyuyor.
ABD merkezli Human Rights Activists News Agency (HRANA) verilerine göre, 4 Ocak itibarıyla protestolar 26 eyalette yaklaşık 80 şehirde 200’ü aşkın noktaya yayılıyor. Bu tablo, 2022–2023’teki “Kadın, Yaşam, Özgürlük” hareketinden bu yana görülen en geniş protesto dalgasına işaret ediyor; ancak henüz o dönemdeki kitlesel seferberliğin ölçeğine ulaşmış değil.
Toplumsal Yorgunluk, Umutsuzluk ve Savaş Korkusu
Bu dalgayı önceki isyanlardan ayıran temel unsur, yaygın bir toplumsal yorgunluk ve umutsuzluk hissi. Düşük ücretler, çoklu işlerde çalışmaya rağmen geçim sıkıntısının aşılamaması ve gençler arasında derinleşen geleceksizlik duygusu, protestoların sosyolojik zeminini oluşturuyor. Tahran’dan aktarılan tanıklıklar, kitlesel öfkeye eşlik eden bir inanç kaybına da işaret ediyor: Pek çok kişi artık sokak hareketlerinin köklü bir değişim yaratacağına inanmıyor.
Bu tabloya, İsrail’in geçen yıl İran’a yönelik saldırılarının ardından derinleşen yeni bir savaş korkusu da ekleniyor. Gazeteci ve insan hakları aktivisti Düzen Tekkal’ın ifadesiyle, ülkedeki ruh hali “öfke, tiksinti ve küçümsemenin” iç içe geçtiği bir noktada duruyor. Tekkal’a göre, 47 yıldır süren sistematik baskı artık rejimin meşruiyet zeminini tamamen aşındırmış durumda.
Baskı, Çatlak ve Çelişkili Mesajlar
Rejimin yanıtı ise tanıdık: güvenlik güçleri, protestoların ilk günlerinden itibaren göz yaşartıcı gaz, zırhlı araçlar ve gerçek mermilerle sahada. HRANA’nın 6 Ocak tarihli verileri, en az 35 kişinin hayatını kaybettiğini, yüzlerce kişinin yaralandığını ve yaklaşık 1.200 kişinin gözaltına alındığını ortaya koyuyor. İlâm ve Lorestan gibi bölgelerden gelen görüntüler, sivillere ateş açıldığı ve hastanelerin dahi güvenlik baskınlarına maruz kaldığını gösteriyor.
Buna karşın, devletin üst kademesinden gelen mesajlar çelişkili. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, protestocuların taleplerine anlayış gösteren açıklamalar yapıyor, hatta devlet televizyonunda “halkın geçim sorunları çözülmezse İslami açıdan cehenneme gidileceğini” söylüyor. Ancak aynı anda yargı ve güvenlik bürokrasisi, göstericileri “isyancı” ilan ederek hızlı yargılamalar ve sıfır tolerans politikalarıyla tehdit ediyor. Ali Hamaney ise “haklı taleplerle isyanı” ayırıyor; isyancılarla diyaloğun anlamsız olduğunu vurguluyor.
Rejimin Geleceği ve Uluslararası Denklem
Analistlere göre, protestoların en kritik yönü, rejimin tarihsel olarak güvendiği muhafazakâr tüccar kesimlerinin de sokakta olması. Bu durum, İslam Cumhuriyeti’nin toplumsal koalisyonunun ciddi biçimde çatladığını gösteriyor. Düzen Tekkal, rejimin “sırtını duvara dayadığını” ve çöküşün artık bir zaman meselesi haline geldiğini savunuyor.
Dış faktörler de bu baskıyı artırıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın protestoculara yönelik “vurulmaları halinde yardım” tehdidi ve İsrail kaynaklı çağrılar, Tahran’da rejim değişikliği senaryolarına dair endişeleri büyütüyor. Siyaset bilimci Ali Fathollah-Nejad, ABD’nin Venezuela’da Nicolás Maduro’ya yönelik hamlelerinin İran yönetiminde ciddi bir korku yarattığını belirtiyor; Tahran-Caracas hattındaki ekonomik ve siyasi iş birliğinin bu nedenle daha da stratejik hale geldiğine dikkat çekiyor.
Kaynaklar
HRANA (Human Rights Activists News Agency); görgü tanıkları; Düzen Tekkal ve Ali Fathollah-Nejad’ın değerlendirmeleri; açık kaynaklı video ve haber ajansları (Reuters, AP).


















