Trump’ın Sert Politikalarının Mimarı: Stephen Miller’ın Devlet İçindeki Gölge Gücü

ABD Başkanı Donald Trump’ın en kışkırtıcı göç politikalarını fiili devlet programına dönüştüren isim olan Stephen Miller, sert üslubu, askeri disipline benzeyen yönetim tarzı ve agresif hedefleriyle Washington’da korku ve itaat üzerine kurulu bir karar mekanizması işletiyor.

(WASHINGTON) – ABD Başkanı Donald Trump’ın politika alanındaki en etkili isimlerinden biri olan Beyaz Saray Başkan Yardımcısı (Politika) Stephen Miller, özellikle göçmen karşıtı uygulamaların hayata geçirilmesinde belirleyici rol oynuyor. The Atlantic dergisinin kapsamlı haberine göre Miller, federal kurumlarla yürüttüğü günlük toplantılarda uzlaşma değil, hız ve sonuç talep eden sert bir komuta zinciri kurmuş durumda.

Beyaz Saray’da “Savaş Odası” Disiplini

Habere göre Miller, her gün saat 10.00’da – hafta sonları dahil – federal güvenlik ve göç kurumlarının üst düzey yetkilileriyle düzenli telefon konferansları gerçekleştiriyor. Toplantılar, klasik bir danışma mekanizmasından çok, bir “savaş konseyi” atmosferinde geçiyor.

FBI, Gümrük ve Sınır Koruma (CBP), Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE), Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS) ile Savunma Bakanlığı’nın (DOD) dahil olduğu bu toplantılarda Miller’ın sesi baskın. Katılımcılardan bir üst düzey yetkili, The Atlantic’e yaptığı değerlendirmede, toplantıların sıklıkla azarlama ve sert talimatlarla geçtiğini belirtiyor:
“Zamanın daraldığını bildiği için herkesi mutlak sınırlarına kadar zorluyor. Telefona giriyor ve herkese bağırıyor. Kimse bu öfkeden muaf değil.”

Günlük 3 Bin Gözaltı Hedefi

Miller’ın öncelikli gündemi, Trump yönetiminin “kitlesel sınır dışı” vaadini kısa sürede somut sonuçlara dönüştürmek. Mayıs ayında ICE yetkililerine, günde 3 bin göçmen gözaltısı hedefi koyduğu belirtiliyor. Bu rakam, 2024 yılında ABD sokaklarında yapılan günlük gözaltı sayısının neredeyse on katı.

Aynı zamanda ICE’ın personel kapasitesinin hızla artırılması da Miller’ın doğrudan takip ettiği başlıklardan biri. Yönetim, bu ay itibarıyla 10 bin yeni sınır dışı etme görevlisini sahaya sürme sözü verdi. Bu, ICE’ın mevcut kadrosunun iki katından fazla bir genişlemeye işaret ediyor.

Devlet Aygıtında Sertleşme Ve Kaygılar

Miller, yalnızca gözaltı sayılarıyla değil; gözaltı merkezlerinin kapasitesi, sınır dışı uçuşları ve sınır geçiş verileriyle ilgili günlük raporlar talep ediyor. Bu yoğun ve merkezi denetim, Trump yönetiminin göç politikasının artık bürokratik bir süreçten çok, siyasi bir seferberlik mantığıyla yürütüldüğünü gösteriyor.

Ancak insan hakları savunucuları ve bazı eski federal yetkililer, bu yaklaşımın hukuki denge ve kurumsal özerklik açısından ciddi riskler barındırdığı görüşünde. Miller’ın tarzı, Trump’ın en sert reflekslerini devlet mekanizmasının “normal işleyişi” haline getirmekle eleştiriliyor.

Trumpçılığın İdeolojik Motoru

The Atlantic’in analizine göre Stephen Miller, yalnızca bir uygulayıcı değil; Trumpçılığın ideolojik omurgasını kuran ve onu idari prosedürlere tercüme eden kilit bir figür. Göçmen karşıtlığı, güvenlikçi söylem ve “zamanla yarış” fikri, Miller’ın elinde sistematik bir yönetime dönüşüyor.

Bu tablo, Trump döneminde demokrasinin sınırlarının yalnızca söylemle değil, idari pratiklerle de zorlandığını ortaya koyuyor.


Kaynak: The Atlantic, “The Wrath of Stephen Miller”