Minneapolis’te ICE Kurşunu: Göç Politikası Şiddete Dönüşürken

Minneapolis’te bir federal göçmenlik ajanının hareket halindeki bir SUV’a ateş ederek bir kadını öldürmesi, Trump yönetiminin sertleşen göç politikalarının kolluk şiddeti ve cezasızlıkla birleştiği tehlikeli bir eşiğe işaret ediyor.

Olayın Akışı Ve Görüntüler

Minneapolis’te gündüz saatlerinde yaşanan olayda, federal göçmenlik ajanları bir operasyon sırasında bordo renkli bir SUV’a yaklaştı. Seyirci videolarında, ışıkları yanan bir kamyonun gelişi, iki ajanın araçtan inerek sürücüye “araçtan çık” diye bağırması ve SUV’un kısa süre geri manevra yaptıktan sonra ileri hareketlenmesi görülüyor. Ardından üçüncü bir görevlinin araca birkaç el ateş açtığı, aracın yön değiştirerek bir direğe çarptığı kaydediliyor. Kadın olay yerinde ağır yaralanıyor ve yaşamını yitiriyor.

Yardımın Engellenmesi İddiaları

Minnesota Star Tribune’e konuşan bir görgü tanığına göre, olay yerinde bulunan bir doktor vurulan kadına müdahale etmek istedi ancak federal ajanlar tarafından engellendi. Ambulansın gelişi gecikti; geldiğinde ise kolluk araçlarıyla yolu kapatıldığı, sağlık ekiplerinin kadına yaya olarak ulaşabildiği bildirildi. Bu iddialar, olayın yalnızca bir “ateş etme anı”ndan ibaret olmadığını, sonrasında da ciddi ihlaller yaşandığını gösteriyor.

Resmî Açıklamalar Ve Çelişkiler

ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) sözcüsü Tricia McLaughlin’in ilk açıklamasında olay yerinde “şiddet yanlısı isyancılar” olduğu ve sürücünün “aracını silah gibi kullanarak memurları öldürmeye teşebbüs ettiği” öne sürüldü. Ancak mevcut görüntüler ve tanıklıklar, sürücünün saldırıdan ziyade kaçmaya çalışmış olabileceğine işaret ediyor. DHS’nin sivil–ajan karşılaşmalarına dair geçmiş açıklamalarında yanıltıcı ya da açıkça yanlış iddiaların bulunması, bu vakada da resmî anlatının güvenilirliğini tartışmalı kılıyor.

Tehlikeli Bir Pratik: Hareket Halindeki Araca Ateş

Güç kullanımı uzmanları ve pek çok kolluk kurumunun kendi iç kuralları, hareket halindeki araçlara ateş edilmesini “yüksek riskli, etkisiz ve ölümcül sonuçlara açık” olduğu gerekçesiyle yasaklıyor ya da caydırıyor. Buna rağmen Minneapolis’te yaşananlar, bu ilkenin bir kez daha ihlal edildiğini ve bedelinin sivil bir yaşamla ödendiğini gösteriyor.

Siyasi Bağlam: Sertleşen Göç Rejimi

Federal ajanların Minnesota’daki varlığı, Trump yönetiminin Somali göçmen topluluklarını hedef alan sosyal yardım dolandırıcılığı iddialarıyla gerekçelendirilen operasyonlarının parçası. Son yıllarda göçmenleri savunan protestolara yönelik sert müdahaleler, yanıltıcı suçlamalar ve kitlesel gözaltılar, bu politikanın giderek otoriter—hatta faşizan—bir karakter kazandığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor. Minneapolis’teki ölüm, devlet gücünün “göç kontrolü” adı altında sınırsızlaştırılmasının nelere yol açabileceğinin somut bir örneği olarak görülüyor.

Hesap Verebilirlik Talebi

Olay, 2020’de George Floyd’un yine Minneapolis’te polis gözetiminde öldürülmesinin ardından yükselen “hesap verebilirlik” taleplerini yeniden gündeme taşıdı. Yerel ve ulusal düzeyde bağımsız, şeffaf ve hızlı bir soruşturma çağrıları yükselirken, federal makamların “meşru müdafaa” söylemiyle sorumluluğu savuşturma çabası kamuoyunda ciddi tepki topluyor.


Kaynaklar:
Seyirci videoları ve görgü tanıkları; The Minnesota Star Tribune; ABD İç Güvenlik Bakanlığı ilk açıklaması; güç kullanımı uzmanlarının kolluk yönergelerine ilişkin değerlendirmeleri; Stephen Maturen / Getty Images.