AB’den Trump’a Sert Tepki: ABD’nin İklimden Çekilişi Küresel Geleceği Tehlikeye Atıyor

Avrupa Birliği liderleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın ülkesini Birleşmiş Milletler iklim anlaşmasından ve onlarca çevre kuruluşundan çekme kararını “son derece yıkıcı” olarak nitelendirirken, adımın küresel iklim mücadelesini zayıflattığı ve Çin’e yeni bir liderlik alanı açtığı uyarısında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nden (UNFCCC) ve 60’tan fazla uluslararası çevre kuruluşundan çekilme kararı, Avrupa başkentlerinde ve küresel diplomasi çevrelerinde sert tepkilere yol açtı. Karar, dünyanın en büyük ekonomilerinden birinin iklim eyleminden sistematik biçimde geri çekildiği yönündeki endişeleri derinleştirdi.

Washington’un İklimden Kopuşu

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, çekilme kararını duyururken, küresel iklim kurumlarının artık ABD’nin “ulusal çıkarlarıyla örtüşmediğini” savundu ve bu yapıları “ilerici ideolojinin hâkim olduğu karmaşık bir küresel yönetişim mimarisi” olarak tanımladı. Trump, daha önce iklim değişikliğini “büyük bir dolandırıcılık” olarak nitelemiş, yenilenebilir enerjiyi ise küçümseyen açıklamalar yapmıştı.

UNFCCC, 2015 Paris Anlaşması’nın hukuki temelini oluştururken, ABD’nin bu çerçeveden çekilmesi sembolik olduğu kadar stratejik sonuçlar da doğuruyor. Uzmanlar, bu adımın gelecekte bir ABD yönetiminin anlaşmaya yeniden katılmasını siyasi olarak daha zor hale getirebileceğine dikkat çekiyor.

Avrupa’dan “Yıkıcı” Uyarısı

Avrupa Komisyonu’nun Temiz, Adil ve Rekabetçi Dönüşümden Sorumlu Başkan Yardımcısı Teresa Ribera, Trump yönetimini sert sözlerle eleştirerek, “Bu karar çevreyi, halk sağlığını ve insanların çektiği acıları umursamayan bir yaklaşımın açık göstergesidir” dedi. Komisyonun İklim Eyleminden sorumlu üyesi Wopke Hoekstra ise çekilmeyi “üzücü ve talihsiz” olarak nitelendirerek, AB’nin uluslararası iklim işbirliğine bağlı kalacağını vurguladı.

Avrupa Parlamentosu’ndan Yeşiller Grubu milletvekili Catarina Vieira, kararın “pervasız ve son derece zarar verici” olduğunu belirterek, iklim krizinin artan sıcak hava dalgaları, seller ve yangınlarla zaten ağır insani ve ekonomik bedeller ürettiğine dikkat çekti.

Buna karşılık, aşırı sağ çizgideki Avusturyalı milletvekili Roman Haider, Trump’ın kararını savunarak uluslararası iklim anlaşmalarının ekonomik yük getirdiğini ve AB’nin de benzer bir geri çekilmeyi değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Bu görüş, AB içinde iklim politikalarına dair artan siyasi fay hatlarını da gözler önüne serdi.

Çin İçin Yeni Bir Alan

ABD’nin geri çekildiği bu dönemde Çin, kurumsal iklim raporlaması ve yeşil finans altyapısını güçlendirme adımları atıyor. Pekin yönetimi, şirketlerin iklim risklerini şeffaf biçimde raporlamasını zorunlu kılan yeni standartlarla hem “yeşil aklama”yı sınırlamayı hem de küresel iklim yönetişiminde daha görünür bir rol üstlenmeyi hedefliyor. Analistler, Washington’un bıraktığı boşluğun bu yolla Çin tarafından doldurulabileceğini belirtiyor.

Küresel Etki Ve ABD’nin Çıkmazı

Uzmanlara göre, iklim değişikliğine tarihsel olarak en fazla katkı sunan ülkelerden biri olan ABD’nin bu alandan çekilmesi, fosil yakıtlara bağımlılığın süreceğine işaret ediyor. Ancak bu tercihin, ABD’nin kendi iç ekonomik ve toplumsal sorunlarına çözüm üretmekten uzak olduğu, aksine uzun vadede iklim kaynaklı afetlerin maliyetlerini artıracağı vurgulanıyor.

Avrupa cephesinde ise hâkim görüş, uluslararası iklim anlaşmalarının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda jeopolitik ve ekonomik istikrar açısından da vazgeçilmez olduğu yönünde. AB yetkilileri, Washington’un kararına rağmen Paris Anlaşması hedeflerinden geri adım atılmayacağını yineliyor.


  • NHY / AP Photo, Euronews, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu açıklamaları, ABD Dışişleri Bakanlığı beyanları