İstanbul Barosu Davasında Beraat: Savunma Yargılandı, Hukuk Kazandı

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve yönetim kurulunun “terör propagandası” ve “yanıltıcı bilgiyi yayma” suçlamalarıyla yargılandığı davada mahkeme, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına hükmederek beraat kararı verdi; karar, yargı bağımsızlığı ve savunma hakkı tartışmalarının gölgesinde alındı.

(İSTANBUL) – İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ile baro yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan davada beraat kararı verdi. Silivri’deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi’nde görülen karar duruşması, Türkiye Barolar Birliği (TBB) temsilcilerinin, çok sayıda baro başkanının ve uluslararası hukuk örgütlerinin yoğun katılımıyla takip edildi. Mahkeme, sanıklar yönünden “suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı” sonucuna vardı.

Duruşma, yalnızca bir ceza yargılaması değil; baroların kamusal rolü, ifade özgürlüğü ve savunmanın bağımsızlığına dair daha geniş bir hukuki ve siyasal tartışmanın sahnesi oldu.

Dayanışma Ve Uluslararası İzleme

Duruşmayı, 83 ülkeden hukukçuları temsil eden 30 baro ile 17 uluslararası hukuk örgütünün gözlemcileri izledi. Salonda Türkiye’nin farklı illerinden baro başkanları, çok sayıda avukat ve siyasi parti ile sivil toplum temsilcileri hazır bulundu. Baro yöneticileri salona alkışlarla girerken, bu tablo davanın ulusal sınırları aşan bir ilgiyle izlendiğini gösterdi.

Mahkeme başkanının, alkışlar nedeniyle salonun boşaltılabileceği yönündeki uyarısı ise yargılama sürecinin gerilimini yansıtan sembolik anlardan biri oldu.

Savunma: “Bu Dava Baro İle Sınırlı Değil”

Sanık baro yöneticileri, son sözlerinde davanın bireysel cezai sorumluluğun ötesinde bir anlam taşıdığına işaret etti. Yapılan açıklamalarda, yaşam hakkı, ifade özgürlüğü ve avukatların bağımsızlığı vurgulanırken; baroların “devlete karşı hak ve özgürlükleri savunabilen” özel konumuna dikkat çekildi.

Baro yöneticileri, bu tür davaların avukatları hedef haline getirdiğini, mesleğin itibarsızlaştırılmasına ve savunma hakkının aşınmasına yol açtığını savundu. Ekonomik kriz, artan mesleki baskılar ve son dönemde yaşanan avukat ölümleri ile intiharları da yargılamanın toplumsal bağlamına yerleştirildi.

Kaboğlu: “Son Nefesime Kadar Hukukun Üstünlüğü”

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu, mahkemenin “son söz” sorusuna, bunun kendisi için bir son olamayacağını belirterek yanıt verdi. Kaboğlu, baroların insan hakları ve özgürlüklerin savunulmasında anayasal bir işlev üstlendiğini, bu davada da İstanbul Barosu’nun meşru ve hukuka uygun araçlarla bu görevi yerine getirdiğini ifade etti.

Kaboğlu’nun beyanı ve ardından gelen beraat kararı, salonda “Savunma susmadı, susmayacak” sloganlarıyla karşılandı.

Kararın Anlamı: Hukuk Devleti Tartışması

Mahkemenin beraat kararı, İstanbul Barosu açısından doğrudan bir cezai tehdidi ortadan kaldırsa da, yargılamanın kendisi baroların kamusal eleştiri ve hak savunuculuğu faaliyetlerinin kriminalize edilip edilmediği sorusunu gündemde tuttu. Baro yöneticilerinin ortak mesajı, karar ne olursa olsun hukuku savunmaktan geri durulmayacağı yönündeydi.

Bu yönüyle dava, yalnızca bir ceza dosyası değil; Türkiye’de hukuk devleti ilkesinin, savunma hakkının ve yargının tarafsızlığının hangi sınırlar içinde kaldığını gösteren bir turnusol işlevi gördü.