Ekonomist Mahfi Eğilmez, blogunda yayımladığı analizde Türkiye’de 2024 gelir dağılımını tek bir tabloyla özetleyerek, toplam gelirin yüzde 48’inin nüfusun yalnızca yüzde 20’si tarafından alındığını, alt gelir grubunun ise asgari ücretin dahi altında bir ortalamaya sıkıştığını ortaya koydu.
Ekonomist Mahfi Eğilmez, “Kendime Yazılar” adlı blogunda 8 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan “Gelir Dağılımı 2026” başlıklı yazısında, TÜİK verilerine dayanan tek bir tablo üzerinden Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarını analiz etti. Eğilmez’in değerlendirmesine göre, Türkiye’nin 2024 yılı itibarıyla 1,36 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hasılası (GSYH), nüfusun büyük çoğunluğu için refah üretmekten uzak bir dağılım sergiliyor.
Eğilmez’in aktardığı verilere göre Türkiye’nin nüfusu 85,7 milyon, kişi başına ortalama yıllık gelir ise 15 bin 856 dolar. Ancak bu ortalama, gelir uçurumunu gizleyen yanıltıcı bir gösterge niteliği taşıyor.
Gelirin Yarısı Yüzde 20’ye
Analize göre, toplam 1.358 milyar dolarlık GSYH’nin 651,3 milyar doları, yani yaklaşık yüzde 48’i nüfusun en yüksek gelirli yüzde 20’lik kesimine gidiyor. Geriye kalan yüzde 80’lik nüfus ise toplam gelirin yalnızca yüzde 52’sini paylaşıyor. Gelirden en düşük payı alan yüzde 20’lik kesimin (yaklaşık 17,1 milyon kişi) toplam gelirden aldığı pay ise 86,8 milyar dolar ile yüzde 6,4’te kalıyor.
Bu tablo, en yüksek gelir grubuyla en düşük gelir grubu arasındaki farkın (P80/P20 oranı) 7,5 kata ulaştığını gösteriyor.
Asgari Ücret Bile Referans Değil
Eğilmez, gelir dağılımındaki bozulmayı asgari ücret üzerinden de somutlaştırıyor. 2024’te net 17.002 TL olan asgari ücretin yıllık karşılığının yaklaşık 6.209 dolar olduğuna dikkat çeken Eğilmez, en düşük gelir grubundaki ortalama gelirin bu seviyenin bile altında kaldığını belirtiyor.
Bu durumun, geniş bir nüfus kesiminin ekonomik büyümeden pay alamadığını ve resmi ortalamaların gerçek yaşam koşullarını yansıtmadığını ortaya koyduğunu vurguluyor.
Tüketim Görüntüsü Yanıltıcı
Eğilmez’e göre, AVM’lerin, restoranların ve kafelerin dolu görünmesi Türkiye’de genel bir refahın göstergesi değil. Bu tüketimi sürdüren kesimin, dördüncü ve beşinci yüzde 20’lik dilimlerde yer alan yaklaşık 20 milyonluk bir nüfus olduğu belirtiliyor. Bu grubun büyüklüğü, birçok Avrupa ve Balkan ülkesinin toplam nüfusundan fazla olduğu için, yalnızca bu kesimin harcamaları bile “ekonomik canlılık” algısı yaratıyor.
Kayıt Dışı Ekonomi Ve Sığınmacı Etkisi
Eğilmez, kişi başına gelirin olduğundan yüksek görünmesinde iki yapısal faktöre dikkat çekiyor: Kayıt dışı ekonomi ve sığınmacı nüfus. Tahminen GSYH’nin yüzde 27’sine denk gelen yaklaşık 366 milyar dolarlık kayıt dışı gelir, resmi hesapların dışında kalıyor. Ayrıca sığınmacıların üretime katkısı GSYH’ye dahil edilirken, nüfusa eklenmemesi kişi başına geliri yukarı çekiyor.
Üç Maddelik Çıkış Yolu
Mahfi Eğilmez, tabloya dayanarak üç temel politika önerisi sunuyor:
Türkiye’nin, büyümeyi enflasyon ve kur baskılamasına dayandırmadan GSYH’yi artırması; kayıt dışı geliri sistem içine çekmesi; ve bu süreçte gelir dağılımını düzelterek özellikle en düşük gelirli yüzde 20’nin payını artırmayı hedeflemesi.
Eğilmez’e göre aksi halde ekonomik büyüme, geniş toplum kesimleri için kalıcı bir refaha dönüşmeyecek.
Kaynaklar:
Mahfi Eğilmez, Kendime Yazılar blogu, “Gelir Dağılımı 2026”, 8 Ocak 2026; TÜİK GSYH ve nüfus istatistikleri.
















