Sivil toplumcu Osman Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı “derhal serbest bırakılmalı” kararına ve yıllardır süren uluslararası çağrılara rağmen, 25 Ocak 2026 itibarıyla 3 bin 8 gündür cezaevinde tutuluyor; dosya, Türkiye’de yargının siyasallaşmasına dair en çarpıcı sembollerden biri olmaya devam ediyor.
Gözaltıdan Süresiz Tutukluluğa
Osman Kavala, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gezi Parkı eylemleri sonrasında “Türkiye’nin Soros’u” söylemiyle hedef göstermesinin ardından, 18 Ekim 2017’de Gaziantep’te gözaltına alındı ve İstanbul’a götürüldü. Gözaltı gerekçesi ilk aşamada açıklanmadı; soruşturmanın “gizli” yürütüldüğü belirtildi. Kavala, 1 Kasım 2017’de “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamalarıyla tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi. İddianame sürecinde dosya ikiye ayrıldı; Gezi Parkı eylemlerine ilişkin iddianame ancak 19 Şubat 2019’da hazırlandı.
AİHM Kararı Ve Tahliye Döngüsü
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 10 Aralık 2019’da Kavala’nın tutukluluğunun siyasi saiklerle sürdürüldüğüne hükmederek derhal tahliyesini istedi. Buna rağmen Kavala, 18 Şubat 2020’de görülen duruşmada beraat edip tahliye edilmesine karşın, cezaevi kapısından çıkamadan bu kez 15 Temmuz darbe girişimi dosyası gerekçe gösterilerek yeniden gözaltına alındı. Daha sonra “siyasal ve askeri casusluk” suçlamasıyla bir kez daha tutuklandı. Bu süreç, hukuk çevrelerinde “tahliye–yeniden tutuklama döngüsü” olarak tanımlandı.
Anayasa Mahkemesi Ve Avrupa Konseyi Süreci
Kavala, 4 Mayıs 2020’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu; ancak AYM, 29 Aralık 2020’de başvuruyu 8’e karşı 7 oyla reddetti. Karşı oy verenler arasında AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın da yer alması dikkat çekti. Avrupa Konseyi ise Ocak 2021’den itibaren defalarca Türkiye’ye AİHM kararının bağlayıcı olduğunu hatırlattı. Aralık 2021’de Türkiye hakkında “ihlal prosedürü” başlatıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sürece ilişkin olarak “AİHM ne demiş, Avrupa Konseyi ne demiş bizi çok ilgilendirmiyor” ifadelerini kullandı.
Ağırlaştırılmış Müebbet Kararı
İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022’de Kavala’ya “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Aynı davada Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi’ye 18’er yıl hapis cezası verildi. İstinaf ve Yargıtay, Kavala hakkındaki kararı onadı. Yargıtay’ın 28 Eylül 2023 tarihli kararıyla ağırlaştırılmış müebbet kesinleşti.
Yeniden Yargılama Talepleri Ve Güncel Durum
Osman Kavala, 30 Nisan 2024’te yeniden yargılanma talebinde bulundu; ancak mahkeme bu talebi reddetti. 23 Aralık 2025’te AİHM Büyük Dairesi, Kavala dosyasını 25 Mart 2026’da görüşeceğini duyurdu ve Türkiye’den savunmasını sunmasını istedi. Böylece dosya, yeniden uluslararası hukukun gündemine taşındı.
Hukuk Devleti Tartışmasının Sembol Davası
Kavala davası, yalnızca bir kişinin özgürlüğüyle sınırlı değil; Türkiye’de yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve uluslararası hukuk yükümlülüklerine uyum tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Uluslararası insan hakları kuruluşları, dosyayı “siyasi tutukluluk” örneği olarak nitelendirirken, dava Türkiye’nin Avrupa Konseyi ve AİHM sistemiyle ilişkilerinde kalıcı bir kırılma yaratmış durumda.
- NHY / Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Kararları, Reuters, Associated Press (AP) arşivleri
Toplumsal Bellek sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.












