ABD Senatosu’na sunulan “Kürtleri Koruma Yasası” tasarısı, Suriye hükümeti ve destekçilerine yaptırım öngörürken, Washington’un DSG’ye yönelik askeri ve siyasi angajmanını kalıcılaştırmayı ve Türkiye’yi de dolaylı biçimde tartışmanın merkezine çekmeyi hedefliyor.
ABD’li senatörler Lindsey Graham ve Richard Blumenthal tarafından hazırlanan “Kürtleri Koruma Yasası” (Save the Kurds Act), Suriye’de Kürtlerin öncülüğündeki Demokratik Suriye Güçleri’ne (DSG) yönelik saldırılara karşı sert yaptırım mekanizmaları öngörerek Senato gündemine taşındı. Tasarı, yalnızca Şam yönetimini değil, Suriye hükümetine askeri ve mali destek sağlayan yabancı kişi ve kurumları da hedef alıyor.
DSG Vurgusu Ve ABD’nin Askeri Öncelikleri
Senatörlerin ortak açıklamasında, DSG’nin IŞİD’e karşı yürütülen operasyonlarda “kilit müttefik” olduğu özellikle vurgulandı. Açıklamada, DSG kontrolündeki bölgelerde IŞİD tutuklularının bulunduğu hapishaneler ile yaklaşık 1000 ABD askerinin görev yaptığı hatırlatılarak, Kürtlere yönelik saldırıların yalnızca bölgesel istikrarı değil, doğrudan ABD askerlerinin güvenliğini de tehdit ettiği ifade edildi.
Bu çerçevede tasarı, DSG’yi ABD’nin IŞİD’le mücadeledeki resmi ortağı olarak tanımlayarak, Washington’un Suriye’nin kuzeydoğusundaki askeri varlığını hukuki ve siyasi bir zemine oturtmayı amaçlıyor. Bu yaklaşım, ABD’nin Suriye politikasında “geçici ortaklık”tan kalıcı angajmana doğru bir kayışa işaret ediyor.
Türkiye İddiası Ve Jeopolitik Gerilim
Tasarıya eşlik eden açıklamada, DSG’ye yönelik saldırıların Türkiye ile koordine edildiği ve Ankara tarafından desteklendiğine dair “kanıtlar bulunduğu” iddia edildi. Bu ifade, yasa tasarısının yalnızca Şam yönetimini değil, dolaylı olarak Türkiye’yi de ABD Kongresi’nin denetim ve baskı alanına çektiğini gösteriyor.
Bu yönüyle “Kürtleri Koruma Yasası”, Suriye sahasındaki askeri dengeyi tartışmanın ötesine geçerek, ABD–Türkiye ilişkilerinde yeni bir gerilim başlığı yaratma potansiyeli taşıyor. Ankara’nın DSG’yi PKK ile ilişkilendiren güvenlik yaklaşımıyla, Washington’un DSG’yi “güvenilir müttefik” olarak tanımlaması arasındaki yapısal çelişki, tasarıyla birlikte daha açık bir siyasi çatışma alanına dönüşüyor.
Yaptırımlar, Snapback Ve Kongre Denetimi
Tasarı, Suriye hükümet yetkilileri ve finans kurumlarına kapsamlı yaptırımlar öngörürken, bu yaptırımların askıya alınmasını sıkı Kongre denetimine bağlıyor. Şam yönetiminin DSG’ye yönelik tüm saldırıları durdurduğunu Kongre’ye onaylaması halinde başkana yaptırımları askıya alma yetkisi veriliyor. Ancak saldırıların yeniden başlaması durumunda, tüm yaptırımların otomatik olarak geri gelmesini öngören “snapback” maddesi dikkat çekiyor.
Ayrıca tasarı, Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) yeniden Yabancı Terör Örgütü olarak tanımlanmasını ve Suriye’nin “teröre destek veren devlet” statüsünün kaldırılmasının Kongre onayına bağlanmasını içeriyor. Bu hükümler, Beyaz Saray’ın Suriye politikasındaki manevra alanını daraltırken, Kongre’nin belirleyici rolünü güçlendiriyor.
ABD İç Siyaseti Ve İki Partili Uzlaşı
Cumhuriyetçi Graham ile Demokrat Blumenthal’in ortak imzası, tasarının ABD iç siyasetinde nadir görülen iki partili bir uzlaşıya dayandığını gösteriyor. Graham’ın “Kürtlere saldıranlar fena halde yanılacak” sözleri, tasarının caydırıcılık iddiasını öne çıkarırken; Blumenthal’in “Kürtleri korumak için harekete geçmeliyiz” vurgusu, insan hakları söylemiyle güvenlik politikasının iç içe geçtiğini ortaya koyuyor.
Bu dil, ABD’nin Kürtleri yalnızca askeri ortak değil, aynı zamanda siyasi bir özne olarak konumlandırma eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor.
Bölgesel Sonuçlar Ve Belirsizlikler
“Kürtleri Koruma Yasası” henüz yasalaşmamış olsa da, Senato gündemine taşınması dahi Suriye sahasında yeni bir güç dengesine işaret ediyor. Tasarı, Şam yönetimi üzerinde baskıyı artırırken, DSG’nin uluslararası meşruiyetini güçlendiriyor; buna karşılık Türkiye’nin güvenlik tezlerini daha sert bir Kongre eleştirisiyle karşı karşıya bırakıyor.
Uzmanlara göre, tasarının kabul edilmesi halinde ABD’nin Suriye politikası daha açık biçimde “Kürtlerin korunması” eksenine oturacak ve bu durum, bölgesel aktörler arasındaki gerilimi uzun vadede derinleştirebilecek bir etki yaratacak.
- NHY / Rudaw, ABD Senatosu açıklamaları
Toplumsal Bellek sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



















