Eğitim Sen’in Ankara’da düzenlediği çalıştayda, Mesleki Eğitim Merkezleri’nin (MESEM) kamusal eğitimi aşındırdığı, çocuk işçiliğini devlet politikası hâline getirdiği ve çocukların yaşam hakkını doğrudan riske attığı ortak vurgusu öne çıktı.
Ankara’da düzenlenen “Mesleki eğitim mi, çocuk işçiliği mi?” başlıklı çalıştayda, sağlık, hukuk ve emek alanlarından uzmanlar MESEM uygulamalarını çok boyutlu biçimde ele aldı. Tartışmalar, sistemin pedagojik bir eğitim modeli olmaktan uzaklaştığını; çocukları erken yaşta ucuz, güvencesiz ve denetimsiz iş gücüne dönüştüren bir mekanizma hâline geldiğini ortaya koydu.
Çocuk Sağlığı Açısından Sistematik Risk
Çocuk hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Ayşe Gültegingil, MESEM kapsamında çalışan çocukların hem kısa hem de uzun vadede ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını belirtti. Gelişim süreci devam eden 14–18 yaş grubundaki çocukların tehlikeli işlerde, çoğu zaman denetimsiz biçimde çalıştırıldığını vurgulayan Gültegingil, kimyasal maruziyet, beslenme yetersizliği, kemik deformasyonları ve kronik hastalık risklerinin arttığını söyledi. İSİG Meclisi verilerine göre yalnızca 2024’te 71 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiğini, bunların 15’inin MESEM’li olduğunu hatırlattı.
Hukuk Devleti Yerine Piyasa Önceliği
Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Cemile Didem Karaboğa, MESEM’leri açık bir çocuk hakları ihlali olarak tanımladı. Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin “çocuğun üstün yararı” ilkesinin fiilen askıya alındığını belirten Karaboğa, devletin denetim sorumluluğunu öğretmenlere yükleyerek sistemden çekildiğini söyledi. MESEM’lerin orta ve üst sınıf çocukları kapsamadığına dikkat çeken Karaboğa, bu yapının sınıfsal eşitsizliği derinleştiren bir politika aracı olduğunu vurguladı.
Sermaye İçin Ucuz Ve Örgütsüz İş Gücü
Çalışma ve Toplum Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Murat Özveri, MESEM’leri kapitalist üretim ilişkileri içinde değerlendirdi. Çocuk emeğinin tarihsel olarak en ucuz ve en kolay denetlenebilir iş gücü olarak görüldüğünü belirten Özveri, MESEM’lerle birlikte bu durumun hukuki zemin kazandığını söyledi. İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ve kamu bütçesinden aktarılan milyarlarca liralık kaynağın özel sektörle iç içe geçmiş mesleki eğitim yapıları aracılığıyla sermayeye yönlendirildiğini ifade etti.
Eğitimden Kopuş Ve Modern Kölelik Eleştirisi
Eğitim felsefesi açısından değerlendirme yapan Prof. Dr. Adnan Gümüş ise MESEM’lerin çocuklara eleştirel düşünme ya da bütünlüklü bir eğitim sunmadığını söyledi. Türkiye’de milyonlarca çocuğun örgün eğitim dışına itildiğine dikkat çeken Gümüş, dar mesleki eğitimin tarihsel olarak serflik ve modern kölelikle ilişkili olduğunu belirterek, MESEM’lerin yoksul çocuklar için itaatkâr iş gücü üretmeyi hedeflediğini dile getirdi.
Eğitim Sen: Kamusal Eğitimden Vazgeçilemez
Eğitim Sen adına konuşan öğretmenler, mesleki eğitimin sanayi ve piyasa ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesinin eğitimin kamusal niteliğini ortadan kaldırdığını vurguladı. Sendika, çocuk emeğini normalleştiren bu model yerine, çocuğun çok yönlü gelişimini esas alan kamusal ve eşit bir eğitim anlayışında ısrarcı olunması gerektiğini belirtti.
Çalıştayın ortak sonucu, MESEM’lerin bir “eğitim reformu” değil; çocuk işçiliğini yasal, görünür ve kalıcı hâle getiren yapısal bir dönüşüm olduğu yönünde oldu.
- NHY / Eğitim Sen, İSİG, BM, Çalışma ve Toplum Dergisi
Toplumsal Bellek sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.


















