Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci kulüplerinin odalarının şafak operasyonuyla boşaltılmasının ardından düzenlenen protestoda öğrencilerle polis karşı karşıya gelirken, tartışma yalnızca bir mekân meselesi olmaktan çıkıp üniversitelerde karar alma yetkisi ve kurumsal meşruiyet başlığına dönüştü.
Kulüp Odalarının Boşaltılması Gerilimi Tırmandırdı
İstanbul’daki Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs’te Müzik Kulübü (BÜMK), Güzel Sanatlar Kulübü (GSK), Sualtı Sporları Kulübü ve Spor Kurulu’na ait odaların Hamlin Hall binasında şafak saatlerinde boşaltılması, öğrencilerin kampüste eylem düzenlemesine yol açtı. Öğrenciler, alınan kararların üniversitenin tüm bileşenlerini doğrudan ilgilendirdiğini belirterek, akademisyenler ve üniversite emekçilerinin onayı olmadan uygulanan tasarrufların kabul edilemeyeceğini savundu.
Güney Meydan’da yapılan açıklamada kulüp alanlarının yalnızca fiziksel mekânlar olmadığı, üniversitenin sosyal ve kültürel kimliğinin parçası olduğu vurgulandı. Öğrenciler, kulüp odalarının kaldırılmasının kampüs yaşamını daraltan ve üniversiteyi yalnızca “derse girilip çıkılan” bir kuruma indirgemeyi hedefleyen bir yaklaşımın parçası olduğunu ileri sürdü.
Polis Ablukası Ve Kampüste Güç Gösterisi Tartışması
Açıklamanın ardından Hamlin Hall önüne yürüyen öğrencilere bina girişinde güvenlik barikatı kuruldu, daha sonra çevik kuvvet ekipleri bölgeye sevk edildi. Barikatın kaldırılmasını isteyen öğrencilerle güvenlik güçleri arasında itiş kakış yaşandı; polis, barikatı genişleterek öğrencileri bina girişinden uzaklaştırdı ve kampüsteki bekleyişini sürdürdü.
Öğrenciler, kampüse yoğun polis sevkiyatını ve TOMA konuşlandırılmasını üniversite içi bir idari kararın güvenlik meselesine dönüştürülmesi olarak nitelendirirken, yaşanan tablo yükseköğretim alanında idari tasarrufların güvenlik aygıtı üzerinden uygulanmasının normalleştiği yönündeki eleştirileri yeniden gündeme taşıdı.
Kayyum Tartışması Ve Üniversite Özerkliği Başlığı
Protestoda yapılan açıklamalarda öğrenciler, üniversite yönetiminin “kayyum” niteliği taşıdığını öne sürerek, kampüste söz, yetki ve karar süreçlerinin üniversite bileşenlerinden koparıldığını savundu ve kulüp odalarının iadesini talep etti. Eyleme katılan bazı siyasi temsilciler de öğrenci kulüplerinin faaliyetlerinin engellenmesini üniversitelerin demokratik ve özerk yapısına yönelik bir müdahale olarak değerlendirdi.
Gelişmeler, Boğaziçi Üniversitesi’nde son yıllarda sık sık gündeme gelen yönetim modeli, akademik özerklik ve kampüs yaşamının sınırlandırılması tartışmalarının yeniden alevlendiğini gösterirken; mesele, yalnızca bir idari düzenleme değil, üniversitenin nasıl bir kamusal alan olacağı sorusu etrafında şekillenen daha geniş bir yönetişim krizine işaret ediyor.
- NHY / ANKA Haber Ajansı


















