back to top
Ana Sayfa Haberler The Washington Post’ta Toplu İşten Çıkarma: Bezos Dönemi, Trump Baskısı Ve Gazeteciliğin...

The Washington Post’ta Toplu İşten Çıkarma: Bezos Dönemi, Trump Baskısı Ve Gazeteciliğin Tasfiyesi

ABD’nin sembol gazetelerinden The Washington Post, çalışanlarının yaklaşık üçte birini işten çıkarırken spor servisini kapattı, yabancı büroları daralttı; karar, gazetenin Jeff Bezos döneminde giderek ticarileşmesi ve Trump sonrası medya-iktidar ilişkilerinin yarattığı baskılarla birlikte değerlendiriliyor.

Haber Odasında Büyük Tasfiye

The Washington Post, dijital dönüşüm ve düşen gelirler gerekçesiyle tüm birimleri kapsayan geniş çaplı bir personel azaltımına gitti. Gazete yönetimi, çalışanlarının yaklaşık üçte birini işten çıkarırken, spor servisinin tamamen kapatıldığını, “Book World” kitap ekinin ve bazı yabancı büroların büyük ölçüde küçültüldüğünü açıkladı. Washington bölgesi haberleri, yabancı muhabir ağı ve “Post Reports” podcast’i de yeniden yapılandırılan birimler arasında yer aldı.

İcra editörü Matt Murray, çalışanlara yönelik çevrim içi toplantıda bu adımı “gazeteyi hayatta tutma ve yeniden büyütme” çabasının parçası olarak tanımladı. Ancak karar, yalnızca ekonomik değil, siyasi ve editoryal tercihlerle de bağlantılı olduğu gerekçesiyle sert eleştirilere yol açtı.

Bezos Sahipliği Ve Editoryal Yön Değişimi

The Washington Post, 2013 yılında Amazon’un kurucusu Jeff Bezos tarafından satın alındığından bu yana, finansal olarak ayakta kalmayı başarsa da editoryal çizgisi üzerine tartışmalar hiç dinmedi. Gazetede son yıllarda yapılan yeniden yapılanmalar, eleştirmenler tarafından “kâr odaklı yönetim anlayışının kamusal gazeteciliğin önüne geçmesi” olarak yorumlanıyor.

Özellikle emek yoğun, araştırmacı ve uluslararası habercilik alanlarının budanması; teknoloji, veri ve marka değerine odaklanan bir yayıncılık modeline geçişin işareti olarak görülüyor. Gazetecilik çevrelerinde, bu dönüşümün The Washington Post’u “kamu yararı gazetesi” olmaktan çıkarıp, küresel bir medya markasına indirgediği yönünde kaygılar artıyor.

Trump Sonrası Medya İklimi Ve Otosansür Tartışması

İşten çıkarmalar, Post’un Donald Trump döneminde üstlendiği sert muhalif rolün ardından geldi. Trump’ın başkanlığı süresince The Washington Post, “Demokrasi karanlıkta ölür” sloganıyla iktidarı yakından izleyen ve ifşa eden yayınların başlıca adreslerinden biri olmuştu. Ancak Trump sonrası dönemde, ABD medyasında genel bir geri çekilme ve daha temkinli bir dil hâkim olmaya başladı.

Eleştirmenler, Post’un kapsamlı haber üretme kapasitesini zayıflatan bu küçülmenin, sadece ekonomik nedenlerle değil, siyasi baskılar ve kutuplaşmış medya ortamında risk almaktan kaçınma refleksiyle de bağlantılı olduğunu savunuyor. Özellikle yabancı büroların ve derinlikli dosya gazeteciliğinin daraltılması, bu görüşü güçlendiriyor.

Gazetecilik İçin Alarm Zilleri

Columbia Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi öğretim üyesi ve The Washington Post ile The New York Times’ın eski medya köşe yazarı Margaret Sullivan, gelişmeyi sert sözlerle eleştirdi. Sullivan, “Bu, Amerika’da ve dünyada gazeteciliği önemseyen herkes için yıkıcı bir haber. The Washington Post gibi kurumlar küçüldükçe, kamunun doğru bilgiye erişimi de daralıyor” dedi.

Medya analistlerine göre Post’taki bu tasfiye, yalnızca bir kurumun krizi değil; büyük sermaye sahipliğinin, dijitalleşmenin ve siyasal baskıların birleştiği yeni medya düzeninde gazeteciliğin nasıl adım adım daraltıldığının somut bir örneği.


  • NHY / Associated Press (AP), The Washington Post iç yazışmaları ve yönetim açıklamaları, Columbia Journalism Review, medya analizleri