ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze için açıkladığı “yeniden inşa” vizyonu, sahadaki yıkım ve insani felaketle bağ kurmayan, acil yardım ihtiyacını göz ardı eden ve siyasi bir vitrin sunumunu aşamayan bir plan olarak eleştiriliyor.
Sahadaki Gerçeklik: Enkaz, Çadırlar Ve İnsani Çöküş
Gazze’de ateşkesin ikinci aşamaya geçtiği yönündeki açıklamalara rağmen, bölgede ne kalıcı bir sükûnet ne de kapsamlı bir iyileşme işareti bulunuyor. Hamas ile İsrail arasındaki çatışmalar düşük yoğunlukta da olsa sürerken, İsrail saldırılarında Filistinli siviller yaşamını yitirmeye devam ediyor. Gazze-Mısır sınırındaki Refah geçidinin sınırlı biçimde yeniden açılması ise daha çok son İsrailli rehinenin naaşının teslim edilmesine bağlı geçici bir adım olarak görülüyor.
Sahadaki tablo ağır: Gazze’deki yapıların yaklaşık yüzde 80’i hasarlı ya da tamamen yıkılmış durumda. Yüz binlerce Filistinli, altyapısı çökmüş bölgelerde derme çatma çadırlarda ya da yıkıntılar arasında yaşam mücadelesi veriyor. Temel ihtiyaçlara erişim son derece sınırlı; barınma, temiz su, sağlık hizmetleri ve gıda, bölge halkı için hayati bir kriz başlığı olmaya devam ediyor.
“Master Plan”: Dubai Hayali, Gazze Gerçeği
Washington’un açıkladığı kapsamlı “Gazze master planı”, sanayi bölgeleri, eğitim merkezleri, konut alanları ve sahil tatil beldeleri gibi projeleri içeriyor. Planın ilham kaynakları olarak Dubai ve Singapur gibi küresel şehirler gösteriliyor. Ancak uzmanlara göre bu karşılaştırma, tarihsel ve maddi koşullar göz ardı edildiğinde anlamını yitiriyor.
Dubai ve Singapur’un onlarca yıla yayılan planlama, istikrar ve sermaye birikimiyle inşa edildiğine dikkat çekilirken, Gazze’nin bugün bir “şehir” olmaktan çok, savaş sonrası bir enkaz alanı olduğu vurgulanıyor. Eleştiriler, Trump yönetiminin bu projeyle insani yardımın aciliyetini geri plana ittiği ve gerçekçi olmayan bir gayrimenkul vizyonunu siyasi çözümün yerine koyduğu yönünde yoğunlaşıyor.
Acil İhtiyaç: İnsani Yardım Ve Siyasi Gerçekçilik
Analistlere göre Gazze’nin bugün ihtiyacı olan şey, uzun vadeli mimari hayaller değil; acil insani yardım, kalıcı ateşkes ve sivillerin korunmasına yönelik bağlayıcı uluslararası mekanizmalar. Trump’ın planı ise bu ihtiyaçlara yanıt vermekten uzak, “parlak broşür diliyle” sunulan ama sahadaki gerçeklerle temas etmeyen bir siyasi söylem olarak değerlendiriliyor.
Bu çerçevede Gazze için önerilen yeniden inşa vizyonunun, bölgedeki insani felaketi çözmekten ziyade, ABD iç siyasetinde ve uluslararası arenada sembolik bir güç gösterisi işlevi gördüğü yorumları öne çıkıyor.














