back to top
Ana Sayfa Haberler İran Savaşında Tehlikeli Eşik: Trump’ın Kararı Bölgesel Yangını Küresel Krize Dönüştürebilir

İran Savaşında Tehlikeli Eşik: Trump’ın Kararı Bölgesel Yangını Küresel Krize Dönüştürebilir

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri stratejisinde kritik bir dönemece girilirken, “savaşı bitirme” ile “tırmandırma” arasında yapılacak tercih yalnızca Orta Doğu’yu değil, küresel ekonomi ve güvenlik dengelerini de sarsabilecek bir kırılma noktası olarak görülüyor.

Savaşta Kritik Eşik Ve Stratejik Belirsizlik

Donald Trump yönetimindeki ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarında bir aylık sürecin sonuna yaklaşılırken, Washington’un önünde iki temel seçenek bulunuyor: ya askeri hedeflerin tamamlandığı ilan edilerek geri çekilme ya da çatışmayı daha geniş bir savaşa dönüştürecek yeni bir tırmanma dalgası.

Sahadaki gelişmeler, özellikle ABD kara unsurlarının Basra Körfezi’ne yönelmesi, ikinci seçeneğin giderek daha olası hale geldiğine işaret ediyor. Ancak bu askeri hareketliliğin nihai hedeflerinin açıklanmamış olması, stratejik belirsizliği derinleştiriyor ve uluslararası kamuoyunda ciddi endişelere yol açıyor.

“Zafer” İlanı Mı, Yeni Bir Savaş Mı?

Trump yönetimi, İran’ın askeri ve siyasi kapasitesinin büyük ölçüde zayıflatıldığını öne sürerek operasyonların sona erdiğini ilan edebilir. Bu senaryoda, İran’ın üst düzey yönetiminin hedef alınması ve askeri altyapısının tahrip edilmesi “başarı” olarak sunulabilir.

Ancak bu yaklaşımın ciddi riskleri bulunuyor. Ali Hamaney liderliğindeki rejimin ayakta kalması durumunda, İran’ın askeri kapasitesini yeniden inşa etme ve hatta nükleer programını gizli biçimde sürdürme ihtimali güçlenebilir. Ayrıca Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün bir baskı aracı olarak kullanılması, enerji arzı açısından küresel bir kırılganlık yaratmaya devam ediyor.

Tırmanma Senaryosu Ve Bölgesel Kaos Riski

Alternatif olarak Trump’ın daha önce de başvurduğu “müzakere söylemi eşliğinde askeri tırmanma” stratejisini yeniden devreye sokması ihtimali gündemde. Bu yaklaşım, diplomatik çözüm görüntüsü altında askeri baskıyı artırmayı hedefliyor.

Ancak bu senaryonun en güçlü sonucu, İran’ın “rejim varoluş savaşı” algısıyla hareket ederek çatışmayı bölgesel bir kaosa dönüştürmesi olabilir. Hürmüz Boğazı’nda olası askeri hamleler ya da enerji altyapısına yönelik saldırılar, yalnızca bölgeyi değil küresel ticaret ve enerji piyasalarını da doğrudan etkileyebilir.

Küresel Ekonomi Ve Irak Deneyiminin Gölgesi

Olası bir geniş çaplı savaşın etkileri Orta Doğu ile sınırlı kalmayacak. Petrol fiyatlarında sert dalgalanmalar, tedarik zincirlerinde kırılmalar ve küresel ekonomik yavaşlama riski, bu çatışmanın doğrudan sonuçları arasında yer alıyor.

2003’teki Irak Savaşı deneyimi, askeri müdahalelerin planlandığı gibi sonuçlanmayabileceğini ve uzun vadeli istikrarsızlık üretebileceğini göstermişti. Bugünkü tablo ise, Washington’un benzer bir hazırlıksızlık riskiyle karşı karşıya olduğu yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.

Diplomasi İçin Son Fırsat Mı?

Tüm bu riskler ışığında, uluslararası toplumun farklı aktörleri çatışmanın durdurulması için diplomatik kanalların yeniden açılması çağrısı yapıyor. Uzmanlara göre, tarafların maksimalist taleplerden geri adım atması ve müzakere zeminine dönmesi, daha büyük bir felaketin önlenmesi açısından kritik önemde.

Mevcut tablo, bir yandan askeri gücün sınırlarını diğer yandan diplomatik çözümün zorunluluğunu hatırlatıyor. Trump’ın vereceği karar, yalnızca kendi siyasi geleceğini değil, küresel düzenin kırılgan dengelerini de belirleyecek nitelikte.


  • NHY / Le Monde