İBB Davası’nın 9. gününde konuşan tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, kamu arazilerinin ranta açılmasına karşı yürüttükleri idari süreçlerin “suç” olarak sunulduğunu belirterek, dosyada somut delil yerine iddiaların öne çıktığını savundu.
Yargılama Süreci Ve Suçlamaların Niteliği
İstanbul’da görülen ve aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın üçüncü haftasında, tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan savunmasını yaptı. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Şahan, kendisine yöneltilen “kişisel verileri hukuka aykırı şekilde elde etme ve yayma” suçlamalarının dosyada hiçbir somut dayanağının bulunmadığını ileri sürdü.
Şahan, iddianamede adının geçmesine rağmen ne tanık beyanlarında ne de teknik raporlarda kendisine yönelik doğrudan bir suç isnadı bulunduğunu belirterek, “Ortada iddia var ama delil yok” sözleriyle yargılama sürecinin niteliğini tartışmaya açtı. Savunmasında, suçlamaların büyük ölçüde dolaylı anlatımlar ve üçüncü kişiler üzerinden kurulduğunu ifade eden Şahan, bu durumun hukuki standartlar açısından sorunlu olduğunu dile getirdi.
İddialar Ve “Delil Tartışması” Üzerine Eleştiriler
Şahan, dosyada yer alan bazı tanık ve şüpheli ifadelerini “duyuma dayalı” olarak nitelendirirken, yargılama sürecinin somut olgular yerine yorumlara dayandığını savundu. Özellikle henüz hayata geçmemiş bir dijital uygulama üzerinden suçlandığını belirterek, teknik olarak mümkün olmayan bir durumun isnat edildiğini söyledi.
Savunmasında, farklı kişilerle ilişkilendirilmeye çalışılan bağlantıların da gerçeği yansıtmadığını ileri süren Şahan, belediyelerde ruhsat süreçlerinin çok sayıda aktörün dahil olduğu karmaşık bir yapı içerdiğini vurguladı. Bu bağlamda, adı geçen bazı isimlerle kurumsal temas dışında özel bir ilişkisinin bulunmadığını ifade etti.
Bu bölümde öne çıkan temel tartışma, iddianamenin somut eylemlerden ziyade ilişkiler ağı üzerinden kurgulanıp kurgulanmadığı sorusu oldu.
Kamu Arazisi Tartışması Ve “Rant” İddiası
Şahan’ın savunmasının merkezinde, Marmara Üniversitesi Nişantaşı Kampüsü arazisi üzerinden yürütülen imar süreci yer aldı. Şahan, söz konusu alanın uzun yıllar kamu kullanımında olduğunu, ancak 2018 sonrası plan değişiklikleriyle ticaret ve konut alanına dönüştürüldüğünü belirtti.
Bu süreçte, projenin yüksek gelir grubuna yönelik lüks konut üretimine dönüştüğünü ifade eden Şahan, özellikle imar yönetmeliklerinde yapılan değişikliklerle yapılaşma hakkının genişletildiğini savundu. “Emsal dışı bırakılan” unsurlar üzerinden inşaat yoğunluğunun artırıldığını belirten Şahan, bu düzenlemelerin kamu yararı yerine ekonomik kazanç odaklı olduğunu ileri sürdü.
Şahan’a göre, belediye yönetimi olarak yaptıkları müdahale, bu süreçte kamu yararını gözetmekten ibaretti. Ancak bu müdahalenin, iddianamede “süreci geciktirme” veya “icbar” olarak yorumlandığını söyledi.
İdari Süreçler Ve “Suç” İlişkisi
Savunmanın dikkat çeken bölümlerinden biri, yapı ruhsatı ve iskan süreçlerine ilişkin teknik detaylar oldu. Şahan, belediyenin ilgili projede yangın güvenliği gibi kritik eksiklikleri tespit ettiğini ve bu eksikliklerin giderilmesini talep ettiğini belirtti.
Bu müdahalenin, yasal sorumluluk kapsamında yapılmasına rağmen suç unsuru olarak değerlendirildiğini ifade eden Şahan, “Süreci işlettiğim için suçlanıyorum” dedi. Özellikle yangın güvenliği standartlarının sağlanmasına yönelik taleplerin, kamu güvenliği açısından zorunlu olduğunu vurguladı.
Bu noktada savunma, yerel yönetimlerin denetim yetkisi ile bu yetkinin yargısal yorumlanması arasındaki gerilimi ortaya koydu.
Kamu Hakkı Vurgusu Ve Sonuç Tartışması
Şahan, savunmasının son bölümünde, kamuya ait bir alanın özel kullanıma açılmasına karşı çıktıkları için yargılandıklarını öne sürdü. Özellikle “Profilo AVM” olarak bilinen dosya kapsamında, kamuya terk edilmesi gereken bir parselin özel kullanımda tutulmak istendiğini belirterek, belediyenin bu duruma karşı çıktığını ifade etti.
Bu süreç sonucunda söz konusu alanın yeniden belediye mülkiyetine geçtiğini belirten Şahan, bunu “kamu yararının korunması” olarak tanımladı. Ancak iddianamede bu sürecin “engelleme” olarak sunulduğunu dile getirdi.
Şahan’ın savunması, İBB davasında yalnızca bireysel suçlamaların değil, yerel yönetim uygulamalarının ve kamu yararı kavramının da yargılamanın merkezine yerleştiğini gösterdi. Dava süreci ilerledikçe, bu gerilimin hukuki ve siyasi boyutlarıyla daha fazla tartışılması bekleniyor.
- NHY / ANKA Haber Ajansı – Zuhal Çiloğlan imzalı haber













