back to top
Ana Sayfa Ekoloji Konya-Antalya Yolunda Taşkın: Eski Göl Havzası Gerçeği Yeniden Gündemde

Konya-Antalya Yolunda Taşkın: Eski Göl Havzası Gerçeği Yeniden Gündemde

Yoğun yağışların ardından Konya-Antalya kara yolunun bir bölümünün sular altında kalması, güzergâhın tarihsel olarak göl ve taşkın ovası niteliği taşıdığına dair jeolojik ve arşiv verilerini yeniden tartışmaya açtı.

Antalya ile Konya arasındaki kara yolunun bazı kesimleri, son günlerde etkili olan sağanak yağışların ardından su altında kaldı. Havadan kaydedilen görüntülerde asfaltın bir noktadan sonra tamamen kaybolduğu ve yolun geniş bir su kütlesiyle birleştiği görüldü. Yetkililer güzergâhı geçici olarak ulaşıma kapatırken, olay yalnızca meteorolojik bir gelişme olarak değil, bölgenin tarihsel coğrafyası bağlamında da değerlendirilmeye başlandı.

Tarihsel Coğrafya Ve Eski Göl Havzaları

Yolun geçtiği Eynif ve Gembos ovaları, Anadolu’nun kapalı havza sistemleri içinde yer alıyor. Jeolojik araştırmalar ve arşiv haritaları, bu hattın geçmişte geniş göl alanları ve mevsimsel taşkın ovaları barındırdığını ortaya koyuyor. Bölgenin karstik yapısı, yer altı ve yer üstü sularının dönemsel olarak geniş alanlara yayılmasına imkân tanıyor.

Jeoloji literatüründe, bu tür alanlar “paleogöl” (eski göl) tabanları olarak tanımlanıyor. Zamanla suyun çekilmesiyle tarım ve yerleşim için kullanılan bu düz alanlar, yoğun ve kısa süreli yağışlarda yeniden su toplama eğilimi gösterebiliyor. Uzmanlara göre, bu tür havzalarda suyun doğal akış yolları ve taşkın sınırları dikkate alınmadan yapılan altyapı projeleri, aşırı hava olaylarında kırılgan hale geliyor.

İklim Değişikliği Ve Artan Aşırı Yağışlar

Son yıllarda Akdeniz havzasında gözlenen iklim değişikliği etkileri, kısa sürede yüksek miktarda yağış bırakan sistemlerin sıklığını artırdı. Bu durum, özellikle geçmişte göl veya sulak alan niteliği taşıyan bölgelerde ani su baskınlarını daha olası kılıyor.

Uzmanlar, kapalı havza sistemlerinde yağışın topografik olarak hızla birikme eğiliminde olduğunu, drenaj altyapısının bu doğal kapasiteye göre planlanmaması halinde yollar ve yerleşimlerin su altında kalabileceğini belirtiyor. Konya-Antalya hattında yaşanan son olay da bu çerçevede, doğa temelli risk analizlerinin önemini yeniden gündeme taşıdı.

Planlama Politikaları Ve Ekosistem Gerçeği

Bölgenin tarihsel olarak su tutan bir havza olduğuna dair harita ve jeolojik veriler uzun süredir biliniyor. Ancak arazi kullanım kararlarında bu verilerin ne ölçüde dikkate alındığı, her büyük yağış sonrası yeniden tartışma konusu oluyor. Uzmanlara göre, yalnızca mevcut topoğrafya değil, tarihsel hidroloji de altyapı projelerinin temel parametreleri arasında yer almalı.

Konya-Antalya yolunda yaşanan su baskını, bir yol kesiminin geçici olarak ulaşıma kapanmasının ötesinde, Türkiye’de altyapı planlamasının iklim krizi, su rejimi değişiklikleri ve tarihsel coğrafya verileriyle ne kadar bütüncül ele alındığı sorusunu gündeme getiriyor. Görüntüler, doğanın uzun vadeli hafızasının kısa vadeli mühendislik tercihlerinden bağımsız olmadığını bir kez daha gösterdi.