back to top
Ana Sayfa Haberler Dünya Körfez’de Yeni Savaş Hattı: Bölgenin İçme Suyu Güvenliği Tehlikeye Giriyor

Körfez’de Yeni Savaş Hattı: Bölgenin İçme Suyu Güvenliği Tehlikeye Giriyor

ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmanın dokuzuncu gününde Körfez’de su üretiminin bel kemiği olan deniz suyu arıtma (desalinasyon) tesislerinin hedef alınması, dünyanın en kurak bölgelerinden biri olan Ortadoğu’da milyonlarca insanın içme suyu güvenliğini riske sokabilecek yeni bir savaş eşiğine işaret ediyor.

Körfez’de Su Altyapısı Savaşın Yeni Hedefi

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının ardından bölgede su altyapısına yönelik saldırı iddiaları uluslararası endişe yarattı.

Abbas Araghchi, İran’ın İran Dışişleri Bakanlığı adına yaptığı açıklamada, ABD’nin Qeshm Island üzerindeki bir tatlı su arıtma tesisini hedef aldığını öne sürdü. Araghchi, saldırının ardından yaklaşık 30 köyün su tedarikinin etkilendiğini belirterek “İran’ın altyapısına saldırmak tehlikeli ve ağır sonuçlar doğurabilecek bir adımdır” dedi.

Aynı günlerde Bahrain yönetimi de İran’a ait olduğu öne sürülen bir insansız hava aracının bir deniz suyu arıtma tesisinde hasara yol açtığını bildirdi. Böylece Körfez ülkeleri, savaşın başlamasından bu yana ilk kez su altyapılarının doğrudan hedef alındığını rapor etmiş oldu.

Petrol Değil Su: Körfez’in Asıl Hayati Kaynağı

Ortadoğu’da petrol ekonomik gücün sembolü olsa da bölgenin gerçek hayati kaynağı sudur. Kurak iklim, sınırlı yeraltı suyu rezervleri ve düzensiz yağış nedeniyle Körfez ülkeleri içme suyunun büyük bölümünü deniz suyunun arıtılmasıyla elde ediyor.

Bölge genelinde 400’den fazla tuzdan arındırma tesisi faaliyet gösteriyor. Bu tesislerde kullanılan ters ozmoz teknolojisi sayesinde deniz suyu tuzdan ayrıştırılarak içilebilir suya dönüştürülüyor.

Uzmanlara göre Körfez ülkelerinin su güvenliği büyük ölçüde bu tesislere bağlı:

  • Kuwait’te içme suyunun yaklaşık yüzde 90’ı,
  • Oman’da yüzde 86’sı,
  • Saudi Arabia’da ise yaklaşık yüzde 70’i

desalinasyon tesislerinden sağlanıyor.

Bu nedenle tesislerin hedef alınması yalnızca altyapı kaybı değil, aynı zamanda bölgesel insani kriz riskini de beraberinde getiriyor.

Su Tesisleri Stratejik Kırılganlık Noktası

Güvenlik analistleri ve istihbarat raporları uzun süredir Körfez’deki su altyapısının stratejik kırılganlık noktalarından biri olduğuna dikkat çekiyor.

2010 yılında hazırlanan bir analizde Central Intelligence Agency (CIA), büyük desalinasyon tesislerine yönelik saldırıların bir ülke için ulusal kriz yaratabileceği uyarısında bulunmuştu. Rapora göre kritik tesislerde yaşanacak ciddi hasarlar, bazı şehirlerin birkaç gün içinde içme suyunu kaybetmesine ve onarım sürecinin aylarca sürmesine yol açabilir.

Bu nedenle Körfez’deki birçok hükümet son yıllarda su altyapısının güvenliğini artırmak ve alternatif su kaynakları oluşturmak için yatırımlar yapıyor. Ancak uzmanlar bölgenin hâlâ yüksek derecede kırılgan olduğunu vurguluyor.

Enerji Savaşından Su Savaşına

Analistlere göre Ortadoğu’daki askeri gerilimler uzun süre petrol tesisleri, tanker hatları ve enerji altyapısı üzerinden yürütülmüştü. Ancak su tesislerinin hedef alınması, savaşın yeni ve daha tehlikeli bir boyuta evrildiğini gösteriyor.

Çünkü petrol üretimi aksasa bile alternatif enerji tedariki mümkün olabilir; ancak su altyapısının çökmesi doğrudan halk sağlığını, gıda üretimini ve kent yaşamını tehdit ediyor.

Bu nedenle Körfez’deki desalinasyon tesislerinin hedef haline gelmesi, yalnızca askeri bir hamle değil aynı zamanda bölgesel istikrarı ve insani güvenliği tehdit eden stratejik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.


  • NHY / Associated Press, 9News Australia