back to top
Ana Sayfa Haberler Köseler’in Tutukluluğu Sürüyor: Yargı Süreci Ve Beykoz’daki Siyasi Dengeler Yeniden Tartışmada

Köseler’in Tutukluluğu Sürüyor: Yargı Süreci Ve Beykoz’daki Siyasi Dengeler Yeniden Tartışmada

İstanbul Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi, Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler hakkında tutukluluğun devamına karar verdi; daha önce tahliye edilip savcılık itirazıyla bir gün sonra yeniden tutuklanan Köseler’in dosyası, bilirkişi raporu tartışmaları ve yerel siyasi dengeler bağlamında yeni bir tartışma başlattı.

Yargı Sürecinde Yeni Aşama

Alaattin Köseler, 27 Şubat 2025’te düzenlenen operasyonla gözaltına alındıktan sonra tutuklanmış, tutukluluğunun 187. gününde İstanbul Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye edilmişti. Ancak savcılığın itirazı üzerine dosya bir üst mahkeme olan İstanbul Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşınmış ve Köseler bir gün sonra yeniden tutuklanmıştı.

Bugün görülen duruşmada aynı mahkeme, Köseler’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Kararın ardından Köseler’in adliyeden alkışlarla ayrıldığı, bazı yakınlarının ise gözyaşı döktüğü gözlendi.

Duruşmayı, ana muhalefet partisi CHP’den genel başkan yardımcıları ve milletvekillerinin yanı sıra bazı ilçe belediye başkanları da takip etti. Bu tablo, davanın yalnızca hukuki değil, siyasi bir zeminde de yakından izlendiğini ortaya koydu.

Bilirkişi Raporu Tartışması

26 sanıklı davada mahkeme heyeti başkanı, dosyaya sunulan bilirkişi raporuna itibar etmeyeceğini açıkladı. Sanık avukatları ise raporun somut teknik bulgular yerine iddianamenin tekrarından ibaret olduğunu savunarak dosyadan çıkarılmasını ve yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etti.

Bazı avukatlar raporu “iddianamenin kopyala-yapıştır hali” olarak nitelendirirken, bir başka savunma temsilcisi, raporun “yargılamayı etkilemeye teşebbüs” niteliği taşıdığını ileri sürdü ve bilirkişi heyeti hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

Savunma tarafı ayrıca, önceki tahliye kararının SEGBİS kayıtları incelenmeden üst mahkeme tarafından kaldırıldığını iddia ederek, yeniden tutuklama kararının gerekçesinin yeterince ortaya konulmadığını savundu.

Tanık Beyanı Ve Delil Niteliği

Duruşmada dinlenen bir tanık, savcılığa verdiği ifadede yer alan iddiaların kaynağının “belediyede konuşulanlar ve basına yansıyan bilgiler” olduğunu söyledi. Tanığın “duyduklarımı anlattım, şahit olmadım” ifadesi üzerine mahkeme başkanının “yani belediye dedikoduları” şeklinde karşılık verdiği aktarıldı.

Bu beyan, dosyadaki delillerin niteliği ve tanık ifadelerinin güvenilirliği konusunda yeni soru işaretleri doğurdu.

Köseler’in Savunması

Köseler savunmasında, tahliyesinin ardından yaptığı bir konuşmada mahkeme heyetine teşekkür ettiğini, yeniden tutuklama kararını ise evinde öğrendiğini söyledi. “Ekipleri bekledim, kaçacak bir yerim yoktu” diyen Köseler, kaçma şüphesi gerekçesinin somut temele dayanmadığını savundu.

Ayrıca bilirkişi raporunun dosyada bulunmadığının iddia edildiğini ancak söz konusu raporu kendisinin talep ettiğini belirtti. Üst mahkemenin, alt mahkemenin tahliye kararını yok saydığını öne süren Köseler, karar sürecine ilişkin usul tartışmalarını gündeme taşıdı.

Beykoz’daki Siyasi Dengeler Tartışması

Dava süreci, Beykoz’daki yerel siyasi dengeler bağlamında da değerlendiriliyor. Muhalefet çevreleri, Köseler’in tutukluluk sürecinin ilçedeki yönetim dengeleri üzerinde etkili olduğunu savunurken, iktidar cephesi yargı sürecinin bağımsız işlediğini vurguluyor.

Özellikle tahliye kararının bir gün sonra kaldırılması ve yeniden tutuklama süreci, yargı kararlarının tutarlılığı ve siyasi bağlamı konusunda kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Beykoz Belediyesi’nin yönetim yapısında yaşanan değişimlerin, hukuki sürece gölge düşürüp düşürmediği sorusu da muhalefet temsilcileri tarafından dile getiriliyor.

Yargı makamları ise dosyanın delil durumu ve kuvvetli suç şüphesi çerçevesinde değerlendirildiğini belirtiyor.

Mahkemenin tutukluluğun devamı yönündeki kararı, yalnızca bir ceza yargılamasının ara kararı olmanın ötesinde, yerel siyaset, yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma ilkeleri bağlamında daha geniş bir tartışmayı tetiklemiş durumda.

Dosyanın ilerleyen aşamalarında yeni bilirkişi incelemesi yapılıp yapılmayacağı ve tutukluluk tedbirinin ölçülülüğü konusundaki değerlendirmeler, davanın seyrini belirleyecek temel başlıklar olarak öne çıkıyor.