İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce, tutuklu bulunduğu Silivri’de cezaevi marketinin geçen yılki ve bu yılki fiyatlarını karşılaştırdı. Gökce’nin hesabına göre cezaevindeki “mutfak enflasyonu” yüzde 70,25’e ulaştı. TÜİK’in Ağustos 2026 için açıkladığı yüzde 31,51’lik yıllık enflasyonun iki katından fazla olan bu oran, bazı temel ürünlerdeki fiyat artışlarının resmi ortalamadan ne kadar uzaklaştığını ortaya koydu.
Silivri’de Market Listesi Enflasyonu
Tutuklu bulunan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce, Silivri’de kaldığı cezaevinin market fiyatlarını geçen yılın listesiyle karşılaştırarak kendi deyimiyle “cezaevindeki mutfak enflasyonunu” hesapladı.
Gökce’nin 4 Ekim’de yaptığı paylaşımda yer alan hesaba göre, cezaevi marketindeki ürünlerin ortalama fiyat artışı yüzde 70,25 oldu.
Bu oran, TÜİK’in Ağustos 2026 için açıkladığı yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 31,51’lik seviyesinin iki katından fazla. Gıda ve alkolsüz içeceklerdeki yıllık artış da yüzde 33,79 olarak açıklanmıştı.
Gökce, cezaevindeki fiyatların bazı ürünlerde dışarıdaki marketlerden daha düşük olabildiğini de özellikle belirtiyor. Bunun nedenleri arasında vergi ve maliyet farklılıkları ile çeşitli muafiyet ve sübvansiyonları gösteriyor.
Ancak buna rağmen, geçen yılın cezaevi market listesi ile bu yılın fiyatları arasındaki farkın yüzde 70,25’e ulaşması, cezaevindeki sınırlı tüketim sepetinde bile fiyat baskısının resmi enflasyonun çok üzerine çıktığını gösteriyor.
Zeytinyağı Ve Ton Balığında Patlama
Gökce’nin hesaplamasında en dikkat çekici artışlar mutfak ürünlerinde ortaya çıkıyor.
Sızma zeytinyağının fiyatı bir yılda yüzde 150,4, ton balığının fiyatı ise yüzde 136,9 arttı.
Beyaz peynirdeki artış ise TÜİK’in açıkladığı yıllık gıda enflasyonuna yaklaşıyor. Gökce, bunun dışındaki ürünlerdeki fiyat artışlarının ise TÜİK’in yıllık enflasyon oranının üzerinde olduğunu belirtiyor.
Üstelik mesele yalnızca etiket fiyatındaki artış da değil.
Gökce, bazı ürünlerin fiyatı yükselirken paketlerinin küçüldüğüne de dikkat çekiyor. Böylece tüketici açısından gerçek maliyet artışı yalnızca raftaki fiyatla ölçülemiyor; aynı para karşılığında alınabilen ürün miktarı da azalıyor.
Ekonomide “shrinkflation”, yani ürünün miktarının azaltılması yoluyla gerçekleşen örtülü fiyat artışı olarak tanımlanan bu durum, resmi fiyat endekslerinde tüketicinin hissettiği maliyet baskısının tamamını her zaman görünür kılmayabiliyor.
“Cezaevinde Bile Böyleyse…”
Gökce’nin hesabının asıl dikkat çekici tarafı ise cezaevi marketini Türkiye ekonomisinin genelindeki fiyat baskısının küçük bir aynası olarak değerlendirmesi.
Gökce, “Cezaevinde bile yaşanan enflasyon TÜİK verilerinin çok üstündeyse diğer kalemleri ve sivil hayatın gerçeklerini zaten düşünmenize gerek bile yok. Yaşıyorsunuz” ifadelerini kullandı.
Buradaki “Silivri enflasyonu” resmi bir fiyat endeksi değil. Gökce’nin cezaevi marketindeki ürünlerden oluşturduğu kişisel bir karşılaştırma.
Ancak ortaya çıkan fark dikkat çekici:
TÜİK yıllık enflasyonu: yüzde 31,51
TÜİK gıda ve alkolsüz içecekler enflasyonu: yüzde 33,79
Gökce’nin cezaevi marketi hesabı: yüzde 70,25
Aradaki fark, yaklaşık 36,5 puan.
Bir başka ifadeyle Gökce’nin hesapladığı cezaevi mutfak enflasyonu, TÜİK’in genel tüketici enflasyonunun yaklaşık 2,2 katına ulaşıyor.
Dışarıdaki Mutfak Da Rahat Değil
Cezaevi marketindeki bu hesap, dışarıdaki hanelerin yaşadığı geçim baskısından bağımsız değil.
TÜRK-İŞ’in Eylül 2026 araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin yalnızca yeterli ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 37 bin 800,92 TL oldu. Aynı araştırmada gıda, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve diğer zorunlu harcamalar dahil edildiğinde yoksulluk sınırı 123 bin 130 TL olarak hesaplandı.
BES-AR’ın aynı ay için yaptığı hesap ise daha yüksek. Dört kişilik bir memur ailesinin açlık sınırı 49 bin 655 TL, yoksulluk sınırı ise 124 bin 339 TL olarak açıklandı.
Dolayısıyla Gökce’nin “4 kişilik bir ailenin yaşam maliyeti 100 bin lirayı aştı” yönündeki değerlendirmesi, farklı araştırma kuruluşlarının ortaya koyduğu 120 bin lira üzerindeki yoksulluk sınırı verileriyle birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’de geçim maliyetinin ulaştığı düzeyi gösteren daha geniş bir tablonun parçası haline geliyor.
Hesaplayan Gökce, Hesaplanan Hayat
Buğra Gökce’nin paylaşımının bir başka boyutu da kendisinin tutuklanmasıyla yaptığı ekonomik çalışmalar arasında kurduğu bağ.
Gökce, yaşam maliyeti ve enflasyon hesaplarını titizlikle takip ettiği için cezaevine girdiğinin söylendiğini belirterek, bu tartışmayı bir kenara bıraktığını ve doğru bilgileri kamuoyuna aktarma çabasından vazgeçmeyeceğini söyledi.
“Bu hesapları titizlikle bulup takip ediyorum diye cezaevine girdiğim söylenmişti. Söyleyeni bir yana bırakalım, konunun özünü hiç kaçırmadan doğru bilgileri halkımıza iletme çabamdan hiç vazgeçmedim. Vazgeçmeyeceğim.” dedi.
Bu sözlerle birlikte Silivri’de ortaya çıkan tablo daha da anlamlı hale geliyor.
Gökce’nin elindeki cezaevi market listesi, Türkiye İstatistik Kurumu’nun hazırladığı resmi tüketici sepetinin yerine geçen alternatif bir endeks değil. Fakat insanın gerçek hayatta karşılaştığı fiyat ile ülke genelini temsil eden ortalama arasındaki mesafeyi somutlaştıran küçük bir deney alanı oluşturuyor.
Ve o listenin söylediği şey oldukça basit:
Bir litre zeytinyağı için yüzde 150’den fazla, bir kutu ton balığı için yüzde 136,9 daha fazla ödeme yapmak zorunda kalan insan açısından enflasyon artık soyut bir istatistik olmaktan çıkıyor.
Enflasyon, market rafında başlıyor, mutfakta devam ediyor ve insanın sofrasında doğrudan hayat pahalılığına dönüşüyor.
Silivri’nin Listesi Dışarıdaki Türkiye’yi Gösteriyor
Cezaevinde tüketim seçenekleri sınırlı. İnsanların alışveriş yapabileceği market sayısı, marka tercihi ve ürün alternatifleri dışarıdaki tüketiciye göre çok daha dar.
Tam da bu nedenle, Gökce’nin yaptığı hesap daha çarpıcı hale geliyor.
Çünkü burada “daha ucuzunu bulurum” seçeneği büyük ölçüde ortadan kalkıyor.
İşçinin, emeklinin, öğrencinin ya da dar gelirli ailenin dışarıda yaptığı gibi başka markete gitme, başka markaya yönelme veya kampanya bekleme imkanı bulunmadığında etiketteki her artış doğrudan tüketim bütçesine yansıyor.
Silivri’deki cezaevi marketinin listesi bu açıdan Türkiye’deki ekonomik tablonun küçük ama sert bir fotoğrafını çekiyor.
Resmi enflasyon yüzde 31,51.
Gıda enflasyonu yüzde 33,79.
Gökce’nin cezaevi mutfağındaki hesabı ise yüzde 70,25.
Ve zeytinyağı ile ton balığı gibi ürünlerde artış yüzde 100’ün çok üzerine çıkıyor.
İstatistik başka şey söylüyor olabilir; fakat insanın mutfağında hesabı yapılan hayat, başka bir enflasyonu anlatıyor.
Gökce’nin Silivri’den yaptığı hesap da tam olarak bunu gösteriyor: Türkiye’de enflasyon yalnızca yükselmiyor; insanların gelirinden daha hızlı yükselerek hayatın kendisini pahalılaştırıyor.
TB / T24, Evrensel, Bianet, Duvar, Haberler, Son Dakika, Numedya24, TÜİK, TÜRK-İŞ, BES-AR












