back to top
Ana Sayfa Haberler Dünya Trump’ın Rejim Değişikliği Hamlesi: “En Kötü Senaryo Tam Kaos”

Trump’ın Rejim Değişikliği Hamlesi: “En Kötü Senaryo Tam Kaos”

ABD’nin İran’a yönelik “maksimalist” hava harekâtı Ayetullah Ali Hamaney’in öldürüldüğü iddiasıyla tarihsel bir eşiğe işaret etse de, Washington’daki değerlendirmeler rejim değişikliğinin askeri bombardımanla garanti edilemeyeceğini, en kötü ihtimalin ise bölgesel ve küresel ölçekte “tam kaos” olduğunu gösteriyor.

Maksimalist Plan Ve Yüksek Risk Hesabı

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’a yönelik saldırıdan saatler önce ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Brad Cooper ile son bir durum değerlendirmesi yaptığı; İran’ın olası misillemesini ve Amerikan kayıplarını sorduğu, ABD’li yetkililere dayandırılan haberlerde yer aldı. Washington, 2003’teki Irak işgalinden bu yana bölgeye en büyük askeri yığınağını gerçekleştirdi.

Operasyon, İsrail ile koordineli biçimde yürütüldü. Gün sonunda ABD’li yetkililer, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürüldüğü sonucuna vardıklarını aktardı; ancak bu iddia bağımsız kaynaklarca kesin biçimde doğrulanmış değil. Uydu görüntülerinin, Hamaney’in Tahran’daki yerleşkesinin büyük ölçüde yıkıldığını gösterdiği belirtildi.

Trump, Truth Social üzerinden yayımladığı video mesajında İran halkına “yönetimi devralma” çağrısı yaptı ve bunun “nesiller boyu belki tek fırsat” olduğunu söyledi. Ancak bu çağrı, askeri harekâtın siyasi hedefi konusunda net bir yol haritası sunmadı.

Rejim Değişikliği Hesabı Ve İç Tartışmalar

ABD basınına konuşan üst düzey yetkililere göre, Trump yönetimi içinde operasyona dair ciddi çekinceler vardı. Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine ve Pentagon’daki bazı üst düzey isimlerin hava saldırılarının tek başına rejimi çökerteceğinden emin olmadığı aktarıldı.

Oman’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde ilerleme kaydedildiği, ancak Washington’un İran’dan nükleer tesislerin tamamen sökülmesi, zenginleştirilmiş uranyumun devri ve süre kısıtı olmayan bir anlaşma talep ettiği; Tahran’ın ise bu şartları kabul etmediği bildirildi. Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, saldırıdan saatler önce tarafların anlaşmanın “kalbine” yaklaştığını söylemişti.

ABD’li planlamacılar, askeri harekâtın “maksimalist seçenek” olduğunu; yüzlerce hedefin vurulmasının ardından asıl belirleyici fazın birkaç gün içinde geleceğini öngörüyordu. Ancak askeri raporlar, bombardımanın tek başına rejim değişikliği üretmeyeceğini de not ediyordu. Bu nedenle Trump’ın halka ayaklanma çağrısı, askeri planın siyasi ayağının halk isyanına bağlandığını gösteriyor.

Misilleme, Hürmüz Ve Küresel Ekonomi Riski

İran’ın ilk misilleme dalgasında bölgedeki hedeflere füze fırlattığı; bunların büyük bölümünün hava savunma sistemlerince engellendiği, ancak Birleşik Arap Emirlikleri’nde bir sivilin hayatını kaybettiği bildirildi. ABD’li yetkililer, İran’ın balistik füze kapasitesinin hâlâ ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve her yeni füze atışının karşılık döngüsünü derinleştireceğini vurguluyor.

Askeri planlamalarda, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimali de hesaba katıldı. Küresel petrol arzının yaklaşık beşte biri bu dar geçitten sağlanıyor. Böyle bir adımın enerji fiyatlarını sıçratması ve küresel ekonomiyi sarsması bekleniyor.

Uzmanlara göre, uzun sürecek bir bombardıman kampanyası; başarısız devlet riski, mülteci akını, Körfez müttefiklerinin savunmasız kalması ve küresel ticaret hatlarının bozulması gibi zincirleme sonuçlar doğurabilir. ABD Savunma Bakanlığı’nın eski yetkililerinden Dana Stroul’un ifadesiyle, “en kötü senaryo tam kaos.”

Stratejik Belirsizlik Ve Siyasi Bedel

Trump’ın, 2003 Irak işgali nedeniyle George W. Bush’u yıllarca eleştirdiği biliniyor. Ancak İran operasyonu, kapsam ve potansiyel sonuçlar bakımından Irak savaşını hatırlatan riskler barındırıyor. Üstelik ABD kamuoyuna yönelik kapsamlı bir gerekçelendirme yapılmadan harekete geçildiği eleştirileri var.

Cumhuriyetçi ara seçim stratejistleri, dış askeri maceraların ekonomi odaklı seçmeni uzaklaştırabileceğinden endişe ediyor. Trump ise yakın çevresine, Venezuela’dan sonra İran’da da rejim değişikliği sağlayarak “tarihi mirasını” şekillendirebileceğini söyledi.

Ancak sahadaki gerçeklik daha karmaşık: İran’da silahlı bir muhalefet yok; güvenlik aygıtı ve Devrim Muhafızları hiyerarşik ve dağınık bir yapıyla krizlere hazırlıklı. Rejim çökerse dahi, iktidarı kimin devralacağı ve bunun Washington lehine olup olmayacağı belirsiz.

Kısacası, Hamaney’in öldürülmüş olması sembolik bir dönüm noktası olabilir; fakat rejim değişikliği, hava saldırılarıyla otomatik olarak gerçekleşmiyor. Önümüzdeki günler, operasyonun “zafer” mi yoksa kontrolsüz bir bölgesel çöküşün başlangıcı mı olacağını belirleyecek.


NHY /  Reuters, AP News, The Atlantic’te yayımlanan analiz, CBS News röportajları ve ABD’li yetkililerin basına yansıyan değerlendirmeleri.