Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1122. haftada Galatasaray Meydanı’nda bir kez daha kayıplarının akıbetini sordu. Bu haftanın dosyası, 10 Temmuz 1994’te Batman’da evlerinden götürüldükten sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan 50 yaşındaki İbrahim Çelik ile 19 yaşındaki oğlu Edip Çelik’ti. Ailenin 32 yıldır süren arayışı, kayıp yakınlarının adalet mücadelesinin kuşaktan kuşağa nasıl devredildiğini bir kez daha ortaya koydu.
Galatasaray Meydanı’nda 1122. Buluşma
Cumartesi Anneleri/İnsanları ile İnsan Hakları Derneği (İHD) üyeleri, gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve sorumluların ortaya çıkarılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda 1122. kez bir araya geldi.
Kayıplarının fotoğraflarını ve karanfilleri taşıyan aileler, bu hafta 1994 yılında Batman’da kaybedilen İbrahim Çelik ve oğlu Edip Çelik’in dosyasını gündeme taşıdı. Basın açıklamasını İHD İstanbul Şube Sekreteri Jiyan Kaya okudu.
Çelik ailesinin Galatasaray Meydanı’ndaki arayışı ise yeni değil. Aynı dosya, 13 Temmuz 2024’te Cumartesi Anneleri’nin 1007. hafta eyleminde de gündeme gelmişti. O tarihte aile, baba ve oğuldan 30 yıldır haber alınamadığını belirterek adalet talebini yinelemişti.
10 Temmuz 1994 Gecesinde Başlayan Kayıp
İHD İstanbul Şube Sekreteri Jiyan Kaya’nın aktardığı bilgilere göre, 10 Temmuz 1994 gecesi maskeli ve silahlı dört kişi Batman’ın Soğuksu Mezrası’nda yaşayan İbrahim Çelik’in evine geldi.
50 yaşındaki, dokuz çocuk babası Çelik, kendilerine “yer göstereceği” gerekçesiyle evinden götürüldü. 19 yaşındaki oğlu Edip Çelik ise babasının yalnız gitmesinden endişelenerek peşlerinden gitti. Baba ve oğulun ardından eve dönmemesi üzerine aile jandarma, emniyet ve savcılığa başvurdu.
Ailenin başvurularında, olayla bağlantılı olduğunu düşündükleri bazı kişilerin isimlerini de yetkililere bildirdiği aktarıldı. Ancak Cumartesi Anneleri’nin açıklamasına göre tanıklar dinlenmedi, şüpheliler hakkında etkili bir soruşturma yürütülmedi ve aile başvurularından sonuç alamadı.
32 Yıldır Yanıtlanmayan Soru
Çelik ailesinin hikâyesinde zaman yalnızca takvim yapraklarının değişmesi anlamına gelmiyor. 1994’te eşini ve oğlunu arayan Merese Çelik’in başlattığı arayış, bugün çocuklar ve torunlar tarafından sürdürülüyor.
Jiyan Kaya, aile adına yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını ve aradan geçen yıllara rağmen İbrahim ile Edip Çelik’in akıbetlerinin açıklığa kavuşturulmadığını belirtti. Kaya, “Kaç yıl geçerse geçsin adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” mesajını verdi.
Bu dosyada dikkat çeken en ağır gerçeklerden biri ise kayıp yakınlarının aynı soruyu yıllar boyunca farklı kuşaklarla birlikte sormak zorunda kalması. 2024’te yapılan 1007. hafta açıklamasında da aile, büyükanne, anne ve torunların aynı kaybın ardından yıllardır cevap beklediğini anlatmıştı.
“Ben Bir Cumartesi Torunuyum”
- hafta eyleminde söz alan İbrahim Çelik’in torunu Berfin Çelik, mücadelenin artık üçüncü kuşağa ulaştığını söyledi.
Çelik, “Ben bir Cumartesi torunuyum. Biz üç kuşak Galatasaray Meydanı’ndayız” diyerek ailesinin yıllardır taşıdığı belirsizliğe dikkat çekti. “Onların başına ne geldiğini düşünmek bizim için işkenceye dönüştü. Daha kaç kuşak bunu yaşayacak?” diye soran Çelik, aile olarak gerçeği öğrenmek ve mücadeleyi sürdürmek istediklerini belirtti.
Bu sözler, Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’ndaki mücadelesinin yalnızca geçmişte yaşanan kayıpların hatırlanması olmadığını da gösteriyor. Kayıp yakınları açısından mesele, geçmişte kalmış bir olayın anılması değil; hâlâ yanıtlanmamış bir sorunun bugün de devam etmesi.
90’lı Yılların Kayıpları Ve Cezasızlık Tartışması
Cumartesi Anneleri’nin 1122. hafta açıklamasında 1990’lı yıllarda Batman’da yaşanan zorla kaybetme vakalarına da dikkat çekildi. Jiyan Kaya, bu dönemde gerçekleşen kaybetmelerle ilgili çok sayıda bulgu ve tanıklık bulunmasına rağmen etkili soruşturmalar yürütülmediğini söyledi.
Kaya, güvenlik ve idari bürokrasinin koruması, desteği, göz yumması ve yol vermesiyle hareket edildiğine ilişkin bulgular bulunduğunu belirterek, bu ağır suçların cezasız kaldığını savundu. Bu ifadeler, Cumartesi Anneleri’nin yıllardır dile getirdiği “hakikat ve adalet” talebinin yalnızca tek tek dosyalarla sınırlı olmadığını, 1990’lı yıllardaki zorla kaybetme vakalarının bütünlüklü biçimde araştırılması gerektiği yönündeki yaklaşımını ortaya koyuyor.
İbrahim ve Edip Çelik dosyasında ise aile tarafından yıllar önce yetkililere bildirildiği belirtilen isimler ve yapılan başvurulara rağmen soruşturmanın sonuçsuz kalması, dosyanın temel tartışma noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Aynı dosya 2024’te de benzer taleplerle Galatasaray Meydanı’na taşınmıştı.
Galatasaray Meydanı’nda Karanfiller Ve Fotoğraflar
Cumartesi Anneleri’nin 1122. hafta eylemi, kayıp yakınlarının ellerindeki karanfilleri Galatasaray Meydanı’na bırakmasıyla sona erdi.
Ancak meydanda kalan yalnızca karanfiller olmadı. İbrahim ve Edip Çelik’in fotoğrafları, 1994’ten bugüne taşınan bir sorunun da simgesi olarak yeniden Galatasaray Meydanı’nda yer aldı.
1995’ten bu yana sürdürülen Cumartesi Anneleri/İnsanları eylemlerinde her hafta başka bir kayıp dosyası gündeme geliyor. Son haftalarda Kenan Bilgin ve Cemil Kırbayır dosyalarını gündeme taşıyan kayıp yakınları, 1122. haftada yeniden 1990’lı yılların kayıplarına döndü.
Ve 32 yıl sonra değişmeyen soru yine aynı yerde yankılandı:
İbrahim Çelik ve 19 yaşındaki oğlu Edip Çelik nerede?
Çelik ailesinin verdiği yanıt ise yalnızca bir soru değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir söz oldu: Gerçek ortaya çıkana kadar aramaya ve adalet istemeye devam edeceğiz.





















