Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 Yaşam Memnuniyeti Araştırması’nda mutlu olduğunu beyan edenlerin oranının yüzde 53,3’e yükseldiğini açıkladı; ancak aynı araştırmada hayat pahalılığı yüzde 31,3 ile ülkenin en büyük sorunu olarak gösterildi ve verilerin güvenilirliği yeniden tartışma konusu oldu.
TÜİK’in 2025 yılına ilişkin yaşam memnuniyeti verileri, ekonomik göstergelerle toplumsal algı arasındaki çelişkiyi yeniden gündeme taşıdı. Kuruma göre, 2024’te yüzde 49,6 olan “mutluyum” diyenlerin oranı 2025’te 3,7 puan artarak yüzde 53,3’e çıktı. Mutsuz olduğunu belirtenlerin oranı ise yüzde 13,0’a geriledi.
Ancak aynı araştırmada hayat pahalılığı açık ara en büyük sorun olarak öne çıktı; onu yoksulluk ve eğitim izledi. Ekonomik krizin derinleştiği, reel gelirlerin eridiği ve yoksulluk göstergelerinin arttığı bir dönemde mutluluk oranındaki artış, veri yorumlarına ilişkin soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Mutluluk Artıyor, Hayat Pahalılığı İlk Sırada
Araştırmaya göre 2025’te hayat pahalılığını ülkenin en önemli sorunu olarak görenlerin oranı yüzde 31,3 oldu. Bu oran 2020’de yüzde 17,3 düzeyindeydi. 2023’ten bu yana hayat pahalılığı ilk sıradaki yerini koruyor.
Buna karşın bireylerin yüzde 67,1’i gelecekten umutlu olduğunu beyan etti. Ortalama yaşam memnuniyet düzeyi ise 10 üzerinden 5,7 olarak açıklandı ve geçen yıla göre değişmedi. Uzmanlar, ekonomik memnuniyet göstergeleri ile öznel mutluluk beyanları arasındaki farkın, ölçüm yöntemleri ve algı yönetimi tartışmalarını gündeme getirdiğini belirtiyor.
Demografik Farklar Ve Sosyal Dayanaklar
Verilere göre kadınlar erkeklerden daha mutlu olduğunu beyan etti (yüzde 55,1’e karşı yüzde 51,4). Evli bireylerin mutluluk oranı yüzde 56,9 ile evli olmayanların (yüzde 46,6) üzerinde gerçekleşti. Tüm yaş gruplarında mutluluk oranının arttığı bildirildi.
Bireylerin en büyük mutluluk kaynağı yüzde 69 ile aile olarak sıralanırken, değerler arasında “sağlıklı olmak” yüzde 64,9 ile ilk sırada yer aldı. Para ise yalnızca yüzde 7,7 ile dördüncü sırada kaldı. Bu tablo, ekonomik baskıların arttığı dönemlerde aile ve sağlık gibi dayanışma unsurlarının öznel mutlulukta daha belirleyici olabileceğine işaret ediyor.
Güvenilirlik Ve Ölçüm Tartışması
TÜİK verileri son yıllarda metodoloji değişiklikleri ve enflasyon hesaplamalarına ilişkin eleştiriler nedeniyle kamuoyunda sıkça tartışılıyor. Yaşam memnuniyeti araştırması öznel beyana dayalı bir anket çalışması olsa da, ekonomik gerçeklikle ortaya çıkan uyumsuzluk veri güvenilirliği ve örneklem temsiliyeti sorularını yeniden gündeme taşıdı.
Ekonomistler, yüksek enflasyon, artan kira ve gıda fiyatları ile reel ücret kayıplarının yaşandığı bir ortamda mutluluk oranındaki artışın, “uyum sağlama davranışı” ya da beklenti düzeyinin düşmesiyle açıklanabileceğini belirtiyor. Buna karşın eleştirmenler, resmi istatistiklerin kamu güveni üzerindeki etkisine dikkat çekerek, şeffaflık ve bağımsızlık vurgusu yapıyor.
TÜİK’in açıkladığı tablo, bir yanda geçim sıkıntısını ülkenin en büyük sorunu olarak tanımlayan milyonlar, diğer yanda “mutluyum” diyen çoğunluk görüntüsüyle, Türkiye’de ekonomik koşullar ile toplumsal ruh hali arasındaki gerilimi görünür kılıyor.
- NHY / Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 Yaşam Memnuniyeti Araştırması Sonuçları














