Bolu Grand Kartal Otel yangınında 78 yakınını kaybeden aileler, facianın üzerinden 22 ay geçmesine rağmen kamu görevlileri yönünden soruşturma ve yargılama sürecinin tamamlanmadığını belirterek Ankara Anıtpark’ta adalet nöbeti başlatıyor. Yangında oğlu Yiğit’i kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay, “Mahkûmiyet değil, muhakeme istiyoruz. İntikam değil, hukuk istiyoruz. Ayrıcalık değil, eşitlik istiyoruz” dedi.
Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel yangınında 78 kişinin yaşamını yitirmesinin üzerinden 22 ay geçti. Yakınlarını kaybeden aileler, adalet arayışlarını bu kez Ankara’nın merkezine taşıyor. Aileler, 2, 3 ve 4 Ekim tarihlerinde Anıtpark’ta 08.00 ile 17.00 saatleri arasında “78 Can İçin Adalet Nöbeti” tutacak.
Ailelerin temel talebi, yangında sorumluluğu bulunduğunu düşündükleri kamu görevlileri bakımından soruşturma ve yargılama süreçlerinin de işletilmesi. Yangında eski eşi Yılmaz ile çocukları Nehir ve Doruk’u kaybeden Duygu Can, “Onları hiçbir şey geri getirmeyecek, bunu biliyorum. Ama bu felakette sorumluluğu olan herkesin yargı önüne çıkmasını istemek çok mu?” sözleriyle ailelerin talebini ortaya koydu. Can, sorumluluğun yalnızca otelin kapısında bitmemesi gerektiğini belirterek, makamı ve görevi ne olursa olsun herkesin hukuk önünde hesap vermesini istedi.
78 Canın Ardından Adalet Nöbeti
Yangında oğlunu kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay ise adalet nöbetinin yalnızca bir acının dışavurumu olmadığını, aynı zamanda hukuk devletine ilişkin bir talep olduğunu vurguladı.
Tıp fakültesi son sınıf öğrencisi 25 yaşındaki oğlu Yiğit’in yangından çıkmayı başardığını, ancak arkadaşı Alp Mercan ile içeride kalanları kurtarmaya çalışırken yaşamını yitirdiğini anlatan Gençbay, 35 yılını adalet hizmetine vermiş bir yargıç olarak yaşananlara yalnızca bir baba olarak sessiz kalamayacağını söyledi. Gençbay, hiçbir kişinin peşinen suçlu ilan edilmesini ya da herhangi bir makamın hedef alınmasını istemediğini belirterek, talebinin “adil bir yargılama ve muhakeme” olduğunu ifade etti.
Gençbay’ın dikkat çektiği temel nokta ise aynı olayda sorumluluğu bulunduğu ileri sürülen kişiler bakımından hukuk mekanizmasının aynı biçimde işletilmesi. Otel sahipleri, yöneticileri, çalışanları ile Bolu İl Özel İdaresi ve Bolu İtfaiyesindeki bazı kamu görevlileri hakkında yargılama yürütüldüğünü belirten Gençbay, bu dosyada verilen kararların istinaf incelemesinden geçerek Yargıtay’a ulaştığını aktardı. Ancak ona göre aynı etkinlik ve hız kamu görevlilerinin tamamı bakımından gösterilmedi.
“Hukuk Devleti Kamu Görevlileri İçin De İşletilmeli”
Gençbay, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasında alınan bilirkişi raporunda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesindeki bazı kamu görevlilerinin sorumluluklarına ilişkin tespitler bulunduğunu belirtti.
Gençbay’ın anlatımına göre, ilgili bakanlıkların soruşturma izni süreçleri nedeniyle kamu görevlileri yönünden adli süreç farklı bir seyir izledi. Danıştay 1. Dairesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki 9 kamu görevlisi hakkında soruşturma izni verilmesine karar vermesine rağmen, bu kararın ardından yaklaşık bir yıl geçmesine karşın Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından henüz iddianame hazırlanmadı ve dava açılmadı. Gençbay bu nedenle, “Neden hala iddianame düzenlenmedi, dava açılmadı?” diye sordu.
Gençbay, Bolu İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi İtfaiyesindeki bazı kamu görevlileri hakkında soruşturma ve yargılama sürerken, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki görevliler bakımından tutuklama gibi koruma tedbirlerinin uygulanmadığını, bu kişiler yönünden yurt dışına çıkış yasağıyla yetinildiğini ve bazı kamu görevlilerinin görevlerinin başında bulunduğunu belirtti.
Bu farklılığın kendisi açısından yalnızca bir baba olarak değil, bir hukukçu olarak da ağır olduğunu söyleyen Gençbay, hukuk devletinin yalnızca vatandaşların eylemlerine karşı işletilen bir mekanizma olmadığını, kamu görevlileri açısından da aynı hukuki denetimin uygulanması gerektiğini vurguladı.
Danıştay Kararları Uygulanıyor Mu?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bakımından da benzer bir sürecin yaşandığını aktaran Gençbay, aktif kamu görevlileri hakkında gerekli işlemlerin yapılmadığını, eski bir müfettiş hakkında soruşturma izni verilmesiyle yetinildiğini söyledi.
Gençbay’ın aktardığına göre, bu karar Danıştay 1. Dairesi’ne yapılan itiraz üzerine kaldırıldı ve dosya, sorumluluğu bulunan personelin belirlenmesi ve etkin bir ön soruşturma yapılması amacıyla yeniden Bakanlığa gönderildi. Ancak Bakanlığın yeniden benzer yönde karar alması üzerine yapılan itiraz da Danıştay tarafından kabul edildi.
Bu süreci hukuk devleti açısından sorgulayan Gençbay, bir yargı merciinin verdiği kararların idari makamlar tarafından etkili biçimde uygulanmasının hukuk devletinin temel koşullarından biri olduğunu söyledi. Talebinin herhangi bir kamu görevlisinin peşinen cezalandırılması olmadığını özellikle belirten Gençbay, “Hiçbir makamın, hiçbir kamu görevlisinin de hukuki denetim dışında kalmasını istemiyoruz” dedi.
“Cezasızlık Algısı Toplumu Çürütür”
Gençbay’ın açıklamalarındaki en güçlü vurgulardan biri ise “cezasızlık algısı” oldu.
Bir yargıç olarak böyle bir algının yerleşmesini istemediğini söyleyen Gençbay, kamu görevlilerinin görevleriyle ilgili yaptıkları ya da yapmadıkları işlemler nedeniyle sorumlulukları bulunuyorsa bunun araştırılması ve gerektiğinde bağımsız yargının önüne çıkarılması gerektiğini belirtti.
Gençbay’a göre sorumluluğu bulunan kişilerin makamları nedeniyle hukukun dışında tutulduğu düşüncesinin toplumda yerleşmesi, yalnızca Kartalkaya ailelerinin değil, yargıya ve devlete duyulan güvenin de meselesi. “Bazıları hukukun dışında kalabilir” düşüncesinin adalet duygusunu zedeleyeceğini belirten Gençbay, 78 kişinin ölümünün karşılığının yalnızca birkaç kişinin yargılanması olamayacağını söyledi.
Gençbay, asıl beklentilerinin aynı ihmaller zincirinin yeniden yaşanmaması için hukukun bütün kurumlarıyla çalışması olduğunu belirterek, devletin itibarının kamu görevlilerinin soruşturulmasından zarar görmeyeceğini, tersine herkesin hukuk önünde eşit olduğunun gösterilmesiyle güçleneceğini ifade etti.
“Acımızı Yüreğimize Gömüp Adalet Arıyoruz”
Ailelerin 22 ay sonra hâlâ meydanlarda adalet aramak zorunda kalmasının kendi tercihleri olmadığını söyleyen Gençbay, bir baba olarak oğlunun acısını yaşamak ve yasını tutmak istediğini belirtti.
“Hiçbir anne ve baba, çocuğunu kaybettikten sonra meydanlarda adalet aramak zorunda kalmamalı” diyen Gençbay, buna rağmen ailelerin acılarını yüreklerine gömerek adalet aramak zorunda kaldıklarını söyledi. Anıtpark’taki nöbetin amacının herhangi bir kişiyi hedef göstermek ya da peşinen mahkûm ettirmek olmadığını vurgulayan Gençbay, 78 kişinin ölümüne ilişkin bütün sorumluluk alanlarının eksiksiz biçimde araştırılmasını istedi.
Ailelerin talebi bu nedenle yalnızca geçmişte yaşananların hesabının sorulmasıyla sınırlı değil. Soruşturmaların makul sürede tamamlanması, verilmiş yargı kararlarının uygulanması ve kamu görevlileri bakımından da hukuk önünde eşitlik ilkesinin işletilmesi isteniyor.
“Mahkûmiyet Değil, Muhakeme İstiyoruz”
Gençbay, Anıtpark’ta yalnızca oğlunun ve yangında yaşamını yitiren 78 kişinin hatırası için bulunmayacağını, adaletin toplumun tamamı için ortak güvence olduğunu söyledi.
35 yıllık yargıçlık deneyimine atıf yapan Gençbay, bir ülkede hukuk herkese eşit uygulanıyorsa devletin güçlü, yargı bağımsız ve tarafsız biçimde görev yapıyorsa toplumun güvende olduğunu belirtti. Sorumluluğu bulunan hiç kimsenin makamı nedeniyle hukuk dışında tutulmamasının hukuk devletinin temel koşulu olduğunu söyledi.
Kartalkaya ailelerinin Ankara’daki üç günlük nöbeti bu nedenle 78 kişinin ardından süren bir adalet arayışının yeni durağı olacak.
Gençbay’ın sözleriyle talep açık:
“Mahkûmiyet değil, muhakeme istiyoruz. İntikam değil, hukuk istiyoruz. Ayrıcalık değil, eşitlik istiyoruz. Devlete karşı değil, hukuk devleti için mücadele ediyoruz.”
- TB / ANKA Haber Ajansı / Kartalkaya Aileleri












