Veri Enstitüsü Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Ağırdır, Oksijen’de yayımlanan yazısında Türkiye’deki toplumsal değişim dinamiklerini ele aldı. Ağırdır’a göre toplum bir yandan değişim talep ederken diğer yandan değişimin yaratacağı belirsizlikten çekiniyor; önümüzdeki dönemi anlamak için yalnızca seçimlere ve siyasi aktörlere değil, bu iki farklı duygunun nerede kesiştiğine bakmak gerekiyor.
Bekir Ağırdır, 25 Eylül 2026’da Oksijen’de yayımlanan “Aynı Anda Farklı Yönlere: Toplumsal Duyguların Bileşkesi Nerede Oluşacak?” başlıklı yazısında Türkiye’deki toplumsal değişimin siyasal gündemin günlük hareketliliğinden daha derin dinamiklere sahip olduğunu belirtti. Yazı daha sonra T24 tarafından da farklı bir başlıkla yayımlandı.
Ağırdır, “dip dalga” olarak adlandırılan toplumsal değişimlerin seçim dönemlerinde bir anda ortaya çıkmadığını, ekonomik, kültürel, kuşaksal ve siyasal deneyimlerin uzun süre boyunca birikmesiyle görünür hale geldiğini savunuyor. Bu nedenle Türkiye’nin geleceğini yalnızca “kim kazanacak?” sorusu üzerinden okumanın yetersiz kalacağını belirten Ağırdır, asıl sorunun toplumun neyin değişmesini istediği ve aynı anda neyin değişmesinden korktuğu olduğunu vurguluyor.
Toplumun İçinde Biriken Beş Temel Gerilim
Ağırdır’ın analizinde Türkiye’deki toplumsal değişim tek bir siyasi eksene indirgenmiyor. Farklı toplumsal taleplerin ve duyguların aynı anda var olduğu bir tablo çiziliyor.
Bunların ilki, değişim talebi ile belirsizlik korkusu arasındaki gerilim. Toplum mevcut koşulların değişmesini isterken, değişimin kendi hayatında yaratabileceği sonuçlardan da çekinebiliyor. Dolayısıyla değişim arzusu ile korunma ihtiyacı birbirinin karşıtı olmaktan çıkıp aynı anda var olabiliyor.
İkinci gerilim, kültürel kimlikler ile sınıfsal ve ekonomik deneyimler arasında ortaya çıkıyor. Kimlikler siyasi davranışlarda belirleyici olurken, geçim koşulları, ekonomik sorunlar ve gündelik hayat deneyimleri farklı kimliklere sahip insanları ortak bir zeminde buluşturabiliyor.
Üçüncü başlık, güçlü devlet beklentisi ile adalet ve güven arayışı arasında şekilleniyor. Toplumda güçlü bir devlet ihtiyacı sürerken aynı zamanda hukuk, adalet ve kurumlara güven talebi de bulunuyor.
Dördüncü gerilim, kutuplaşma ile ortak yaşam ihtiyacı arasında ortaya çıkıyor. Siyasal ve kültürel ayrışmalar derinleşirken farklı toplumsal kesimler aynı ekonomik ve sosyal hayatı paylaşmaya devam ediyor.
Beşinci başlık ise değişen toplum ile eski siyasi kültür arasındaki mesafe. Toplumsal yapı ve beklentiler dönüşürken siyaset kurumlarının, örgütlenme biçimlerinin ve siyasal alışkanlıkların bu değişime aynı hızla ayak uyduramadığı değerlendirmesi öne çıkıyor.
Korunma, Geri Çekilme Ve Yeni Ortaklaşmalar
Ağırdır’a göre bu gerilimler toplumda birbirinden bağımsız davranışlar üretmiyor. Aynı anda korunma, geri çekilme ve yeni ortaklaşma eğilimleri ortaya çıkabiliyor.
Korunma refleksi, belirsizlik dönemlerinde insanların alıştıkları kimliklere, değerlere ve ilişki biçimlerine daha fazla sarılmasıyla kendisini gösteriyor. Geri çekilme ise siyasal alandan ve kurumlardan uzaklaşma, bireysel yaşam alanına yönelme ve ortak meselelerden geri durma biçiminde ortaya çıkabiliyor.
Bunun yanında yeni ortaklaşmalar da gelişiyor. Ağırdır özellikle gençlerin ve yeni sivil toplum biçimlerinin geleneksel siyasi ve örgütsel kalıpların dışında farklı ilişki biçimleri oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Bu ortaklaşmaların mutlaka ortak bir ideoloji veya siyasi kimlik üzerinden kurulmadığını belirten Ağırdır, gündelik hayatın somut sorunlarının farklı kesimleri bir araya getirebildiğini ifade ediyor. Çevrenin korunması, yoksulluk, mahalle sorunları veya yaşlıların ihtiyaçları gibi meseleler, farklı kimliklere sahip insanların ortak bir zeminde buluşmasına yol açabiliyor.
Gençlerin Kurduğu Yeni Dayanışma Alanları
Ağırdır’ın yazısında genç kuşakların toplumsal dönüşümdeki rolü de öne çıkıyor. Dijital iletişim araçlarıyla büyüyen gençlerin örgütlenme ve ilişki kurma biçimlerinin önceki kuşakların alışkanlıklarından farklılaştığı belirtiliyor.
WhatsApp gibi iletişim kanalları üzerinden kurulan ilişkiler, geleneksel dernek, vakıf veya siyasi örgütlenme modellerinden farklı yeni dayanışma biçimlerine zemin hazırlayabiliyor.
Bu nedenle toplumsal değişimin yalnızca siyasi partilerin örgütlenme kapasitesi üzerinden okunamayacağı görüşü öne çıkıyor. İnsanların doğrudan gündelik hayatlarını ilgilendiren sorunlar üzerinden kurdukları ilişkiler, farklı kimliklerin ötesinde yeni ortaklaşmalar yaratabiliyor.
Değişim İsteyen Ama Değişimden Çekinen Toplum
Ağırdır’ın analizinde dikkat çeken noktalardan biri, toplumdaki farklı eğilimlerin birbirini dışlamak zorunda olmaması. Aynı kişi veya aynı toplumsal kesim bir yandan değişim isterken diğer yandan değişimin getireceği belirsizlikten kaçınabiliyor.
Benzer biçimde güçlü devlet talebi ile adalet ve güvence arayışı, kültürel kimliklerin korunması ile ekonomik sorunlar üzerinden farklı toplumsal kesimlerle ortaklaşma aynı anda görülebiliyor.
Bu nedenle Ağırdır’ın “dip dalga” yaklaşımında belirleyici olan, tek bir toplumsal eğilimin diğerlerini ortadan kaldırması değil, farklı toplumsal duyguların hangi noktada kesişeceği.
Siyasetin Önündeki Asıl Soru
Ağırdır’ın Oksijen’deki yazısının merkezindeki soru, seçim sonuçlarının ötesine uzanıyor: Toplum neyin değişmesini istiyor ve aynı anda neyin değişmesinden korkuyor?
Bu yaklaşımda seçimler, toplumsal değişimin başlangıç noktası değil, daha uzun süre boyunca biriken ekonomik, kültürel, kuşaksal ve siyasal dinamiklerin görünür hale geldiği alanlardan biri olarak ele alınıyor.
Dolayısıyla Türkiye’de önümüzdeki dönemi anlamak için yalnızca siyasi partilerin söylemlerine veya seçim sonuçlarına değil, toplumun gündelik hayatında biriken duygulara ve davranışlara bakmak gerekiyor.
Ağırdır’ın işaret ettiği tablo, birbirinden farklı yönlere hareket eden toplumsal eğilimlerin aynı anda var olabildiği bir Türkiye’ye işaret ediyor. Değişim talebi ile korunma ihtiyacı, kutuplaşma ile ortak yaşam arayışı, güçlü devlet beklentisi ile adalet ve güven talebi aynı toplumsal zeminde buluşabiliyor.
Asıl mesele de bu farklı yönlerin hangi bileşkede buluşacağı sorusunda düğümleniyor.
TB / Oksijen, Bekir Ağırdır; T24.












