back to top
Ana Sayfa Haberler Çocuklar Çalışırken Ölüyor, Devlet Seyrediyor

Çocuklar Çalışırken Ölüyor, Devlet Seyrediyor

İSİG Meclisi’nin Mayıs 2026 raporu, Türkiye’de emek rejiminin giderek daha görünür hale gelen karanlık yüzünü ortaya koyuyor. Sadece Mayıs ayında en az 212 işçi yaşamını yitirirken, yılın ilk beş ayında iş cinayetlerinde ölen emekçi sayısı 835’e ulaştı. Rapora göre çocuk işçiliği, güvencesiz çalışma, yoksulluk, taşeronlaşma ve denetimsizlik artık birbirinden ayrı başlıklar değil; aynı sömürü düzeninin iç içe geçmiş halkaları haline geldi.

Çocuklar Eğitimde Değil Üretim Bantlarında

12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nde yayımlanan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) raporu, Türkiye’de çocuk işçiliğinin ulaştığı boyutu çarpıcı verilerle ortaya koydu.

Rapora göre yalnızca Mayıs ayında yedi çocuk işçi yaşamını yitirdi. Bunların dördü tarımda, biri ticarette, biri inşaatta ve biri metal sektöründe çalışıyordu. Ölen çocuklardan biri ise son yıllarda kamuoyunda yoğun biçimde tartışılan Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında çalışan 15 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’dü.

Hatay İskenderun’da staj yaptığı pastanede elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden Mahir’in ölümü, rapora göre yalnızca bir iş kazası değil; Türkiye’de çocuk emeğinin nasıl sistematik biçimde sömürüldüğünün de sembolü niteliğinde.

İSİG verilerine göre son 13 yılda en az 862 çocuk işçi yaşamını yitirdi. Resmi istatistiklerde yıllık 13-14 çocuk işçi ölümü görünürken, sahadan toplanan veriler gerçeğin çok daha ağır olduğunu ortaya koyuyor. 2024 yılında 71, 2025 yılında ise en az 94 çocuk işçinin yaşamını yitirmesi, çocuk emeğinin giderek yaygınlaştığını gösteriyor.

MESEM: Eğitim Mi, Ucuz İşgücü Mekanizması Mı?

Raporun en kapsamlı bölümlerinden biri MESEM sistemine ayrılmış durumda.

İSİG’e göre bugün yaklaşık 500 bin çocuk, eğitim adı altında üretim süreçlerine dahil ediliyor. Resmi söylemde meslek edinme ve istihdam yaratma amacıyla sunulan sistemin pratikte sermaye için düşük maliyetli hatta çoğu zaman ücretsiz işgücü kaynağına dönüştüğü belirtiliyor.

Öğrenciler haftada bir gün okulda, dört gün işyerinde görünse de sahadaki uygulamanın çoğu zaman haftanın altı günü ve günlük 10-12 saat çalışmaya kadar uzandığı ifade ediliyor. Çocuklara verilen ücretlerin önemli bölümü patronlar tarafından değil, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanıyor.

Raporda, MESEM’in yalnızca eğitim politikası değil, aynı zamanda emek piyasasını ucuz işgücüyle besleyen yapısal bir mekanizma haline geldiği değerlendirmesi yapılıyor.

Daha da dikkat çekici olan ise sistemin yaş sınırının aşağı çekilmesi. 2025 yılında yapılan düzenlemelerle meslek ortaokullarının önünün açıldığı ve çocukların 10-11 yaşlarından itibaren işgücü piyasasına yönlendirilmesinin hedeflendiği belirtiliyor.

İş Cinayetleri Artıyor

İSİG verilerine göre Mayıs ayında en az 212 işçi yaşamını yitirdi.

Böylece 2026 yılının ilk beş ayında iş cinayetlerinde hayatını kaybeden emekçi sayısı 835’e yükseldi.

Aylara göre dağılım şöyle:

  • Ocak: 155 ölüm
  • Şubat: 129 ölüm
  • Mart: 149 ölüm
  • Nisan: 190 ölüm
  • Mayıs: 212 ölüm

Bu tablo, iş cinayetlerinin yıl ilerledikçe artış eğilimi gösterdiğini ortaya koyuyor.

Rapora göre ölenlerin yüzde 79’unu ücretli çalışan işçiler oluştururken yüzde 21’i çiftçi, esnaf ve kendi namına çalışan emekçilerden oluşuyor.

Özellikle tarım sektöründe yaz hazırlıkları sırasında yaşanan ölümlerde dikkat çekici bir artış gözleniyor.

Tarım, İnşaat Ve Taşımacılık Ölümün Merkezi

Mayıs ayında en fazla ölümün yaşandığı işkolları şu şekilde sıralandı:

  • Tarım ve orman: 48 ölüm
  • İnşaat ve yol: 38 ölüm
  • Taşımacılık: 33 ölüm
  • Belediye ve genel işler: 16 ölüm
  • Ticaret, büro ve eğitim: 11 ölüm
  • Metal: 10 ölüm

Rapora göre tarım sektörü halen kayıt dışılığın en yoğun yaşandığı alanlardan biri olmaya devam ediyor.

İnşaat sektöründe ise deprem bölgesi başta olmak üzere büyük kentlerdeki projelerde ölümler sürüyor. TOKİ projelerinden özel sektör yatırımlarına kadar geniş bir alanda iş güvenliği önlemlerinin yetersizliği dikkat çekiyor.

Taşımacılık alanında ise teslimat baskısı, uzun çalışma saatleri, bakımsız araçlar ve güvensiz yollar nedeniyle ölümler artıyor.

Kalp Krizi Artık İş Cinayeti Başlığı Altında

Raporda dikkat çekilen önemli noktalardan biri de aşırı çalışma nedeniyle meydana gelen ölümler.

Mayıs ayında trafik ve servis kazaları 51 ölümle ilk sırada yer aldı. Ancak ikinci sırada bulunan kalp krizi ve beyin kanaması kaynaklı 37 ölüm, çalışma yaşamındaki ağırlaşan koşulların doğrudan sonucu olarak değerlendiriliyor.

Özellikle ileri yaşlarda çalışmaya devam etmek zorunda kalan işçilerde bu ölümlerin arttığı belirtiliyor.

İSİG, kalp krizi kaynaklı ölümleri yalnızca sağlık sorunu değil, uzun çalışma saatleri ve yoksullukla ilişkili bir emek sorunu olarak tanımlıyor.

Emeklilik Yaşı Geldi, Çalışma Zorunluluğu Bitmedi

Mayıs ayında yaşamını yitirenlerin 71’i 50 yaş üstü işçi ve emekçilerden oluşuyor.

Bu sayı toplam ölümlerin yüzde 38’ine karşılık geliyor.

Rapor, emeklilik hakkına ulaşamayan ya da aldığı maaşla geçinemeyen milyonlarca insanın ileri yaşlarda da ağır işlerde çalışmak zorunda kaldığını vurguluyor.

Tarlalarda çalışan çiftçiler, inşaat işçileri, atık toplayıcılar ve gündelik emekçiler, ekonomik kriz ve yoksullaşmanın en görünür mağdurları arasında yer alıyor.

Göçmen İşçiler En Güvencesiz Kesim

Mayıs ayında en az 16 göçmen işçi hayatını kaybetti.

Ölenler arasında Suriyeliler, Mısırlılar, Özbekler, Türkmenler, İranlılar, Afganlar, Senegalliler ve Kazakistanlılar bulunuyor.

Rapor, göçmen işçilerin büyük bölümünün sigortasız, düşük ücretli ve denetimsiz koşullarda çalıştırıldığını belirtiyor.

Özellikle iş kazası sonrasında sağlık hizmetlerine erişememe, hukuki korumadan mahrum kalma ve sosyal destek alamama sorunlarının ölüm riskini daha da artırdığı ifade ediliyor.

Kadın İşçilerin Ölümü Hâlâ Görünmez

Mayıs ayında en az 13 kadın işçi yaşamını yitirdi.

Rapor, kadın işçi ölümlerinin çoğu zaman görünmez kaldığını, birçok olayın kadın cinayeti, şüpheli ölüm ve iş cinayeti başlıklarının kesişim noktasında bulunduğunu belirtiyor.

Konya’da çalıştığı kafede ölü bulunan Suriyeli üniversite öğrencisi Hanaa Ebu Zeyneb’in ölümü de bu tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Ailesi olayın intihar olarak değerlendirilmesine itiraz ederken, dosyaya ilişkin soru işaretleri sürüyor.

Sendikasızlık Öldürüyor

Mayıs ayında hayatını kaybeden işçilerin yalnızca yüzde 5’i sendikalıydı.

Ölen 212 işçiden 192’sinin sendikasız olduğu belirtildi.

Rapor, örgütsüzlüğün iş cinayetlerini artıran temel nedenlerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Ancak dikkat çekici bir başka veri de sendikalı işyerlerinde çalışan taşeron işçilerin de ölümler arasında yer alması.

Bu durum, yalnızca sendikalı olmanın değil, taşeron sisteminin ortadan kaldırılmasının da hayati önem taşıdığını ortaya koyuyor.

Bir Emek Rejiminin Aynası

İSİG’in Mayıs 2026 raporu yalnızca iş kazalarını sıralayan bir veri seti değil.

Rapor, Türkiye’deki emek rejiminin temel karakterini görünür kılıyor: Çocukların eğitim yerine üretime sürüklendiği, emeklilerin geçinebilmek için çalışmak zorunda kaldığı, göçmenlerin korumasız bırakıldığı, kadın emeğinin görünmezleştirildiği ve sendikasızlığın yaygınlaştırıldığı bir çalışma düzeni.

İş cinayetleri bu nedenle yalnızca bireysel ihmallerin sonucu değil; yoksullaşma, güvencesizlik, denetimsizlik ve sermaye lehine şekillenen çalışma politikalarının ürettiği yapısal bir sorun olarak karşımızda duruyor.

2026’nın ilk beş ayında 835 işçinin ölümü, Türkiye’de çalışma yaşamının artık yalnızca bir istihdam meselesi değil, aynı zamanda bir yaşam hakkı meselesi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.


  • TB / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Mayıs 2026 İş Cinayetleri Raporu