EPDK, konutlarda devlet destekli elektrik tarifesinden yararlanmak için esas alınan yıllık tüketim sınırını 2027 yılı için 3 bin kilovatsaate düşürdü. İki yılda yüzde 40 azaltılan sınır nedeniyle yaklaşık 6,5 milyon abone yüksek tüketimli gruba girecek. Muhalefet faturaların yüzde 104’e kadar artabileceğini savunurken tüketici örgütleri karara karşı yargı yoluna gitmeye hazırlanıyor. Düzenleme, enerji maliyetlerinin giderek daha büyük bölümünün hanelere yüklenmesi ve elektrik hizmetine erişimin gelir düzeyine göre farklılaşması tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 30 Ekim 2026 tarihinde aldığı ve 31 Ekim’de Resmî Gazete’de yayımlanan kararla, konut abonelerinin devlet destekli elektrik tarifesinden çıkarılmasında esas alınan yıllık tüketim sınırını 4 bin kilovatsaatten 3 bin kilovatsaate indirdi. 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek düzenleme, daha önce destekli ulusal tarifeden yararlanan milyonlarca haneyi piyasa maliyetlerine bağlı olarak hesaplanan Son Kaynak Tedarik Tarifesi kapsamına taşıyacak.
Konutlarda yıllık tüketim sınırı 2025’te 5 bin, 2026’da 4 bin kilovatsaat olarak uygulanıyordu. Yeni kararla sınır iki yıl içinde yüzde 40 düşürülmüş oldu. Aylık ortalama tüketim karşılığı ise yaklaşık 417 kilovatsaatten önce 333’e, ardından 250 kilovatsaate geriledi.
EPDK’nin açıkladığı verilere göre Türkiye’de yaklaşık 44,2 milyon konut abonesi bulunuyor. Yeni düzenlemeyle bunların 6,5 milyonunun, başka bir ifadeyle yüzde 14,7’sinin yüksek tüketimli abone grubuna girmesi bekleniyor. Böylece devlet destekli elektrik fiyatlandırmasının dışında kalan hanelerin kapsamı genişleyecek.
Sınır Düşüyor, Fatura Piyasa Fiyatına Bağlanıyor
Yeni uygulamada belirleyici olan aylık faturanın kaç lira geldiği değil, bir takvim yılı içinde tüketilen toplam elektrik miktarı. Yıllık 3 bin kilovatsaat sınırını aşan ve elektrik tedarikçisiyle özel anlaşma yapmayan konut aboneleri, destekli ulusal tarife yerine piyasa maliyetlerine bağlı olarak hesaplanan Son Kaynak Tedarik Tarifesi’ne geçirilecek.
Bu nedenle düzenleme, bütün elektrik abonelerine aynı anda uygulanacak genel bir zam anlamına gelmiyor. Ancak daha önce destekli tarifede kalan hanelerin bir bölümü için önemli fatura artışları yaratabilecek.
EPDK’nin açıklamasına göre yıllık 3 bin kilovatsaatlik tüketim, mevcut fiyatlarla aylık ortalama 820 liralık faturaya karşılık geliyor. Bununla birlikte bu tutar yasal bir parasal sınır değil; mevcut tarifeler üzerinden yapılmış yaklaşık bir hesaplama. Elektrik fiyatlarının değişmesi halinde aynı tüketimin parasal karşılığı da değişebilecek.
Yeni sınırın bir başka önemli özelliği, 2026 yılındaki tüketimin de dikkate alınması. Örneğin 2026’nın ekim ayında yıllık 3 bin kilovatsaat sınırını aşan bir abone, 1 Ocak 2027’den itibaren yüksek tüketimli tarifeye alınabilecek. Sınırı aralık ayında aşan aboneler için ise uygulama mart ayında başlayabilecek.
Dolayısıyla yeni karar yalnızca gelecek yılın tüketimini değil, içinde bulunulan yılın elektrik kullanımını da etkileyen bir sonuç doğuruyor.
Yavuzyılmaz: Faturalar Yüzde 104 Artabilir
YENİ Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, düzenlemeyi sert sözlerle eleştirerek hükümetin elektrik faturalarında yeni bir mali yük oluşturduğunu savundu.
Yavuzyılmaz’ın açıkladığı hesaplamaya göre, aylık 250 kilovatsaat elektrik tüketen ve bugün yaklaşık 822 lira fatura ödeyen bir abonenin faturası, yüksek tüketimli tarifeye geçmesi halinde 1.676 liraya çıkabilecek. Bu hesaplama yüzde 104’lük artış anlamına geliyor.
Aylık faturası 1.226 lira olan başka bir tüketim örneğinde ise tutarın 2.233 liraya yükselebileceğini belirten Yavuzyılmaz, artış oranını yüzde 82 olarak hesapladı.
Ancak bu rakamlar milletvekilinin mevcut piyasa koşullarına dayanan tahmini hesaplamalarını yansıtıyor. EPDK tarafından 2027 için bütün abonelere uygulanacak kesin bir zam oranı açıklanmış değil. Gerçek fatura tutarları, elektrik piyasasındaki fiyatlara, tüketim miktarına ve uygulanacak tarife koşullarına göre değişebilecek.
Yavuzyılmaz, 2026 yılı toplam tüketimi henüz 3 bin kilovatsaate ulaşmayan abonelere kasım ve aralık aylarında tüketimlerini kontrol etmeleri çağrısında bulundu. Milletvekilinin verdiği 9 bin 864 liralık yıllık fatura tutarı ise yaklaşık bir hesaplama niteliğinde. Düzenlemede esas alınan ölçüt, faturaların parasal toplamı değil, sayaçlarda kayıtlı kilovatsaat miktarı.
Tüketici Örgütlerinden Yargı Uyarısı
Enerji Tüketicilerini Koruma Derneği (ENDER) de karara tepki gösterdi. Dernek Genel Başkanı Mahmut Sami Alamur, tüketim sınırının düşürülmesinin milyonlarca aboneyi daha yüksek faturalarla karşı karşıya bırakacağını belirterek düzenlemeyi örtülü zam olarak değerlendirdi.
Alamur, EPDK’den kararın dayanağı olan tüketim verilerini kamuoyuyla paylaşmasını ve düzenlemeyi yeniden değerlendirmesini istedi. Kararın geri alınmaması halinde yargı yoluna başvurabileceklerini açıkladı.
EPDK ise düzenlemenin gerekçesini, elektrik tüketimi yüksek abonelerin devlet desteği kapsamından çıkarılması ve enerjiyi gerçek maliyetleri üzerinden satın alması olarak açıklıyor. Kurum, ulusal elektrik tarifesinde bu kararla doğrudan bir fiyat değişikliği yapılmadığını vurguluyor.
Buna karşılık tüketici temsilcileri, destekten yararlanma sınırının düşürülmesinin fiilen daha fazla haneyi yüksek faturalarla karşı karşıya bırakacağını savunuyor.
Elektrik Tüketimi Her Hanede Aynı Anlama Gelmiyor
Düzenlemenin toplumsal etkisi yalnızca tüketim miktarları üzerinden değerlendirilemiyor. Çünkü aynı miktarda elektrik kullanan hanelerin gelir düzeyleri, aile büyüklükleri, yaşadıkları konutların özellikleri ve enerji ihtiyaçları birbirinden farklı.
Kalabalık bir aile, tek başına yaşayan bir kişiden daha fazla elektrik tüketebilir. Elektrikle ısınan veya sıcak su sağlayan bir konutun tüketimi, doğal gaz kullanılan bir konuttan farklı olabilir. Yalıtımı yetersiz evlerde yaşayanlar da aynı yaşam koşullarını sağlamak için daha fazla enerji harcamak zorunda kalabilir.
Bu nedenle yıllık 3 bin kilovatsaatlik sınırın üzerindeki bütün haneleri ekonomik bakımdan güçlü veya gereğinden fazla tüketim yapan kesimler olarak değerlendirmek mümkün değil.
Enerji tasarrufunun teşvik edilmesi, gereksiz tüketimin azaltılması ve kamu kaynaklarının adil kullanılması elbette önemli. Ancak elektrik, yalnızca isteğe bağlı bir tüketim kalemi değil; aydınlatmadan gıda saklamaya, ısınmadan eğitime kadar günlük yaşamın temel ihtiyaçlarından biri.
EPDK’nin kararında bazı tüketici grupları için istisnalar da bulunuyor. Yaşam destek cihazlarına bağımlı tüketiciler, şehit aileleri ve belirli gazi grupları ile bazı ibadethaneler ve özel kullanım alanları düzenlemenin dışında tutuluyor. Buna karşılık genel uygulamada hane gelirinin, ailede yaşayan kişi sayısının veya konutun enerji verimliliğinin doğrudan ölçüt olarak kullanılması öngörülmüyor.
Enerji Maliyetini Kim Üstlenecek?
Elektrik fiyatlandırmasındaki değişiklik, enerji piyasasının nasıl örgütlendiği ve maliyetlerin toplumun hangi kesimlerine dağıtıldığı sorusunu da gündeme getiriyor.
Türkiye’de elektrik üretimi, dağıtımı ve perakende satışı farklı kamu ve özel sektör kuruluşlarının faaliyetleriyle yürütülüyor. Devlet, destekli tarifeler yoluyla belirli tüketici gruplarının elektrik maliyetlerinin bir bölümünü üstleniyor. Son Kaynak Tedarik Tarifesi ise destek kapsamının dışında kalan tüketicilerin enerji bedelini piyasa maliyetlerine daha doğrudan bağlıyor.
Bu sistemde devlet desteğinin daraltılması, kamu tarafından karşılanan maliyetin bir bölümünün doğrudan tüketici faturalarına yansıması sonucunu doğuruyor. Ancak bundan elektrik şirketlerinin ne ölçüde ek kazanç sağlayacağı, yalnızca tüketim sınırındaki değişikliğe bakılarak belirlenemez. Bunun için üretim maliyetleri, tedarik fiyatları, dağıtım bedelleri ve şirketlerin gelir yapısının birlikte incelenmesi gerekir.
Asıl tartışma, enerji maliyetlerinin nasıl oluştuğu kadar bu maliyetlerin kimler arasında ve hangi ölçütlerle paylaştırıldığı üzerinde yoğunlaşıyor.
Elektriğe erişimin temel bir toplumsal ihtiyaç olduğu kabul edildiğinde, fiyatlandırmanın yalnızca tüketim miktarına göre değil, hanelerin ödeme gücü ve zorunlu enerji gereksinimleri dikkate alınarak düzenlenmesi talebi de önem kazanıyor.
2025’te 5 bin kilovatsaat olan sınırın 2027’de 3 bine indirilmesi, destekli elektrik kullanımının kapsamının giderek daraldığını gösteriyor. Bu daralmanın ilerleyen yıllarda sürüp sürmeyeceği henüz bilinmiyor.
Ancak mevcut kararın ortaya çıkardığı tablo açık: Elektrik tüketimi değişmese bile, aynı hanenin destekli tarifeden çıkarılması nedeniyle ödediği tutar önemli ölçüde artabilecek.
Türkiye’de milyonlarca insanın geçim sıkıntısı yaşadığı koşullarda asıl soru, elektriğin maliyetinin ne kadar olduğu kadar, bu maliyeti kimin hangi gelirle karşılayabileceğidir. Enerji tasarrufu gerekli olabilir; fakat temel ihtiyaçların karşılanması, hanelerin bütçesi daraldıkça ışığı daha erken söndürmelerine bırakılabilir mi?
- NHA / Resmî Gazete, EPDK açıklamaları, Anadolu Ajansı, ANKA Haber Ajansı, Bloomberg HT, Dünya gazetesi, Ege Postası, Enerji Tüketicilerini Koruma Derneği açıklamaları, Deniz Yavuzyılmaz’ın 30 Ekim 2026 tarihli açıklaması.









