İtalya’da 30 Ekim’de düzenlenen 24 saatlik genel grev, işçileri, öğrencileri ve liman emekçilerini ülke çapında bir araya getirdi. Meloni hükümetinin ekonomi ve silahlanma politikalarını protesto eden göstericiler ücret artışı, sosyal hakların korunması ve savaş harcamalarının azaltılmasını istedi. Sendikalar yaklaşık 1,5 milyon kişinin eylemlere katıldığını açıkladı.
İtalya’da taban sendikalarının çağrısıyla gerçekleştirilen genel grev, 30 Ekim Cuma günü ülkenin kuzeyinden güneyine yayılan kitlesel gösterilere dönüştü. Roma, Milano, Torino, Bologna, Napoli, Cenova ve Palermo’nun da aralarında bulunduğu onlarca kentte işçiler, öğrenciler, emekliler ve barınma hakkı savunucuları meydanlara çıktı. Unione Sindacale di Base (USB) öncülüğünde düzenlenen grevde artan hayat pahalılığı, ücretlerin enflasyon karşısında erimesi, kamu hizmetlerindeki yetersizlikler ve hükümetin askerî harcamaları artırma politikası protesto edildi. Gösterilerin ortak sloganlarından biri, silahlanmaya ayrılan kaynakların ücretlere ve toplumsal ihtiyaçlara yönlendirilmesi çağrısıydı.
Sendikalardan Ülke Çapında İş Bırakma Çağrısı
Genel grev, USB’nin yanı sıra Cobas, Unicobas, ADL Cobas, CLAP ve çeşitli bağımsız sendikal örgütlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Kamu ve özel sektörü kapsayan iş bırakma çağrısı; ulaşım, eğitim, sağlık, lojistik ve liman hizmetleri başta olmak üzere farklı işkollarını içine aldı.
Sendikalar, özellikle son yıllarda enerji, gıda, kira ve ulaşım giderlerindeki artışın ücretlilerin satın alma gücünü zayıflattığını belirterek maaşların enflasyona göre artırılmasını istedi. Temel tüketim ürünlerindeki vergilerin azaltılması, enerji fiyatlarına müdahale edilmesi ve kamu hizmetlerine daha fazla kaynak ayrılması da talepler arasında yer aldı.
Grevi düzenleyen sendikalara göre İtalya’da çalışanların ve emeklilerin gelirleri yaşam maliyetlerindeki yükselişi karşılamakta yetersiz kalırken, hükümetin bütçe öncelikleri giderek savunma harcamalarına yöneliyor. Sendikalar, bu tercihin eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerin finansmanı üzerindeki sonuçlarının tartışılması gerektiğini savundu.
USB, grev günü ülke genelindeki gösterilere yaklaşık 1,5 milyon kişinin katıldığını açıkladı. Bazı sendikal açıklamalarda daha yüksek rakamlar da dile getirildi. Ancak bu sayılar bağımsız olarak doğrulanmış ulusal katılım verileri değil. Basın kuruluşlarının ve yerel makamların kent bazındaki tahminleri arasında da farklılıklar bulunuyor.
Roma’dan Milano’ya Kitlesel Yürüyüşler
Başkent Roma’da öğrenciler, işçiler ve toplumsal hareketlerin katıldığı yürüyüşler kent merkezine uzandı. Göstericilerin bir bölümü Kolezyum yakınındaki Fori Imperiali bölgesinde çadırlar kurarak eylemi sürdürme kararı aldı. Sendika ve barınma hakkı örgütleri, burada 1 Kasım Pazar günü ulusal bir toplantı düzenleyeceklerini duyurdu.
Milano’da göstericiler kentin doğu çevre yoluna girerek trafiği yaklaşık bir buçuk saat durdurdu. Yerel haberlerde yürüyüşe katılanların sayısı yaklaşık 30 bin olarak aktarılırken, organizatörler daha yüksek katılım rakamları açıkladı. Öğrenci toplulukları ve sendikal gruplar, ücretler ve kamu hizmetleri konusundaki taleplerini birlikte dile getirdi.
Torino’da öğrenciler, işçiler ve çiftçilerin katıldığı gösterilerde polisle protestocular arasında çatışmalar yaşandı. Polis bazı noktalarda tazyikli su kullandı. Çiftçilerin belediye binası önüne gübre dökmesi de tarım kesiminin protestolara katılımının dikkat çeken örneklerinden biri oldu.
Bologna, Napoli, Vicenza ve Mestre’de de yürüyüşler sırasında ulaşım yolları kapatıldı. Bazı kentlerde polis müdahaleleri, yaralanmalar ve gözaltılar bildirildi. Roma’da parlamentoya yaklaşmaya çalışan bir gruba müdahale edilirken sekiz kişinin gözaltına alındığı aktarıldı.
Gösterilerin büyük bölümü barışçıl gerçekleşmekle birlikte bazı kentlerdeki çatışmalar, protesto hakkı ile kamu düzeni gerekçesiyle uygulanan güvenlik önlemlerini yeniden tartışmaya açtı.
Liman İşçilerinden Silah Sevkiyatlarına Karşı Eylem
Genel grevin en dikkat çekici yönlerinden biri, liman işçilerinin uluslararası dayanışma çağrısı oldu. Cenova, Livorno, Ravenna, Trieste, Ancona ve başka liman kentlerinde çalışanlar, silah ve askerî malzeme taşımacılığına karşı protestolar düzenledi.
Cenova’da yaklaşık 15 bin kişinin katıldığı bildirilen yürüyüşte liman işçileriyle öğrenciler bir araya geldi. Göstericiler liman bölgesine girerek savaşlarda kullanılan malzemelerin ticari limanlar üzerinden taşınmasına karşı çıktı.
Ravenna’da liman faaliyetlerinin bir bölümünü etkileyen eylemler gerçekleştirilirken Livorno’da işçiler ve destekçileri liman çevresinde protestolar düzenledi. Trieste’de de liman girişinde yüzlerce kişi toplandı.
Liman işçilerinin eylemleri yalnızca İtalya ile sınırlı kalmadı. Uluslararası sendikal ağların çağrısıyla farklı ülkelerdeki limanlarda da savaş karşıtı protestolar düzenlendi. Organizatörler, 100’den fazla limanın bu uluslararası hareketliliğin kapsamına girdiğini duyurdu. Ancak bütün limanlarda aynı ölçekte iş bırakma ya da fiilî durdurma yaşandığına ilişkin doğrulanmış bir veri bulunmuyor.
Bu eylemler, savaş politikaları ile uluslararası ticaret ve lojistik arasındaki ilişkiyi gündeme taşıdı. Liman çalışanları, taşımacılık faaliyetlerinin yalnızca ticari bir işlem olarak görülemeyeceğini, savaş malzemelerinin sevkiyatında çalışanların da ahlaki ve toplumsal sorumluluklarının bulunduğunu savundu.
Öğrencilerle İşçiler Aynı Meydanlarda
Genel greve katılan öğrenci hareketleri, eğitim sistemindeki sorunları ve kamu kaynaklarının kullanımını protestoların önemli başlıklarından biri haline getirdi.
Grev öncesinde Milano’daki Statale ve Bicocca üniversitelerinde, Roma’daki La Sapienza Üniversitesinde öğrenciler bazı fakülte ve kampüs alanlarını işgal etmişti. Öğrenciler eğitim harcamalarının artırılmasını, kamu üniversitelerinin güçlendirilmesini ve gençlerin yaşam koşullarının iyileştirilmesini talep etti.
Öğrencilerin protestolara katılması, son haftalarda farklı toplumsal kesimler tarafından sürdürülen eylemler arasında yeni bağlantılar kurulmasını sağladı. Barınma sorunları yaşayan gençlerle düşük ücretlere karşı çıkan işçiler, tarımsal maliyetlerden yakınan üreticiler ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesini isteyen çalışanlar aynı gösterilerde buluştu.
Bu ortaklaşma, farklı kesimlerin yaşadığı sorunların birbirinden bütünüyle bağımsız olmadığını ortaya koyuyor. Eğitimini tamamlayan gençlerin iş bulma ve barınma güçlükleri, çalışanların ücret kayıpları ve emeklilerin geçim sorunları, gelir dağılımı ve kamu kaynaklarının kullanımıyla doğrudan bağlantılı.
Bununla birlikte bir günlük ortak eylemin kalıcı bir toplumsal ittifaka dönüşüp dönüşmeyeceği, sendikaların ve öğrenci örgütlerinin bundan sonraki çalışmalarına bağlı olacak.
Hükümetle Sendikalar Arasında Grev Hakkı Tartışması
Genel grev öncesinde Giorgia Meloni hükümeti ile sendikalar arasında ulaşım hizmetlerinin durdurulması konusunda anlaşmazlık yaşandı.
Ulaştırma Bakanı Matteo Salvini’nin ulaşım sektöründeki grevi ertelemeye yönelik kararı, USB tarafından grev hakkına müdahale olarak nitelendirildi. Sendika, kararın hukuka aykırı olduğunu savunarak iş bırakma çağrısını sürdürdü ve olası yaptırımları göze alacağını açıkladı.
İtalya’da temel kamu hizmetlerinde grev hakkı belirli yasal düzenlemelere tabi bulunuyor. Hükümet, ulaşımın sürekliliği ve kamu hizmetlerinin korunması gerekçesiyle müdahalede bulunurken sendikalar, bu yetkinin çalışanların toplu eylem hakkını sınırlandırmak amacıyla kullanılmasına karşı çıkıyor.
Bu anlaşmazlık, genel grevin yalnızca ücretler ve bütçe politikalarıyla ilgili olmadığını, sendikal hakların kullanımına ilişkin bir mücadeleyi de içerdiğini gösterdi.
Grev Sona Erdi, Protestolar Devam Ediyor
Bir günlük genel grevin ardından Roma’da kurulan çadırlar kaldırılmadı. USB ve eylemlere katılan toplumsal örgütler, 31 Ekim’de etkinlikleri sürdürme ve 1 Kasım’da ulusal bir toplantı yapma kararı aldı.
Sendika yönetimi, hayat pahalılığına ve silahlanma politikalarına ilişkin taleplerine hükümetten yanıt beklediklerini açıkladı. Grevin ardından yeni eylem biçimlerinin ve ortak mücadele olanaklarının değerlendirilmesi öngörülüyor.
İtalya’daki genel grev, Avrupa’nın farklı ülkelerinde son dönemde görülen toplumsal protestolarla da benzer sorunları gündeme taşıdı. Ücretlerin satın alma gücü, sosyal hizmetlerin finansmanı, askerî harcamalar ve gençlerin gelecek beklentileri, ülkelerin farklı ekonomik koşullarına rağmen ortak tartışma başlıkları oluşturuyor.
30 Ekim’de İtalya’da gerçekleşen eylemler, çalışanların ekonomik talepleriyle savaş karşıtı hareketlerin aynı mücadele içinde buluşabileceğini gösterdi. Ancak bu ortaklığın süreklilik kazanması, farklı kesimlerin taleplerinin nasıl bir siyasal ve toplumsal programa dönüşeceğine bağlı.
İtalya’daki genel grevin ortaya koyduğu temel soru, yalnızca ücretlerin ne kadar artırılacağı değil, toplumun ürettiği kaynakların hangi ihtiyaçlara öncelik verilerek kullanılacağıdır. Silahlanmaya ayrılan bütçeler büyürken çalışanların geçim koşulları ve kamu hizmetleri üzerindeki baskı sürüyorsa, bu tercihlerin sonuçlarına katlananların karar süreçlerinde ne ölçüde söz sahibi olduğu da tartışılmak zorundadır.
- NHA / Radio Onda d’Urto, DINAMOpress, Unione Sindacale di Base (USB), ANSA, RaiNews, la Repubblica, Euronews, Reuters












